• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 18 °C

Doğrularımız En Doğru Olmayabilir

Emine İDE
Bu nasıl olur? Olamaz zaten. Bizim olan doğrudur. Çünkü bizimdir. Biz bunun için yıkarız, kırarız hatta savaşırız da. Doğru olan biziz!  Neden mi?  İçinde nedeni… Nedeni  bizim olması. Bizim, biziz… bu grupsal psikolojinin bir yansıması ve de bize ait olanın savunulmasının  gerektirdiği mantık olabilir. Benim doğrum, benim bildiğim, benim yazdığım,benim yaptığım, benim, benim…

İşte tek referans noktamız aslında  bu değil mi?  ‘Bizimse doğrudur’  mantığı. Çoğu zaman nereye, niçin dayandığını sorgulamadan canımız pahasına savunduğumuz doğrularımız var ya. Hayatımızın neredeyse her alanını hükmü altına alarak, inanç halini alan doğrularımız… Kur’an’a göre mi, sünnete uyuyor mu, rehber diye kabullendiğimiz Peygamber bu durumlarda ne yapmıştı, o olsa şimdi ne yapardı, nasıl düşünürdü? Muhasebesinden  uzak, nefsi duyguların akla hükmünü geçirdiği, bizim ya da başka birilerinin ene’sinden doğan, ene’leri  besleyen doğrularımız…

Bizim doğrularımız anne babamızdan kalma, onlara da büyüklerinden kalma doğrular olup bu zamanda artık bizim ihtiyacımızı gideremeyen doğrular olamaz mı? Hayatımızı, sınırları daraltılmış ve kesin çizgilerle çizilmiş bir çerçeveye oturtmanın bize ne getirisi olabilir ki? Bu aslında düşünce esareti de değil midir? Örneğin sevgi belli edilmemeli, Erkeklere  güvenilmemeli, onlara güven olmaz; kadınlara yüz verilmemeli, şımarırlar baş edilmez; tutumlu olunmalı yoksa para birikmez vs.

Çocuk eğitiminden komşuluk ilişkilerine, aile içi ilişkilere dahası tüm sosyal ilişkilerimize yön veren yanlış inançları, bizim doğrularımız olarak sahiplenişimiz bizim mutluluğumuzdan neler götürmedi ki?

Bizim doğru en doğru olmayabilir, bizim temel referans kaynaklarımıza uymuyorsa. Bizim doğrularımız başkalarının hedefleri doğrultusunda bize benimsetilen doğrular olabilir.

Dünya düzenini kendi  doğruları ve çıkarları doğrultusunda şekillenmesini isteyen güçler de bunun farkında. Planlarını da bu doğrultuda yapmaları elbette ki işlerini kolaylaştırıyor. Ki bir insana bir işi yaptırmanın en etkili yolu, bir işi ona yaptırıyormuş düşüncesi ile değil de onun işiymiş hissini oluşturarak sahiplenme mantığı ile ona yaptırmak değil midir? Figüranları bu role çekmek zor değil aslında. Nasıl mı? Hani bir çoğumuzun belki de yaşantımızın hiçbir alanında kullanmayacağı bir nesneyi, reklamlar sayesinde, zaruri bir ihtiyaçmış algısı ile mutlaka alma, onu elde etmenin peşinde sürüklenişimiz var ya. Ulaşmadığımızda kendimizde bir eksiklik, zayıflık, yetersizlik, değersizlik, hatta bir eksiklik duygusunun pençesinde kıvranmıyor muyuz? 

Bir insanın bilincini, bilinçaltını etkilemenin her yolunu etkin bir şekilde kullananlar pekala ona, gönüllü bir oyuncu, gönüllü bir asker rolünü oynatıyor işte. Etki alanımızda olan işitsel, görsel, kinestetik her türlü etkileyici unsurun bize üzerimizde planlı ve etkileyici şekilde kullanıldığının farkında oluşumuz, başkalarına hizmet eden doğruların bizi kendi doğrularımızmış şeklindeki çarpıtılmış algıdan ve başkalarının amaçlarına hizmet etmekten koruyacaktır.

Bizim doğrumuz en doğru olsa bile, doğrularımızı kabul etmeyenlere karşı tutumumuz bizi hiçbir zaman insani özelliklerimizi zedeleyecek davranışlara itmemeli diye düşünüyorum.  Bizimle aynı düşüncede olmayanların hakkı ölüm müdür? Hepimizin insan olmamızdan daha büyük  ortak bir  özellik var mıdır? İnsani duyguların nitelikleri  olan sevgi, şefkat, anlayış, affetme, sabır, hoşgörü, paylaşma, başkasının mutluluğu ile mutlu olma, başkasının acısını hissetme duygularının önünü kapatmasına doğru diyebilir miyiz? Bu dünyada sevebildiğimiz, merhamet edebildiğimiz ölçüde Allahın sonsuz olan sevgisinden  payımızı alabiliriz. Yeryüzündekilere merhamet etmeyene, Allahın merhamet etmeyeceğini, insan olmanın en güzel örneğini  yaşantısı ile gösteren Resul buyuruyor.

Kimin doğru, en doğru, kimin iyi, kimin kötü olduğunu her şeyi görüp gözetmekte olan Rabbimiz tarafından elbette ki biliniyor. Bu bilgi bize de o büyük günde açık açık gösterilecek hiç şüphesiz… Aslında oldukça heyecan verici değil mi? Birçoğunun uğrunda canını verdiği doğruların hangilerinin gerçekten de doğru olduğunu anlayacağımız günü  beklemek,yaşamak…

Zihinsel, kimliksel özgürlüğümüze  ve  her iki dünya yaşamımızın mutluluğuna katkıda bulunacak   doğruların, asıl referans kaynağını  Kur’an ve sünnetten alması dileği ve umudu ile….       
  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr