• BIST 102.482
  • Altın 146,654
  • Dolar 3,5204
  • Euro 4,1865
  • İstanbul 25 °C
  • Adıyaman 30 °C
  • Ankara 20 °C

Diriliş Neslinin Komutanı: Sezai Karakoç

Ayhan ŞİMŞEK

Bir hafta öncesinden başlamıştı benim için bugün yaşadığım duygu seli… Ve bir hafta öncesinden kendimi hazırlamıştım bu “Dirilişe. Hocamız  “bu cumartesi gidip Onunla tanışabiliriz” dediğinde heyecanlanmıştım. Ama heyecanımı belli etmemeyi onu okuduğumda idrak etmiştim: “Diriliş Erleri ne çok sevinir ne de çok üzülürler” sözüyle. Oysa biz ne kadar da çok gereksiz şeylere seviniyor ve de üzülüyorduk. Otobüs duraklarına gelir gelmez gelen otobüse seviniyor gelmediği zaman da üzülüyorduk mesela…

Görüşme yerini ve saatini söylediğinde hocamız, hızlıca cebimdeki not defterini çıkarmaya çalıştım kulağımı hocaya vererek. Çabam yetersiz kalmış hocanın “Fındık zade”, “18.00” ve “Diriliş Yayınları” sözleri aklımda kalmıştı. Yer konusunu hocaya sormak istediğimde içimden bir ses “sorma” demiş ve sormamıştım. Buluşma günü gelmiş ve ben her zamanki gibi gideceğim yere erken gitme kuralıma uymuştum. Ama şimdi gideceğim yeri bilmiyordum, “sora sora Bağdat bulunur” diyerek Fındık zade Durağında Tramvaydan indim çıkış turnikelerine doğru ellerim cebimde ilerdim. Caddenin tam ortasında durarak, Sağdan mı başlasam aramaya yoksa soldan mı? Diyerek kendi kendime sordum ve “Sağdan ilerlemek Sünnettir” diyerek sağa yönelip karşıma çıkan ilk kişiye sordum: ‘Merhaba Diriliş Yayınları’nın nerede olduğunu biliyor musunuz acaba?’ bu soruyu birkaç kişiye sormuş ve ‘bilmiyorum’ cevabını almıştım. ‘Şuradaki dükkana da soracağım eğer bilmiyorsa ‘demek kısmet değilmiş’ diyip oradan işe geçeceğim dedikten sonra dükkana girip selam verdim ve sorumu sormuştum… Çok şükür yeri biliyordu ve tarif etti. Aradığım yer aşağıya doğru gittiğim yolun sağ tarafında değildi ama yukarı doğru çıkacağım yolun sağ tarafındaydı. Gülümseyerek rahat bir nefes alıp yoluma devam etmiş tarif edilen yere gelmiştim. Orada benim gibi bekleyen heyecanlı-tanıdık yüzler görünce ikinci bir rahat nefes almıştım.

“Diriliş” diyorum çünkü derin bir uyku halinin içindeydim onunla tanışmadan önce. Tanışıklığımız öyle yüz yüze olmamıştı ama gene de tanıyordum bin yıldır yaşadığımız Anadoluluğumuzdan, İslam Milleti’nden oluşumuzla O’nu. Her bir şiirinden, kitabından, sözü manifesto niteliğinde olan yazılarından tanıyorum Üstat Sezai Karakoç’u… Saklanıyordu sanki benden ve herkesten… Davası vardı çünkü… Kendisini davasının komutanı yapmamış tam tersine davasını kendisine komutan yapmış biri izlenimi bırakmıştı bende Sezai Karakoç’u ilk okuduğumda. Kendisini görünce yanılmadığımı anladım; Şiirlerindeki ve yazılarındaki o coşkulu haykırış, bireysel olarak tam tersi bir duruş vermişti kendisine; Sade, Sakin, tevazulu… Diriliş neslinin dirilmesi dileğiyle Üstadım, bin yaşayın…

334159.jpg

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr