• BIST 109.666
  • Altın 156,594
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • İstanbul 13 °C
  • Adıyaman 6 °C
  • Ankara -1 °C

Dini Hayatı Yeniden Düşünmek

Abdullah YEKTA

15 Temmuzda Türkiye, FETÖ ve PKK gibi Emperyalist ABD'nin maşaları olan örgütlerin darbe teşebbüslerini atlatmış durumda fakat bu darbeye neden maruz kaldık, bunun sebepleri nelerdir, bu tür tehlikelerden nasıl korunacağız? Bu konuda henüz tehlikelerin nerelerden gelebileceğini görememekteyiz. Bu konu, sadece Türkiye'nin meselesi değildir. Diğer İslam ülkelerinin bizden bir farkları yoktur. Hepsinin ortak özelliği  “ Asıl gündemleri olmayan, kendilerini beklemekte olan tehlikeleri henüz kestiremeyen ve her an tehlikelerle yüz yüze olduğunu bilmeyen halklar” olmalarıdır.

Osmanlının gerileme dönemlerinden günümüze kadar bu olaylar karşısında basit güvenlik tedbirleri ile bu meseleler çözülmeye çalışılmıştır. İşin sosyolojik, psikolojik ve dini boyutu; emperyalistlerin on sekizinci asırdan bu yana dini cemaat ve tarikatlardan nasıl yararlandıkları hep göz ardı edildi. Bu konularda eleştiri de bulunan aydınlar da hep dinsizlikle, İslam dışı olmakla suçlandılar. Hint yarım adasında ortaya çıkan, özellikle o bölgede yaşayan Müslümanların İngiliz emperyalizmine karşı cihatlarını sabote eden cemaatler ve tarikatlar yine Osmanlının son zamanlarında İslam birliğinin önünde birer engel olan bir takım tarikatları eleştirdikleri için halen ülkemizde kitaplarına karşı ambargo uygulanan Mevdudî, Abduh ve Raşit Rıza gibi âlimlerimiz vardır.  

Müslümanlar, tarikat, cemaat ve tasavvuf ile ilgili sıhhatli bir eleştiri yapmadıkça ve yine mehdilik, Mesihlik gibi gelecekle ilgili telakki edilen kurtarıcı fikirleri sıhhatli bir şekilde Kur'an perspektifinden yararlanarak değerlendirilmedikçe bu tür sorunlarla hep karşılaşacaklardır. Bu konuda Kur'an'ı Kerimden elde edilen ilkeler ana ilkelerimiz olmadan, ondan beslenmeden; Hint Yunan, Hristiyan ve Yahudilikten beslenen, şimdi var olan ve yeniden teşekkül edilecek cemaat ve tarikatlar her zaman kullanılmaya müsaittirler. Amerika'ya, İngilizlere ve diğer emperyalist ülkelere kızmaya hakkımız yok. Bir tarafta bir yanlışımız varsa bundan yararlanan birilerine sen niye bunu kötüye kullandın deme hakkımız yoktur. 

Peygambere (sav) atfedilmiş mevzu, uydurulmuş bir takım sözlerden yola çıkarak uydurulan mehdilik inancını, tarikatlardaki kutup ve ğavs gibi düşünülen hayali argümanları hangi tarikat ve cemaat mensubu ve liderinin yanında eleştirebilirsiniz? F. Gülen yıllar öncesinden beri peygamberle görüştüğünü, hatta kendi cemaati adına Allah ile görüştüğünü söylüyordu. Bu tür şeyler konuşulduğunda ya da eleştirildiğinde herkes “F. Gülenin bir bildiği vardır, siz bilemezsiniz” şeklinde susturucu görevinde bulunuyorlardı. Bu özellik sadece FETÖ cemaatine has bir şey değildir. Allah'ın huzurunda bulunur gibi şeyhin huzurunda perestiş de bulunanları eleştiremezsin, şeyhin ağzında çıkan İslam'a aykırı da olsa eleştiremezsin. Eleştirdin mi ya tasavvuf düşmanısın,  ya İrancısın, ya da mezhepsizsin. 
Her şeyden önce İslam'ın düşünce ve fikir bazında gizli hiç bir sırrı yoktur. Bütün tarikat ve tasavvufî cemaatlerin kendilerine göre ya Hz. Ali ya da Hz. Ebubekr'e dayandırdıkları ve bir takım zayıf rivayetlerle oluşturdukları gizli sırları vardır. Bana göre, sana göre değişebilen şeylerdir bu sırları.
 

Bu kapıdan her türlü yalan Müslümanların zihin dünyasına sokulabilir. Bugün Türkiye'nin en büyük tarikatının fetva makamında olan zatına soruyorlar: “Efendim Arapça öğrenmek caiz mi? El cevap: Eğer Arapça konuşmak amacıyla öğreniyorsanız caizdir. Şayet hadis metinlerini ve Kur'an'ı anlamak amacıyla öğreniyorsanız caiz değildir.”  diyor. Buyurun, ne yapacaksınız bu anlayışı. FETÖ cemaatinin elinde olan güç ve imkânlar bu insanların elinde olsaydı kendi tarikat ve cemaatlerinden olmayanlara nasıl davranırlardı?

Bu ülkede birilerinin yaptıkları gibi Peygamberin uygulamalarını devre dışı bırakarak değil, bizzat Kur'an ve Peygamberin uygulamalarından yola çıkarak sıhhatli bir anlayış üretmeliyiz. Kur'an derslerine daha çok ağırlık vermeli ve vahiy kültürünün yayılmasını sağlamalıyız. Akif'in dediği gibi mezarlıkta okunmak için, faal bakmak için ya da para karşılığında okuyup birilerinin ruhuna bağışlamak için değil bizzat okuyup amel etmek için okumalı ve öğretmeliyiz.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr