• BIST 96.455
  • Altın 223,031
  • Dolar 5,6626
  • Euro 6,5275
  • İstanbul 16 °C
  • Adıyaman 13 °C
  • Ankara 6 °C

EĞİTİM BİR-SEN KAHTA SENDİKA SEÇİMLERİ

EĞİTİM BİR-SEN KAHTA SENDİKA SEÇİMLERİ
ADALET KİMİN TEKELİNDE

Anlaşılan adalet kavramının kimsenin kimseye bırakmaya niyeti yok. Böyle bir bilinç düzeyinde, böyle bir bakış açısıyla bırakmasını da beklemek saflık olacak. Çünkü adaletin merkezine kendimizi konumlandırmak gibi bir hastalığımız var. Oysa yaşantımız adil değil iken, İslam ümmetinin durumu göz önünde iken, bunca kan ve gözyaşı varken adalet tellallığı yapmak adalet getirmiyor. Adaleti başkasına havale etmek, adaleti başkası üzerinde balyoz gibi kullanmakta kendi adaletimizi sağlamıyor. Anlayacağınız hangi kavrama bakarsak bakalım bizim bu kavramların özü ile ciddi problemimiz var. Bu problemi şahıslar üzerinde yürüterek dipsiz kuyuya bir taşta biz atıyoruz.

Abdülaziz BAYINDIR’ın güzel bir benzetmesinde “Bir deli kuyuya taş atmış 40 akıllı çıkaramamış” dedikten sonra şu soruyu soruyor “ Bir akıllı bir kuyuya taş atarsa kaç akıllı çıkarır?” …

Bizim bazı meseleler böyle. Birbirimizi eleştirme adına çizik attığımız görüntüsü varken kardeşlik ve adalet nasihatları hakikat ile buluşmuyor. Hakikatle buluşmayan bu nasihatlar sizin kaderiniz olmuyor. Şahsiyete dönüşmeyen kişiliklerden marazlar ortaya çıkıyor. Kalp ve zihin çatışması o zaman ayyuka çıkıyor. Söz ve eylem tutarsızlığı cetvel ile bile ölçülmüyor. Birbirimizin cennetine vesile olmamız gerekirken birbirimizi cehenneme sürüklüyoruz. Birbirimizin hakkına-hukukuna garantörü olmamız gerekirken  birbirimizin hakkına-hukukuna çalımlar atıyoruz. Attığımız çalımların futbol sahalarını bile aratmadığına şahit oluyoruz. Ama tüm bu zafiyetimize yüzünden  “Müslüman böyle olmalı” paylaşımlarımız bizim duruşlara yeniliyor. Bitmek bilmeyen dokundurmalı mesajlar birilerini zenginleştirirken,   Müslümanlığımızı fakirleştiriyor. Zemin kaybı yaşayanların duruştan bahsetmesi ayrı  bir konu olarak duruyor.

Rasim ÖZDENÖREN’in “ Eleştirmiyoruz, yakınıyoruz” tespiti hakikaten yerinde. Kahta’mızda yapılan Eğitim Bir-Sen sendika seçimleri adalet ekseninde “Ben daha haklı ve daha adaletliyim” ekseninde geçti. Sendika seçimleri giren iki yönetim listesinin adalet eksenli hizmet yarışı söylemi yanlış değil ama görüntümüz o kadar adaletli değil. Görüntü adaletli olmayınca, eleştirenlerde bundan payını alınca başlıyoruz yakınmaya… Kim daha adaletli, kapsayıcı yada kim daha torpilli tartışmalarında hizmet çıkmayacağı belli sanırım. Ama heyecanın yaşandığı bir seçim olduğu, bunda iki listenin seçim yarışına girerek gösterdikleri performansında etkili olduğu vurgulamak gerek. Seçim bitti. Sözün burasında Eğitim Bir-Sen camiası olarak yeni sürecin hayırlara vesile olmasını diliyor, yeni seçilen yönetime başarılar diliyoruz. Seçim sürecinde yaşananları ve oluşan fotoğrafı okuma işi yeni yönetim ve ekibinin ilk icraatı gibi görünüyor.

Sonuç eksenli tartışmalar bizleri bir yere götürmediği belli. Sitemsel ve yapısal sıkıntıların yanında Allah’ın dinene olan bağlılığımızın zayıf olmasından kaynaklanan duruşsal sıkıntılar ile yol alıyoruz. O yüzden kişiler ne kadar iyi niyetli de olsa hakikat tecelli etmiyor. Hikmetimiz, ferasetimiz, basiretimiz işlerimizin helal ve haram ölçüsündeki ayarsızlık yüzünden kayboldu. İrademiz ve imanımız artık dilimize söz geçiremez oldu. Oysa anı coğrafyanın insanlarının birbirine merhamet eksenli bakması, güvene dayalı bir ilişki kurması, hakkı ve sabır tavsiye derken kendi üzerinden değil de Kur’an ve Sünnet ekseninde anlatması gerekmez mi… Hangi denge adına atamadığımız adımların ilkesel duruşlar söz konusu olduğunda, makam ve mevki karalamasın bakmazsızın atılması geren adımların atılması, söylenmesi gereken bir söz var ise söylenmesi, zemin kaybı yaşanmadan bir duruş sergilenmesi gerekmez mi… Karalamalara aldırmadan yürünmesi gereken yolda yürürken sizlerin önüne çıkan engelleri aşmak, haksız ithamlara başınızı çevirmek, yolunuza taş koyanlara “selam” deyip geçmek gerekmez mi…

Sözümüz kime… İlk önce elbette nefsimize… İlke ve duruşlarınız belirlediğiniz bir yapıda kime denk geliyorsa onlara… Eğitim Bir-Sen yönetimi ve camiası olarak şunları artık yeni süreçte daha iyi işlemeliyiz.

Kuşatıcı ve merhametli bir dil kullanılmalı

Adaleti kendisi için değil herkes için isteyen bir yönetim anlayışı sergilemeli

Seçim sürecinde oluşan fotoğrafı ve mesajları doğru okuyarak süreci planlamalı

Şeffaf ve açık bir sendikacılık yapılmalı, karalar genele şamil olmalı

Üyelerinin iradelerine saygı duyulmalı, gönüllerine dokunulmalı

Periyodik olarak istişare ortamları oluşturulmalı, öneriler yazılı hale getirilerek yönetim kurulunda değerlendirilmeli

Kâhta Eğitim Bir-Sen olarak akil insanların görüş ve önerileri dikkate alınmalı, kurucu üyeleri sürece dâhil edilerek istifade edilmeli

Yönetimin,  sendika üyelerin iradelerini temsil ettiğini unutmamalı, üyelerinin iradelerini sürece taşımalı

Sendika binası üyelerinin uğrak yeri hale getirilerek sürecin nasıl işlediğine yönelik izlenimleri kendileri müşahede etmeleri sağlanmalı

Siyasete mesafeli olunmalı, oluşan ortamlar sivil iradenin inisiyatifinde yapılmalı

Atanma, mülakat vb. tartışmalı konularda daha önce yapılan çalışmalar ile bundan sonra yapılacak çalışmalar süreç içinde belirtilmeli

Grupsal çalışmaların, yöneliş ve eğilimlerin, genel yönetimsel çalışmaların önünde olmamalı

Sendikanın çok sesliliği bir zaaf olarak değerlendirilmemeli ancak Eğitim Bir-Sen kuruluş amacına hizmet etmeyen hiçbir açılım kabul edilmemeli

İslami motifi olan sendikanın başak motifleri alarak kendi rengine yabancılaşmamalı

Eğitime yönelik projeler, kültürel çalışmalar Periyodik olarak yapılmalı

Okul ziyaretlerinde üyelerimizle buluşma ortamları seçim atmosferindeki sıcak ve herkesin katılımında olmalı

 

Adalet kimin mi tekelinde sorusu cevabı vicdanda belli ama görüntü bozuk çalıyor. Aşağıdaki ayet bizleri paklamıyorsa, üç günlük dünya menfaati bizleri ahiretimizden ediyorsa, benim sözüm geçerli olsun diye dostlardan ediyorsa, o gelmesin ben geleyim diye bir anlayış varsa, samimiyet testine tabi tutarak birbirimizi makam ve mevki koltuğuna yapışmakla suçlanıyorsa, aşağıdaki ayete iman edenler olarak Allah her şeyi görmüyor mu… Seçimden sonraki tartışmalar adına “Sen niye bu kadar kendini hırpalıyorsun. Senin derdin ne?” diye insanın sorası geliyor. Belli ki başka derdimiz var… Yoksa ayet aşağıda… Vesselam…

“Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (Maide-8)

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr