• BIST 109.666
  • Altın 156,594
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • İstanbul 13 °C
  • Adıyaman 6 °C
  • Ankara -1 °C

Doksanlı Yıllardan Bugüne

Adem Ballı

Terör olaylarının başlaması ile malum kesimlerin işi daha da ajite ederek ve üzerinden rant devşirmeye çalışarak kullandığı bir doksanlı yıllar söylemi aldı başını gidiyor. Peki ne oldu bu doksanlı yıllarda… Gerçekten bugün yaşanılanlar ile o gün yaşanılanların benzerliği var mı? Bugün ki siyasal durum ile o gün ki siyasal durum bir mi?

Bunu anlamanın bir tek yolu var. Çokta uzak olmayan her vatandaşın rahatlıkla ulaşacağı bu tarih ile ilgili bazı bilgileri dile getirip bugünkü şartlar ile kıyas edip bir sonuca varabiliriz.

Doksanlı yıllarda inkar ve ret politikaları vardı. Bugün Her kesimden insanın; haklarının tanındığı ve korunmaya alındığı durumlar var.

Doksanlı yıllarda baş örtüsü zulmü vardı bugün kılık kıyafet serbestisi vardır.

Doksanlı yıllarda eğitim öğretim hakları kısıtlanan meslek liseleri vardı.Bugün aynı meslek liselerinin önü açıldığı gibi devlet tarafından teşvik politikaları ile eski haline dönüşmeleri için gayretler de var.

Doksanlı yıllarda ülke baştan aşağı duble yollar!!!!! İle donatılmıştı.Bugün yapılan hırsızlıklar!!! İle bütün yollar tek şerite dönüştürüldü.

Doksanlı yıllarda Faili meçhuller vardı. Bugün faili meçhul davaların üzeri aydınlatılıyor.Yeni faili meçhul vakaların olmaması için güvenlik tedbirleri alınıyor.

Doksanlı yıllar da köylerinden kopartılan Kürtler vardı. Bugün köyünden çıkarılanların köylerine dönmeleri için uğraşılar var.

Doksanlı yıllarda yargısız infazlar vardı.Bugün en adi eylemler  mahkeme önünde hesaba çekiliyor.

Doksanlı yıllarda aykırı düşünen siyasi kişiliklere suikast ler yapılırken bugün ise en aykırı fikir; gazetesiyle dergisiyle tv siyle neşvü nema olmakta ve kıllarına dahi zarar gelmemektedir.

Doksanlı yıllarda devlet aklı tarafından oluşturulan ve her türlü pisliğe bulaşan yapılar (JİTEM KONTRGERİLLA YER ALTI FARELERİ) vardı. Bugün benzeri Ergenekon, KCK ,çete davaları ve paralel devlet yapılanmalarından  arınmaya temizlenmeye çalışan bir devlet aklı var.

Doksanlı yıllarda Bölgemizde ticaret yapan esnaflar PKK ile ilişkilendirilerek sindirilmeye ve öldürülmeye çalışırken;bugün aynı esnafın bölgeyi ekonomik anlamda canlandırması için her türlü kolaylık  kendisine sağlanmaktadır.

Doksanlı yıllarda siyasi partiler egemen sistem aklının tahakkümü (asker-yargı) altında iken bugün ise her siyasi parti olgunlaşan demokratik sistemde kendine yer bulmakta ve rahatlıkla baskıya maruz kalmadan propagandasını yapmaktadır. HDP’ nin son seçimlerdeki durumu buna bir örnektir.

Görüldüğü üzere bugünkü şartlarımız doksanlı yılların o zor ve sıkıntılı şartları ile bir değil.Niyetimiz elbette her şeyi toz pembe göstermek değil.Yapılması gereken düzelmesi gereken daha bir çok şeyin olduğunun farkındayız.Fakat yiğidi öldür hakkını yeme kabilinden Türkiye’yi o sancılı yılların atmosferine taşımak için oluşturulmaya çalışılan algıya karşıda doğruları dile getirmek boynumuzun borcudur.

VE DOKSANLI YILLARDA KALANLAR

Bugünkü şartlar ve iyileştirmeler ve devrim niteliğindeki dönüşümlere rağmen  ne acıdır ki bazı kesimler ısrarla akıllarını bilinçlerini bugüne açamamakta ve o günde kalmayı arzulamaktadır.

Peki neden? Çünkü bu kesimler o günkü kaotik ortamdan faydalanıyorlardı.Her iyileşme onların emellerine bir darbe olduğu için ısrarla o şartlara dönmek için mücadele veriyorlar.

Peki bunlar kimlerdir?

Bu sorunun cevabını 1996 yılında Ali Kırca’nın sunmuş olduğu “siyaset meydan ı”adlı programda Mustafa islamoğlu şöyle sıralıyor:

1-Askerler  (Bugün Her ne kadar askeri vesayet ihtimalinin sona erdiği gibi söylemler olsa da kanaatimce bu ihtimal halen tam anlamıyla sona ermiş değildir)

2-Sivil bürokratlar (Bugün hüviyet değiştirmişlerdir. Dün geneli Laik Kemalist ideolojiye sahiplerdi. Bugün paralel devlet adıyla kılcal damarlara sızmış sistemi işleyemez hale getirmeyi gaye edinmişlerdir.)

3-Laik Kemalist pozitivist aydınlar (Bu Grup bütün canlılığıyla ayakta… liberal ve dini kisveli bazı grupları da dahil edebilirsiniz buna.doğan medyası paralel medya  Bekir coşkunlar can Dündarlar Altan kardeşler Ekrem dumanlılar vs)

4-Hormonlu zenginler (Bunlar kaos ortamlarının kan emici keneleridir.Kökü dışarıdadır bunların.locaların ve  lobilerin güdümündedirler.)

Ve beşincisini biz ekleyelim.

5-PKK ve uzantıları: O günün kaotik şartlarında kendisine meşruiyet gören bu örgüt bugün iyileşen şartlara bağlı olarak giderek işlevsizleşen pozisyonunu sağlamlaştırmak adına tekrardan bir savaş başlatmış ve bu savaşı şehir içlerine çekerek felaketin boyutlarını genişletmek istemektedir.

Düne kadar derin devlet eliyle gerçekleştirilen cinayet biçimleri bugün ise bu taşeron örgüt tarafından gerçekleştirilmektedir. Uykularında vurulan insanlar, Cizre de kafalarına tek kurşun sıkılarak öldürülen siviller ve en son Diyarbakır eski ak parti gençlik kolları başkanının iş yerinde vurulması örgütün hayaliyle yanıp tutuştuğu doksanların ortamının oluşması için yapılan eylemlerdir.

Bugünün şartları elbette doksanların şartları değil; fakat bu demek değildir ki o şartlara dönülmesi imkansız. Savaş ve kaos şakşakçılarına karşı umudun ve barışın sesini daha gür çıkarmazsak her şey mümkündür.Dileğimiz odur ki  doğru teşhis ve tedaviler ile o günleri arzulayanların hevesleri kursağında bırakılsın.

Selam ve dua ile

 

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr