• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 21 °C
  • Adıyaman 29 °C
  • Ankara 22 °C

Deprem Ve İnsanın İradesi

Abdullah YEKTA

   

               

İnsan, yeryüzünü inşa  etmesi  ve oranın hakimi olması için yeryüzüne halife olarak getirilmiştır. İradesiyle doğa olayları hakkında gelebilir. İcat ettiği teknolojiyle daha güvenli bir halde yaşayabilir. Tabiata uygun olarak, kendi hayatı için aldığı önlemler, icat edip uyguladığı teknolojiler mubahtır. Yerine göre gerekli ve zaruridir.

 Allah Teâlâ örümcek ağını dayanaksız ve işe yaramaz bir ev tipi olarak tanıtır. İnsana düşen hayatını devam ettirebilmek ve canını korumak için, aklını kullanarak önlemler almasıdır. Gerekli önlemleri almadan, binaları sağlam yapmadan ‘’her şey Allah’ın iradesine göre olmaktadır’’ve ‘’Allah ne dedi ise, o olur’’ gibi kaderci bahanelerin arkasına sığınmak, insanı sorumluluğundan kurtarmaz

Türkiye de ve dünyada olan depremlerin insana öğrettiği bir gerçek vardır: Ev ve binalarımızı sağlam zeminlerde ve sağlam bir şekilde yapmak. Deprem bir sürü can aldıktan sonra hayıflanmak ve sorumluluğu üzerimizden atmak için kadere sarılmak bizi kurtarmaz. Çünkü bir sorumluluğumuz vardır. Görevimizi yerine getirip, tedbirleri aldıktan sonra tevekkülde bulunabiliriz. Önlemleri aldıktan sonra gücümüzün dışında meydana gelen vakıalara,  o zaman Allahın takdiri diyebiliriz. Dört yüz yıldan beri İstanbul’da, Bursa’da, Van’da, Konya’da hala ayakta duran ve yıkılmayan camiler, binalar vardır. Malzemeden çalmadan yapılan ve yıkılmayan yeni ve eski binalar vardır.

Bu durum da diyebileceğimiz bir şey vardır: O da başımıza gelen birçok sıkıntı ve afet kendi fiillerimizdir, yaptıklarımızdır. Bunlara ilahi takdir diye mazeret uyduramayız. Bu  insanın kaderi değildir. Bu yanlış inançları zihinlerimizde silip atmamız gerekir. Yıkılma tehlikesi olan bir duvarın gölgesine, Hz Ali oturmamıştır. Hz Ömer veba olan yere gitmemiştir. Önlem  ve tedbir almak üzerimize bir vecibedir, bir görevdir. Sorumluluğumuzu  yerine getirmektir.

Kendisine gelerek tevekkülü soran  sahabeye  Peygamber(s.a.v) deveni  bağla  ondan sonra Allaha tevekkülde bulun, diye nasihatte bulunmuştur. Kader ile ilgili tasavvurumuz Kur’an’dan  daha ziyade farklı din ve topluluklardan alınan yanlış bir tasavvurdur. Müşrikler de başlarına gelen bir olayı veya yanlış yaptıkları bir işi ‘’ eğer  Allah dilemeseydi biz bunları yapmazdık’’(En’am :148;Nahl:35) derlerdi.

Uhud da yenilgiyi tadan sahabeler ‘’ bu neden böyle oldu? ‘’ demişlerdi. Allah Teala da bu soruya ‘’ de ki:  sizin  kendi yüzünüzden’’ diye cevap vermişti.(Al-i İmran:165)

Evet aynı zamanda zihin alt yapımız olan bu tasavvurumuzu/inancımızı Kur’an’a göre  şekillendirmeliyiz.

‘’ ve Biz  her bir insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık. Nitekim  Kıyamet günü onun önüne (dünyada yapıp  ettiği) her şeyi kayıtlı bulacağı bir kitap koyacak (ve  diyeceğiz ki): Oku kitabını! Bu gün kendi hesabını görmek için sen sana yetersin.’’ (İsra:13-14)

Allah depremde  hayatını kaybedenlere rahmet eylesin ve yaralılara acil şifalar versin.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr