• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 21 °C

Dini Siyasete Alet Etmek

Y.YAVUZYILMAZ

Türk modernleşmesi sürecinde siyasette en çok kullanılan kavramsallaştırmalardan biridir, dini siyasete alet etmek kavramsallaştırması. Kavramsallaştırmanın çok kullanılır olması, siyasi arenada uzun süre kalıcı olmasını sağlamıştır.

Özellikle İslami bir hayatı tercih eden tüm siyasilere yönelmiş bir suçlamadır dinin siyasete alet edilmesi meselesi. Bu suçlamanın temelinde sol ve laik kesim kültürel de olsa halkla bağlantı kuracak araçtan yoksun oldukları için bu alanı yasaklayarak kendilerine avantaj sağlamak istemesi yatmaktadır. Bu kesim siyasal başarısızlığını kendi eylemlerinde arayacağı yerde hep karşısındaki ideolojinin dini siyasete alet etme eleştirisine sığınmıştır.

Hiç kuşku yok ki, bir Müslümanın hayatın her alanında inancının pratiklerini yerine getirmesi gereklidir,dahası bu zorunluluktur.
Bu tutum içinde bulunan kişi zorunlu olarak dini siyasete alet etmekle ya da dini araçsallaştırmakla suçlanabilir mi? Kuşkusuz hayır. Bu suçlamayı yapabilmek için elimizde yeterli bilgi olmalıdır.  

Bazı insanlar dini inançlarını kariyer ya da siyasal başarı için kullanabilirler kuşkusuz. Ancak her namaz kılanı,her başörtü takanı her selam vereni dini siyasete alet ediyor diye suçlamayı gerektirmez.

Siyasi geleneğimiz dikkate alındığında bu suçlamayı en az hak eden kesimin  MSP-RP Ak Parti geleneği olduğu görülecektir. Kuşkusuz bu akım içinde dini siyasete alet eden ve araçsallaştıranlar mutlaka vardır. Ancak büyük çoğunluğu İslamı bir hayat tarzı olarak yaşayan ,siyasete girdikten sonra da buna devam eden insanlarıdır. Oysa bu geleneğin dışında yer alan CHP;Sağ partiler gündelik yaşamlarında dini değerlere fazla yer vermeyen ama siyasete girdiklerinde bu değerlere saygılıymış gibi gözükenlerdir.  Daha açık soralım ; başörtüsü serbestisini savunan ve bunu gerçekleştiren Ak Parti mi dini siyasete alet ediyor, yoksa bu talebi dini siyasete alet etmek olarak değerlendiren laik siyasiler mi?

Kuşkusuz dini kendi çıkarları için araçsallaştıran, siyasete alet eden kategori Aziz Kur'an'da münafıklardır. Yani inanmadığı,doğru bulmadığı,dahası çağ dışı diye yorumladığı bir inanca çıkarları gereği saygılı davranmasıdır. Bana göre siyasi hayatı öncesi dinle ilgisi olmayan kişilerin siyasete girdiklerinde dini pratikleri yerine getirmesi ve bundan siyasi bir rant elde etmeye yönelmesi dinin siyasete alet edilmesidir. 

Öyle görülüyor ki, özellikle laik -Kemalist ve sağ siyasilerce sıklıkla dile getirilen bu suçlama, dini araçsallaştırmaktan kurtarmak amacıyla değil, Müslümanların taleplerini ve sorunlarını kamu alanına taşıyan siyasilerin söylem ve hareket alanını daraltmak için uygulanan bir taktiktir.

Din hayattır ve hayatın her alanında kullanılmak üzere vardır. Geriye samimiyetle eylemde bulunmakla , bu değerler üzerinden çıkar sağlamak düşüncesi kalıyor. Bunu da tespit etmek o kadar kolay değildir. Suçlama yaparken dikkatlice davranmak gerekir.

Dindarların yaşadığı sorunları çözmeye çalışan ve iktidar olduğunda bu söylemlerinin gereğini yerine getirenler mi dini siyasete alet ediyor,yoksa bu değerler üzerinden siyaset yapan ve iktidar olduğunda hiçbir şey yapmayanlar mı?

Bir kez daha söylemek isterim dini siyasete alet etmek eleştirisi, daha çok samimi dindarların hayat ve eylem alanlarını kısıtlamak üzere kullanılan bir argümandır. Nitekim dini siyasete alet etmekle suçlanan kişilere bakılırsa bu gerçek çok açık biçimde görülecektir. Cumhuriyet tarihi boyunca dini siyasete alet etmekle suçlananlar arasında  Şeyh Said,Said Nursi, İskilpli Atıf Hoca, TCF ve SCF, Mehmet Akif Ersoy, Süleyman Hilmi Tunahan, Necip Fazıl Kısakürek, Nurettim Topçu, N. Erbakan, Adnan Menderes, Turgut Özal, Merve Kavakçı, Erdoğan ve şimdi de Davutoğlu’un bulunması; suçlamanın sadece siyaset alanı ile sınırlı olmadığını göstermektedir.

Dinin siyasete alet edilmesine karşı çıkış genellikle Müslümanların sorunlarını kamu alanına tercüme eden ve çözmeye çalışan siyasilerin hareket alanını daraltmak ve baskı altına almak içindir yapıldığından, bu suçlamayı yapanlar dindarlar tarafından güvenilir bulunmamaktadır.

Siyasilerin cenaze törenlerine,Cemevine veya camiye gitmeleri, Kurban bayramlarına katılmaları, bismillah demeleri, Sema törenlerine katılmaları, Siyasilerin bayram kutlamaları, namaz kılmaları, din adamlarına saygılı davranmaları dini siyasete alet etmek olarak tanımlanabilir mi?

Türkiye siyasetinde dinin siyasete alet etme suçlamasının kapsamı o kadar genişletildi ki, ezanın Türkçeye çevrilme talebine de, başörtüsü talebine de dinin siyasete alet edilmesi gerekçesiyle karşı çıkılmıştı.Siyaset alanı dini taleplerin dile getirilmediği ya da dinden arınmış steril bir alan olarak tanımlanabilir mi?

Oysa dinin siyasete alet edilmesi yapılan eylemle değil, eylemin hangi niyetle yapıldığı ile ilgilidir. Kuşkusuz bir Mümin ve bir münafık görüntüde aynı eylemleri yapabilir, ikisi de namaz kılabilir,oruç tutabilir,hacca gidebilir, hatta cihada çıkabilir. İkisin arasındaki fark eylemlerin hangi niyet ve amaçla yapıldığına göre değer kazanır. Eğer bir ibadet ya da eylem Allah’ın rızası dışında bir amaca yönelmiş, dünyevi çıkarlar için araçsallaştırılmışsa kuşkusuz münafıkça bir eylemdir.

Sanıldığının aksine "gösterişçi dindarlık” ve “dinin araçsallaştırılması” sadece din alanında değil, hayatın her alanında vardır. Yaptığı eylemi, içinde bulunduğu parti,dernek, vakıf çalışmalarını kendi kişisel ,siyasal ve toplumsal kariyeri için basamak olarak kullanmak gösterişçiliktir ve araçsallaştırmadır . Dindar görünmeyi kariyeri için basamak yapmak ve bu amaçla dini pratikleri gösteriye dönüştürmek ise dinin araçsallaştırılmasıdır .

Dini hayatın dışına itmek isteyenler ile dini çıkarları için kullananların elinden kurtarmak öncelikli sorundur.

Namaz kılan,oruç tutan,hacca giden insanlar; yalan söylemeye, dedikodu yapmaya, sözünde durmamaya, karısına eziyet etmeye devam ediyorsa ibadetleri sorunlu olduğu gibi, dini pratikleri belli bir amaç için araçsallaştırma çabasına da gidebilirler. Namaz kılan bazı insanların yaptıklarının boş bir eylem olduğu konusunda Aziz Kur'an'ın insanları sert bir şekilde uyarmaktadır. Bu uyarısı hayatın diğer alanlarını kapsayacak şekilde anlaşılmalıdır. Nice oruç tutanlar,nice hacca gidenler,nice nikah kıyanlar, nice sakal bırakanlar, nice dini ritüelleri yerine getirenler var ki, yaptıkları boşunadır.

İslami ritüellere uyum konusunda dindarlığın artışından bahsedilebilir. Ama samimiyet ve içerik anlamında bir olumlu değişim olduğu söylenebilir mi? . Gösterişçi dindarlığın artışı , samimi dindarlığın artışını göstermiyor. Namaz kılanların,oruç tutanların, başörtülülerin artışı; yalan söylemek, dedikodu yapmak, çalıştırdığı işçinin maaşını vermek, komşu hakkına riayet etmek, sözünde durmak konusunda bir nitelik değişimine yol açmıyorsa sorunludur.

Karşımızdaki sorun dinin araçsallaştırılmasını doğurduğu sakıncalarla ve dinin siyasete alet edilmesi bahanesiyle dini tamamen siyasetten ve sosyal hayattan soyutlamaya hedeflenmiş zihniyetle aynı anda ve eş zamanlı mücadele etmenin zorluğudur.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr