• BIST 106.711
  • Altın 143,532
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • İstanbul 31 °C
  • Adıyaman 36 °C
  • Ankara 28 °C

Deprem insanın kaderi midir?

Abdullah YEKTA

Her deprem sonrasında tekrarlanan bir soru. Deprem ile kader beraber anılır. İnsanın kendi kendini bir tatmin yöntemi olsa gerek, her deprem sonrası bu tür yorumlar gündeme gelir. Bugünlerde yapılan yersiz yorumlardan biri de depremin faizcilikle açıklanmasıdır.  İstanbul depremi olduğunda yine benzer yersiz yorumlar yapılmıştı. “Bu memlekette çok faiz yendiğinden, çok zina ve benzeri günahlar işlendiğinden depremler meydana gelmektedir.”  türü açıklamalar her deprem sonrasında gündeme gelen fakat derinliği olmayan, düşünülmeden söylenilen bir takım yersiz sözlerdir. Deprem ile günahlar birbirine bağlı olarak meydana gelen şeyler olsaydı batının başkentlerinde her gün depremlerin olması gerekirdi. Olayları işimize geldiği gibi kolaycı bir takım tahlil ve yorumlarla izah etmek yerine, bu olayların ilahi kanundaki karşılığı nedir? İnanan ve inanmayan insanların yüzleştiği bu felaketler ne anlam ifade etmektedir, ona bakmak gerekir.

“ Ant olsun ki sizi korku, açlık;  mallarınız, canlarınız ve ürünlerinizden eksiltmek gibi şeylerle deneriz. Sabredenleri müjdele!” (Bakara, 2/155) Allah Teâlâ, korku ve açlıkla insanları denemektedir. Ürünlerdeki eksiklik ile kuraklık ve mallara gelen afetlerle Allah bizi denemektedir.

Evet, deprem kıyametin bir provasıdır. Kıyamet gününün dehşeti günümüzde gerçekleşen depremlerle hiç mi hiç kıyaslanmayacak kadar büyüktür. Kişinin çocuğundan, eşinden, anne ve babasından, en çok sevdiklerinden kaçındığı gündür, o gün. İnsanın sarhoşlar gibi başının döndüğü bir gündür.

 Deprem kıyametin bir provasıdır. Kulun bir imtihanıdır. “ İnsanlar yalnız ‘inandık’ demekle hiç sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar?” (Ankebut, 29/2) Allah beterin beterinden sakındırsın. Her türlü yoklukla imtihan olabiliriz. Bütün bunları “kaderimizde bu vardı, ne yapalım.” gibi ucuz sözlerle de geçiştiremeyiz. Asıl düşünmemiz gerekeni unutarak olup bitenleri kadercilikle açıklamak bizden istenilen bir şey değildir. Allah Teâlâ açıkça bir imtihandan bahsetmektedir.  Bazen çok mal ile bazen kıtlık ile bazen de felaketlerle deneneceğimizi söylemektedir.

Bize düşen, fikrine, zikrine ve gidişatına bakmadan yapabildiğimiz kadarıyla felakete maruz kalan insanlara yardım etmektir. Maddi yardım elimizde gelmiyorsa o insanlara güzel bir şekilde sabrı tavsiye etmektir. Oturdukları yerde şu felaket faizden ötürü olmuştur; bu deprem, çokça günah işlendiğinden olmuştur, gibi ucuz yorum ve sözlere aldanmayalım. Çünkü sosyal medyada olsun, bir takım vaaz ve nasihat programlarında olsun bu tür yanlış yorumlarda bulunanlar oluyor. Bunlara itibar etmemek gerekir. Çünkü peygamberler de kıtlık, felaket ve deprem gibi afetlerle karşı karşıya gelmişlerdir. Yakup (as.) oğullarıyla beraber kıtlık felaketini yaşamıştı. Peygamberimiz döneminde insanlar kıtlık yaşamışlar. Bunları bir günahla mı açıklamak gerek? Bunlar yanlış şeyler.

Selam ve dua ile. 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr