• BIST 98.501
  • Altın 228,334
  • Dolar 5,7656
  • Euro 6,6758
  • İstanbul 20 °C
  • Adıyaman 27 °C
  • Ankara 25 °C

Demokrasinin Kirli Yüzü

Abdullah YEKTA

Yönetimde esas ve usullere henüz sahip olamayan ülkelerde halk, vaktinin çoğunu sandık başına gidip gelmekle kaybeder. Ülke, sık sık yapılan seçimlerde ekonomik, sosyal ve siyasi olarak birçok kayıplar yaşar. Türkiye’de 2002’den bu yana seçimlerin ekonomiye fazla zarar vermeden yapılmasına dikkat edildiği söylenmektedir fakat her şeyi yapılan masraflar çerçevesinde değerlendirmemek gerekir. Çünkü nihayetinde ülke, yapılan seçimlerle vakit kaybına uğramaktadır.

Seçim, düğümlenen sorunları çözmede başvurulan çözüm yollarının başında gelmektedir. Geçmişte her on yılda bir ihtilal gören bir ülke olarak zaman kaybı da olsa, ekonomik kaybı da olsa; demokratik olmayan seçimler de olsa iyi ki seçim vardır, diyoruz.

Sormamız gereken en önemli soru şu: Seçim sistemimiz ne kadar demokratik? Demokrasiye inanmayan birisi olarak bunu sorma gereği duyuyorum. İnanmıyorum fakat buna rağmen içinde yaşadığımız ortamda bundan başka bir seçeneğimiz de yoktur. Şu an yaşadığımız sorunların başlıca sebeplerinden biri de bu seçim sistemidir. Halkın düşüncelerini, fikir ve isteklerini yansıtmaktan uzak bir seçim sistemimiz vardır. Kaba bir tarifle ‘demokrasi’ halkın yönetime dâhil olması, istek ve arzularını yönetenlere direk veya dolaylı yoldan her an bildirmesidir. Demokratik sınıf, demokratik köy, demokratik şehir ve demokratik toplum gibi ifadeleri her zaman duyarız fakat ne olduklarını da henüz görmemişiz. Avrupa’da kimi ülkelerin ve eyaletlerin demokratik olduklarından bahsedilir fakat onada sadece kendi düşünce ve fikirleri için uygulanan bir demokrasi denilse daha tutarlı olur.

Demokrasinin ne olduğu ve ne olması gerektiği konusunda her vatandaş az çok bilgi sahibidir. Bu anlamda malumu anlatmaya gerek yoktur. Şu an Türkiye’de işleyen demokrasinin sakatlıklarını görmek gerek. “Kanunlar zayıflar için yapılmıştır.” diye bir Alman atasözü vardır.  Güçlüler zaten kanun tanımazlar, kanun onlar için örümcek ağı gibidir, istedikleri zaman delip geçerler. Seçim sistemimiz de örümcek ağı gibidir. İstenildiği gibi kullanılmaktadır. Yazılı olmayan fakat uygulanan tek kanun kralın kanunudur. Bu kanuna göre birinci madde kral haklıdır. İkinci madde, kralın haklı olmadığı durumlarda birinci madde uygulanır. Aslına bakılırsa en masrafsız ve dünyanın en sade kanunu kral kanunudur.

Maalesef biz bu sadelik ve basitlikten mahrumuz. Dünya kadar kanun önümüze konulur, fakat çok azı tatbik edilir. Bir fikir edinmek için sadece seçim kanunu ve bu kanunun ne kadar uygulandığına bakılsa yeterlidir. Güçlülerin kendi menfaati için sık sık değiştirdikleri bir kanun desek hatalı olmaz sanırım.

 Seçimlerin en popüler tarafı belki de önseçim veya temayül yoklaması tafralarıdır. Halkın isteklerine önem verildiği görüntüsünü vermek için anket ve temayül yoklamalarından bahsedilir fakat anket ve temayül yoklamaları göstermeliktir. Çünkü yapılan anket ve temayül yoklamalarına hiç itibar edilmediği, hatta kimi zaman temayül yoklaması zarf ve torbalarının genel merkezlerde hiç açılmadığı söyleniyor. Aday tespitinde halkın temayülüne başvurulduğu söylemi demokrasinin en süslü yalanlarından biri olsa gerek.

Demokrasinin en çirkin ve en tutarsız tarafı genel merkezlerin halka rağmen halkın tasvip etmediği adayları halkın önüne seçilmesi için getirmeleridir. Partiler, halkın istediği adayları değil, kendi seçtikleri adayları halka dayatırlar. Parti genel merkezlerinin emir kulu olan, onların her istediğini kabul eden kişileri halka sunarlar. Geçtiğimiz günlerde olduğu gibi genel başkanlar gerektiğinde seçtirdiği milletvekilleri onların rızası olmadan pazarlayabilir. Halk adına seçildiği söylenen kişiler buna pek itiraz etmezler. Partilerde lider hâkimiyeti had safhadadır. Parti liderlerinin etrafında kümelenen mutlu azınlıklar kraldan fazla kralcı olurlar ve kendi menfaatlerini bu yolla sağlamaya çalışırlar. Ülkeyi kurtaracağız diyenler, biz kazanmasak ülke kaybeder diyenler her zaman kendilerini ve birilerini kurtarmaya çalışırlar. Ülke menfaatleri dedikleri kendi menfaatleridir. Bunun en büyük delili bu tür insanların menfaatlerini bittiğini gördükleri an parti değiştirmeleridir. Menfaat söz konusu olduğunda mutlu azınlıkta omurga olmaz.

Bilişim teknolojisinin bu kadar yaygın olduğu bir zamanda kimse halkı koyun sanmasın. Halk gazaba geldiği zaman en güçlü iktidarları dahi bozuk para gibi harcayabilir. Bu çok zor değildir. Masum bir çocuk dahi “Kral çıplak” diyebilir. Masumların ahı tutabilir, zirvedekiler tepetaklak aşağı düşebilirler. Bir ömür boyu okuyup üniversiteyi başarılı derecelerle bitiren ve imtihanlarda en yüksek notları aldığı halde torpili olmadığı için mülakatlarda elenen genç kızların gözyaşları bırakın bir partiyi bir ülkeyi dahi yakabilir. Bu adil olmayan çarpık seçim sistemiyle kendi tayfasını belirleyenler bilsin ki zulümle abat olunmaz. 

Selam ve dua ile.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr