• BIST 96.455
  • Altın 222,861
  • Dolar 5,6626
  • Euro 6,5275
  • İstanbul 16 °C
  • Adıyaman 13 °C
  • Ankara 6 °C

DUR Bİ BAKALIM!

Şerif Yetkin

Prof.Dr. Kemal Sayar katıldığı bir televizyon programında şöyle diyordu;’’Ben toplumda karşılaştığım herhangi bir sosyal olayda hemen yazmak istiyorum. Ama biraz durup düşününce fevri davranıp her şeyi veya her konu da yazmak konusunda acele davranmak bana hata yaptıracak. Ve hemen yazmamaya meyil ediyorum.’’Mealen böyle diyor Kemal Hoca.Düşündüğümüzde evet düşündüğümüzde diyorum.Çünkü düşünmek kişinin bir an duraklaması ve zihninde tasarladığı ,yazmak istediği fikirleri eleme,tartma sürecidir.Ne kadar da muazzam bir şey.Gündelik yaşam yada şöyle diyeyim hızlı yaşam veyahut haz eksenli yaşam aklederek bir sözü söylemeyi kazandırıyor mu bize acaba?Bu konu da elbette ki koca bir hayırla karşılaşırız.Yani değerli dostlar karnemiz bir hayli zayıf bu konuda.
Elimizde ki örnekleri çoğaltmak mümkün. Hepinizin en iyi bildiği bir örnekle başlayayım. Malumunuz benim için ya da sizler için en iyi örnek olan Kitab-ı Mübin(Kur’an-ı Kerim)’de nice nice örnekler var. Mesela hemen hemen çoğu ayetlerin sonunda Rabbimiz mealen ‘’Akıletmez misiniz? Hiç düşünmüyor musunuz?’’ gibi biz insanoğluna nasıl bir yol haritası çizmemiz gerektiğini açıklar. Yine İsra 11’de ‘’İnsan pek acelecedir.’’der Rabbül Alemin. Efendimiz de bir Hadis-i Şerif’inde ‘’ Teenni eden isabet eder, acele eden hata eder.) [Beyheki]
Evet her işimizde acele davranmayı, düşünmeden bir şeyler söylemeyi(saçmalamayı) maharet sanıyoruz. Oysa ki bir an bir durmalıyız. Hıza, hazza duçar olmuş davranışlarımıza, sözlerimize gem vurmalı. Kendimizi akletmenin hikmetiyle, lezzetiyle donatmalıyız. Çünkü kendimizden sorumlu olduğumuz gibi ailemizden, komşumuzdan, mahallemizden, toplumumuzdan, dünyamızdan ve gelecek olan neslimizden de sorumluyuz. Kadim kültürümüzden irfani gelenek bunu çok güzel uygulamış ve başarılı da olmuştur. Kişilik eğitimlerinde ilk önce edep öğretilirdi ve herkes durduğu yeri, söyleyeceği sözü bilirdi. Susması gereken yerde lal, konuşması gereken yerde ise hikmetli konuşmayı ilke edinir ve içselleştirirdi.Oysa şimdi ile başlayan cümleler kurmak hakikaten dimağımın zorlandığı durumları işaret eder ki anlamak da zorlanıyorum.Bilgi çok fakat ceset yığını gibi. Kefen giydirilmiş adeta bilgiye. Selası az önce okunda da namazı kılınacak fakat bakan kör,sağır rolleri güle oynamaya da devam ediyoruz. Bir de değerli dostlarım, bilgiyi nasıl kullanmamız gerektiği konusunda herhalde feci bir kabızlık yaşıyoruz. Öğren öğren, oku oku fakat onunla amel etme ve insanlara aktarma gibi hallere bürünmemiz zombileşmiş kişiliklere boğar bizi.Mesela sanal alem,asosyal medya buna en iyi örnek.Narsisizm duruk noktasını yaşıyor bence bu mecralar da.Bazen bakıyorum da herkes en güzelini paylaşıyor fakat bir ekmeğini,bir selamını paylaşmıyor.Herkes iyi mükemmel ama neden toplumda cinnet hali mevcut ve dünyaya kötüler egemen. Benim Afrika’m neden aç? Benim Filistin’im, Arakan’ım neden zulüm altında? Benim Suriye’m niye böyle? Ne istediniz Suriye’mden? Neden, neden nedenler birbiri ardına sıralı. Sahi niye siz bu kadar iyisiz de biz mi bu kadar kötüyüz? Her gün vicdanınıza ayna tutmamışsanız o günü heder sayın, ziyan sayın gitsin.
Velhasıl kelam biz kim olduğumuzu unutmayacağız. Teenni ile hareket edeceğiz. Düşünüceğiz, duracağız, bekleyeceğiz, doğrusunun her zaman peşinde olacağız.Söyleyeceğiz ve uygulayacağız hakikatleri hayatımızda.Ve şunu söyleyip kendimize ilke edineceğiz: Ben dünyanın değil, bana vahyettiğin, sonsuz, ebedi, ahiretteki cennetine talibim demeli, diyebilmeli...
Ve kaybetmeye götüren günahlarına, tembelliğine, duyarsızlığına, Bir Dur! Demeli. İstikametini şaşırmadan da yoluna devam etmeli insan…

 Ve üstada kulak verelim. Ne diyordu Üstat Sezai Karakoç:

Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır”

Akletmenin diliyle selametle...

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr