• BIST 91.387
  • Altın 213,174
  • Dolar 5,3390
  • Euro 6,0627
  • İstanbul 7 °C
  • Adıyaman 3 °C
  • Ankara -1 °C

Dizi dizi yozlaşan hayatlar

Şerif Yetkin

Ezan sesi, şehrin dağdağalı gürültü ve koşuşturmasına bir soluk verircesine inletiyordu karanlığı. Hayat her zaman ki olağan haliyle devam ediyordu. Şehrin kedi ve köpekleri kalmıştı sadece sokaklarda. İnsanlar evlerine çekilmiş, ortalıkta garip bir sükûnet. Adam, günlük telaşının verdiği yorgunlukla eve attı adımlarını. Her günkü olağan alışkanlığıyla abdest aldı ve namaza durdu. Kim bilir kaç defa yapıyordu bunları. Her akşam bir telaş. Abdest nasıl alınırdı, alelacele namaz nasıl kılınırdı hiç düşünmemişti bile bunları. Namazda neler okunurdu, nasıl biterdi farkında bile olmamıştı. Sahi niçin namaz kılardı. Hiç sormadı ki kendine? Tüm dikkati biraz sonra izleyeceği televizyon programındaydı. Günlük işler işte. Sabah işe akşam eve. Ha bir de her akşam televizyonun karşısındaki fütursuzca duruşu. Haftanın her günü dizi dizi dizilenir hayal dünyasında sanal dünyalar adamın. Evde çocukları, hanımı kara kutunun(televizyon) karşısında adamla birlikte kurgulanmış hayatlara dalmış vaziyette. Gerçek hayat neredeydi? Gerçek mi sanaldı yoksa sanal mı gerçekti adamın hayatında? Bilinmez.
Hanımı izlediği programların etkisiyle evinden, çocuklarından ve eşinden ziyade modanın en güncel durumu takip etmekte ve eve, ihtiyaçlara harcanması gereken paralar gereksiz lüzumsuz şeylere harcanıyordu. Onlara göre modern hayat! Ortak birlikteliğin olmadığı, herkesin kafasına göre takıldığı modern hayat. Nasıl modern hayatsa!
Çocuklar mı?Evet onlara da hikayemizde bir parantez açmak gerek diye düşünüyorum. Her gün izlediği dizilerin etkisiyle yanlış yapanın hemen kafasına sıkılması gerektiğini düşünen ve dizilerde içselleştirdiği ahlaksız ilişkileri yaşamaktan hiç çekinmeyen bir ruh hali, umarsızca istek…
Evet değerli dostlar yukarıdaki kurgulanmış mini hikaye çoğu insanımızın muhtemelen izlediği televizyon dizilerinden etkilenerek yaşaması muhtemel hikayeciklerden bazı kesitler. Ki maalesef haber bültenlerinden ve medyanın çeşitli organlarından buna benzer durumlarla karşı karşıyayız. Ahvalimiz açısından çok vahim durum. Hepimiz takdir ederiz ki teknoloji veyahut televizyon bizler için büyük bir nimet. Lakin onu doğru, anlaşılır, bilgilendirici ve iyiye yönlendirme alanında kullandığımız taktirde. Teknolojinin yanlış bir şekilde kullanılması durumunda toplumu ifsad edici yönü de vardır. Buna özellikle televizyon kanallarında insanımızın ağzı açık olarak, merakla ve sabırla izlediği televizyon dizilerini örnek verebiliriz. Elbette ki buna bütün dizileri katmam tabiiki mümkün değil. Özellikle medeniyet ruhumuzu, kültürümüzü ve inancımızı yansıtan tarihi dizilerimiz örnek verilebilir. Eksiklikleri yanında bunların mutlaka faydaları oluyordur. Fakat aile ilişkilerinin dumura uğratıldığı, şiddetin alenileştirildiği ve edep, ahlak ilişkilerinin yerle yeksan edildiği diziler insanımız üzerinde ifsad edici etkileri telafisi mümkün olamayacak derece de tahribatlara yol açıyor. Her akşam bir dizinin karşısında temaşa edilen sahneler gündelik hayatta asla kabul edemeyeceğimiz ahlaksızlıkları ve şiddeti gözümüzün içine sokuyorlar. Anlamından yoksun tuhaf tuhaf isimlerle servis edilen bu diziler belli ki toplumumuzun öz değerlerini tahrip amaçlı ve yok etme amaçlı olsa gerek. Medeni ve Avrupalı olma uğruna toplumu dönüştürmeye, yozlaştırmaya çalışan bu insanlar kısmi olarak belli başarılar da elde ediyorlar. Gençlerimizin dizi karakterlerine benzeme adına onlar gibi giyinmesi, onlar gibi davranışlar sergilemesi ve kızlarımızın nikahlanmadan erkeklerle yaşamaya başlaması içler acınası bir durum. Sorup soruşturulduğu zaman hemen hepsi Müslüman ailelerin çocukları. Allah’ın hükümlerinin yerine kendi nefislerinin hükümlerine boyun eğme hali, hep bu ifsad edici tuhaf televizyon programlarından olsa gerek. Bunun neticesinde egoizm, narsisizm ve hedonizm gençlerimizi girdabına almış vaziyette. Toplum bu gidişle ya ateizmin kucağına ya da deizmin kucağına savrulmaktadır.
Çözüm olarak özellikle devlet yetkilerinin çeşitli kamu spotları hazırlaması, RTÜK’ün daha bir aktif olarak bu programları titizlikle incelemesi ve caydırıcı yaptırımların behemehâl olarak verilmesi, özellikle çeşitli bakanlıklarda mesela Aile Bakanlığı’nda sosyal programlarla toplumun ivedi olarak bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Okullarımızda bununla ilgili kitabın ehemmiyetine vurgu yapılarak kitap medeniyeti temalı bilinç, çocuklarımıza, gençlerimize verilmelidir. Rabbimiz ayeti kerimesinde “Allah’a ve ahiret gününe inananlar, iyiliği emreder, kötülükten vazgeçirirler ve hayır işlerinde yarışırlar İşte onlar salihlerdir” (Al-i İmran 115) diye buyurur.
Rabbimizin bize gösterdiği bir hayatı yaşamak dileklerimle ve akletmenin diliyle selametle kalınız...

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr