• BIST 109.330
  • Altın 155,622
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 16 °C
  • Adıyaman 10 °C
  • Ankara 0 °C

Eğitim Sistemimiz ve Gençlik

Bilal AKGÜL

                                 

Eğitim sistemimiz ile ilgili üründen hareketle yapılacak bir değerlendirme, uzun vadede nasıl bir neslin ortaya çıkacağı ile ilgili önemli ipuçları verecektir.

Gezi Parkı eylemlerine katılanlar üzerinden yapılan bir araştırmada gösterilere katılanların % 66’sının öğrenci olduğu belirtilmektedir. Yaş ortalamasının 25 olarak tespit edildiği araştırma aynı zamanda şunu da gösteriyor ki bunların önemli bir kısmının üniversitelilerden-üniversite mezunlarından oluştuğu söylenebilir.

Ebul Ala Mevdudi üniversitelerimizden mezun olanların her konuda kendilerini bilgili, otorite görme eğilimi göstermelerinin bir tesadüf olmayacağını, bunun verilen eğitimden, hassaten eğitim müfredatından kaynaklandığını ifade eder. Şu ifadeler de O’na ait: Bitki kendi ortamında ama bilimsel yöntem ve deneylerle kendi ortamından faydalanma yeteneğini kaybetmiştir. Ve başka toprağın bitkisi gibi olmuştur. Yapay koşullara mecbur kalmıştır. Bitki ortaya çıkma ortamına zıt olan bir yerde kök salmaz.

Bazı üniversite öğrencilerine hocalarının şöyle telkinde bulunduklarının bölümü okuyanlarca dillendirilmesinin şahidiyim: Siz farklısınız, diğer bölümlerden, diğer insanlardan farklısınız (siz bunu üstünsünüz şeklinde de okuyabilirsiniz).

Sahip olunan diplomanın veya okunan bölümün farklı görülme, farklı (veya üstün) değerlendirilme kriteri olarak görülmesi verilen eğitimin toplumu nasıl bir sürece evirdiği ile ilgili de veriler sağlıyor. Model olma potansiyeline sahip kişilerce sürekli böyle bir telkine maruz kalan kişilerin işgal ettiği makamda nasıl bir profil çizeceğini, muhataplarına nasıl bir gözle bakacağını varın siz düşünün.

Karakter gelişiminin belirleyici etkenlerinden olan sosyal atmosferin egonun tatminini ön plana çıkaran, rüştünü ispatlamanın yegâne yolu olarak diplomasını yahut makamını kullanan bir zemini güçlendirmesi, yozlaşmanın sistematikleşen boyutunun görünen küçük bir bölümü olduğunu söylemek mümkün .

Şekilcilik dediğimiz şeyin beslendiği temel kaynak da bu değil midir?  Estetik kaygıdan çok, bir pazar metası olarak görülen şekilciliğin fıtri olanın ortaya çıkmasının, güçlenmesinin önündeki belirgin bir engel olduğu izahtan varestedir. Öğrencilerimizin bu konudaki duyarlılıklarının boyutu bunun salt bir ergenlik dönemi özelliği olmadığı düşüncesini güçlendirmektedir.

Bilgi denizinde cüzi bilgi sahibi olanların bilgilerinin düşüklüğü ile ilgili kanaat sahibi olmaları gerekirken, evreni tanıdıkça evren hakkındaki bilgisinin sıradanlığının farkında olması gerekirken, öğrendiği cüzi bilgiyi ayrıcalığının, üstünlüğünün kanıtı olarak ileri süren bir nesil için alarm zillerinin çaldığı kanaatindeyim.

İdeolojik, mezhebi, grupsal kaygıların bir aracı durumuna düşen bir eğitim sisteminin toplumun ıslahı-kamilleşmesi ile ilgili ciddi bir efor sarf etmesini beklemek çok da mantıklı değildir.

Erdemi ve temel değerleri merkeze alan, Batı eğitim sisteminden istifade eden ama kendi asli kaynaklarını merkeze koyan bir eğitim müfredatı ancak erdemli bir neslin yetişmesine katkıda bulunabilir. Aksi durumda uygulayıcının kalitesi ne olursa olsun mevcut çarkın dişlileri arasından çarkın asıl sahibi olan medeniyetin ürünü dışında bir ürün çıkmayacaktır.

Özellikle genç neslin değerlerinin terennümü olmasında informel eğitim çalışmalarının önemini belirtmeden geçemeyeceğim. Hem aile ortamında hem de çeşitli STK’ların öncülük ettiği informel eğitim çalışmalarının teşviki, yoğunluğu, kuşatıcılığı her yönden özne, kâmil insan yetiştirilmesinin önemli bir ayağı olarak görmek gerekir.

Geçmişte yetişen âlim-bilgin tipine baktığımızda ailesinden, en azından temel eğitimde, önemli bir eğitim aldığını görmekteyiz. Geçmiş eğitim uygulamalarına baktığımızda informel eğitimin sadece dini eğitimde değil pozitif eğitimde de önemli bir rol oynadığını görmekteyiz.

Zaman, hem formel eğitim hem de informel eğitim çalışmalarının ciddi bir kritikten geçirilmesi gereken bir zamandır. Gerek bireysel gerekse toplumsal rüşdünü ispatlayan bir toplum olmanın yegâne yolu eğitimle ilgili alternatiflerin çoğaltılması, medeniyetimizden neşet eden bir özelliğe sahip olmasıdır.

İthal bir müfredata muhatap olan, internet, tv ve basının yoğun dezenformasyonuna maruz kalan yeni neslin içine düştüğü boşluğu ancak cemaatinden STK’ sına tüm toplum kesimlerinin el birliği ile her kesimin kendi çapında elini taşın altına koymada tereddüt göstermediği durumda doldurabilir. Aksi durumda bu ateşin her haneyi yakma potansiyeline sahip olduğunu bilmek gerek.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr