• BIST 107.921
  • Altın 153,999
  • Dolar 3,8353
  • Euro 4,5054
  • İstanbul 7 °C
  • Adıyaman 0 °C
  • Ankara 5 °C

Eğitim Sistemimiz Ve Eğitimcilerimiz

Adem Ballı

Yaklaşık yüzyıllık bir eğitim sistemimiz var. Öyle karmaşık öyle kötü durumdaki bu sistem çokta işin içinde olmayan biri olarak kronikleşmiş hatalar yığınına çözümler getireceğim iddiasında değilim. Burada ilkesel düzeyde bazı meseleleri ele almaya çalışacağım.

Küresel emperyalizm gittiği ve dolayısıyla sömürdüğü ülkelerde en büyük tahribatı eğitim alanlarında yapmaya özen gösterir. Bunu yapmasında ki temel gaye oradaki halkları kendi benliklerinden kopartmaktır. Peki bunu nasıl yapmışlardır? Kendi eğitim sistemlerini yani “her şeyi batılı perspektiflerle öğreten bizi kendi sorunlarımıza ve toplum dinamiklerimize batılı perspektiflerle bakmamıza yol açan bizi bizden eden bizi bizden uzaklaştıran ve bizi bize yabancılaştıran “(1)bir sistemi entegre ederler.

Ve bu sistem öyle bir şekilde bizleri sarıp sarmalar ki bin kolu olan bir ahtapota dönüşür. Mesela “ilim yapmak ve mesleklerinin inceliklerini doldurmak için üniversiteleri dolduran gençlerimizin hemen hepsi sıradan bir hayata sıradan ve ortalama bir rutine, olabildiğince sıradan bir ömre şartlandırılmışlardır”(2) Öyle sinsi bir şekilde sisteme müdahildir ki bu zihniyet “Dünyayı değiştirmeye kararlı insanları bırakın, değiştirmeyi hayal bile edemeyen”(3) bir neslin varlığını bilmek için ileri derece bir uzmanlığa gerek yoktur.

Kaldı ki “Tüm bu sisteme rağmen hala bir şeyleri değiştirebileceği inancı içinde olanlar ise tam anlamıyla “sistem kazası” olarak nitelenebilecek kadar azdır.” (4)

Temel gayesi yukarıda profilini çizdiğimiz öğrencileri yetiştirmek olan bir sistemin neresinden tutarsanız tutun elinizde kalır. Temeli çürük olduğundan dolayıdır ki yapılan bütün reformlar tepe taklak (en son teog sınavı örneği) oluyor. Hiç bir sonuç alınamıyor. Kanaatimizce sistem eksenli yapılacak müdahaleler genel olarak ta sonuç vermeyecektir.

Peki Çözüm nedir? Çözüm bu sistemin tepeden tırnağa yeniden inşasıdır ki ne ekonomimiz ne sosyolojimiz bunu kaldıracak durumda değildir.

Sistem üzerinden yapılacak değerlendirmemiz özetle böyle olsun. Sistem böyle olunca elbette eğitimcisinin dört dörtlük olmasını bekleyemeyiz. Nitekim eğitimcilerimizin (İyilerini tenzih ederiz.)durumuna baktığımızda şöyle bir tablo ile karşılaşıyoruz.

-Okumayan Öğretmen!

-Okumadığı için bir ideali olmayan öğretmen

-İdeali olmadığı için günü birlik yaşayan öğretmen

-Günü birlik yaşadığı için en büyük derdi daha fazla ek ders almak olan hafta sonu kurslarına öğrenciyi notunu düşürürüm tehdidiyle zorla getirten bir öğretmen

Eğitim konusunda içinde bulunduğumuz buhran inanın ki salt sistem endeksli değildir. Ve yine inanın ki dünyanın en kötü sistemine bile sahip olsanız bireysel gayret ve olayı dert edinme sistemin getirdiği sıkıntıların büyük bir yüzdeliğini halleder.

Bu konuda çok fazla söze girmeden Grigoriy Petrov ‘un “İdeal öğretmen” adlı eserini öğretmenlerimizin okumasını hararetle tavsiye ediyorum.

 Bu eserde Bir üniversitede profesör olan Raçinski nin Üniversiteyi bırakıp bir köy okuluna gitmesi karşısında şaşıran ve bunu kabul edemeyen kimselere söylediği şu sözler kulağa küpe olması gereken sözler…

Arkadaşlar, siz yanılıyorsunuz! Ben sizin sandığınız gibi, geniş bilgilerimi, yüksek istidadımı uçuruma atmaya gitmiyorum. Ben, bu geniş bilgilerim sayesinde, halk yığınları arasında örtülmüş kalmış olan yeni istidatları keşfe gidiyorum. Memleketimizdeki okulların sayısı pek azdır. Nerede bir okul var ise, orada iyi bir öğretmen yoktur. Bu okullara devam eden çocuklar şayet bir şeyler öğrenmişlerse, onu da papağan gibi ezberleyerek öğrenmişlerdir. Öğretmenler, okullarda halka doğru gidiş tarzını, hayatı iyi kullanış yollarını öğretmiyorlar; milletin ruhunda gizli kalmış olan istidatları uyandırmıyorlar. Milyonlarca halk kütlesinin dimağları, işlenmemiş milyonlarca hektar arazı gibi çorak bir halde bulunmaktadır.

Toprağın içinde zengin petrol madenleri vardır. Yalnız bazı kere bu maden, toprağın pek derinliklerinde bulunur. Birtakım gayretli insanlar, onu yeryüzüne çıkarmak için ümit ve inatla çalışarak derin kuyular açarlar. Arzın diğer zenginlikleri de böyledir. Halk kitlelerinin ruhunda gizli duran servetler de böyledir.
İyi bir öğretim gören adamların her biri, örneğin hekim, yargıç, subay, mühendis, avukat, memur, öğretmen, millet için bir fener olmalıdır. Her bir fener de, ister dar bir sokağa, ister bir meydanlığa veyahut kasaba dışına dikilmiş olsun. Mutlaka bulunduğu yeri aydınlatmalıdır.”
(5)
Bulunduğu yeri aydınlatan öğretmenlerimizin sayısının artması temennisiyle…
Kaynak
1-Yusuf Kaplan
2-Sinan Canan (Unutulacak Şeyler)
3- Sinan Canan (Unutulacak Şeyler)
4- Sinan Canan (Unutulacak Şeyler)
5-Grigory Petrov (İdeal Öğretmen)

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr