• BIST 102.482
  • Altın 146,654
  • Dolar 3,5204
  • Euro 4,1865
  • İstanbul 25 °C
  • Adıyaman 30 °C
  • Ankara 20 °C

Eğitim Üzerine Değerlendirmeler

Bilal AKGÜL
              Cumhuriyetin kuruluşundan beri en önemli tartışma konularından biridir eğitim sistemimiz. Yine mevcut eğitim sisteminden mezun olanların idealize edilen amaçlara ne kadar uygun olduğu ise bir başka tartışma konusudur. Ülkenin kuruluş şartlarından dolayı, mevcut eğitimin tartışılmadan, alındığı gibi uygulanmaya çalışılması, müfredatın ülke şartlarına ne kadar uygun olduğu konusunu sürekli eleştiri konusu yapmıştır.

Bir eğitim programının başarılı olmasının en önemli özelliklerinden biri, özgünlüğü, uygulandığı kültürün dinamiklerini yansıtabilmesidir. Mevcut eğitim sistemi teknik olarak ileri olsa bile, kalkış noktasının, felsefesinin toplumsal yapıyla, toplumun tarihsel dokusuyla uyuşma(ma)sı eleştirilmiştir. Bu yazımızda eğitimin iki boyutu üzerinde duracağız: Çağın bilgi ve tekniğini taşıması bakımından modern eğitimi; yine bilgi ve bilginin ruhunu yansıtması bakımından değerler eğitimini (toplumun dünya görüşünü) .

Modern eğitimi, çağın özelliklerini taşıması, bilimsel gelişmeleri yansıtabilmesi açısından eğitimin önemli bir parçası olarak görüyor ve kaliteli bir eğitimin temel unsurlarından biri olarak değerlendiriyorum. Çağın en yeni bilgilerinin, tecrübelerinin, gelişmelerinin müfredata konulması, bu yönüyle müfredatın dinamik, esnek, yenilikleri yansıtması, yaratıcı beyinler yetiştirmenin temel şartlarından biridir. Bilgiyle birlikte teknik olarak da sistemin zenginleşmesi, kalitenin artmasına katkı sağlayacaktır. Bu yönüyle, idealize edilen hedeflere ulaşmada çağın tekniğini ve anlayışını yansıtacak bir içerik, eğitim programının hedefine ulaşmasının olmazsa olmazlarındandır.

Teknik gelişim ile birlikte eğitimin önemli unsurlarından biri de değerler eğitimidir. Taklitle sınırlı bir anlayışla bir eğitim sisteminden kaliteli bir sonuç elde edilmesi mümkün değildir. Mümkün değildir; çünkü toplumun değerleri(dünya görüşü), eğitim programının ruhudur. Ruhtan yoksun bir bedenin işlevselliği ne kadar nakıs olacaksa, değerlere dayanmayan bir eğitim programı da o kadar işlevsiz olacaktır. Batının yaratıcı beyinler yetiştirmesinde, bilim ve teknikte liderliği elinde bulundurmasında, dünya görüşünü eğitim uygulamalarının her aşamasında etkili bir şekilde yansıtmasının etkisi inkâr edilemez.

Mevcut durumumuzu şöyle bir örnekle açıklamaya çalışalım:” Bir bitki düşünün ki kendi toprağından koparılmamış, ortamından da uzaklaştırılmamıştır. Toprağı, suyu, havası ve ortamı,  içinde yetiştiği gibidir. Ne var ki, bilimsel yöntemlerle ve deneyimlerle bizzat kendisinde öyle değişiklikler meydana getirilmiştir ki, kendi doğum yerinde bu toprak, bu su, bu hava ve bu ortama ilgisiz ve yabancı olmuştur ve köklerini salmaktan aciz kalmıştır. Bu su ve havadan yararlanma ve beslenme yeteneğini yitirmiştir ve dal budak salamaz hale gelmiştir. Bu içsel değişiklik nedeniyle tıpkı başka bir toprağın bitkisi haline gelmiştir. Artık kendi çevresinde yapay bir düzey ve ortamın yaratılmasına ve yapay yaşam koşullarının oluşturulmasına muhtaç kalmıştır. Kendisine bir laboratuar ortamı verilmezse kaldığı yerde solmaya ve hatta ölmeye mahkûm olacaktır.’’

Safvan bin Muattal Ahlak Sempozyumu için Adıyaman’a gelen Prof.Dr. Alpaslan Açıkgenç’in konuyla ilgili verdiği örnek bu yönüyle çarpıcıdır. Eğitim için Amerika’da bulunduğu süre içinde Amerikan eğitim sistemi ile bizim eğitim sistemimiz arasındaki uçurumu gördüğünde şaşırdığını ifade eden Açıkgenç; veli toplantısı için çocuğunun okuluna gittiğinde, öğrencisinin Matematik, Hayat Bilgisi gibi temel derslerdeki başarı durumunu sorduğunu; fakat Türkiye’de alıştığı türden bir cevap alamadığını; çünkü bu derslerin okulda temel beceriler ekseninde (okuma yazma,sayma vb.) verildiğini ifade etti. Şaşkınlığının, ilkokul öğrencisi olan çocuğuna bu dönem boyunca Amerika’nın kendi dünya görüşünü, değerlerini çeşitli oyunlarla, etkinlik ve alıştırmalarla verildiğini öğrendiğinde bir kat daha artar. Alpaslan Açıkgenç, medeniyet iddiası olan toplumların eğitimin ilk aşamasında okuma yazma öğretme ile birlikte kendi medeniyetlerini, dünya görüşlerini yeni nesle vermelerinin hayati derecede önemli olduğunun altını çizdi.

Bilgiyi üreten bir toplum olmadan, salt modern olanı tüketen bir anlayışla, medeniyet olarak, ülke olarak gelişmemiz mümkün değildir. Ülkemizde eğitim faaliyetlerinin güdük kalması ve ortaya çıkan ürünlerin ideal olandan uzak olmasının bir nedeni, modern eğitim ile toplumun dünya görüşü arasındaki uyumun, ahengin zayıf olmasıdır. Eğitim sistemimiz, toplumun değerlerini ıskalamadan, modern (çağdaş) eğitimin müfredatın merkezine alınması ile ancak; eğitim sisteminin idealize ettiği yapıdaki insanların yetişmesini sağlayacaktır. Bu uyumun sağlanması ile zamanın ilimlerine hâkim, kendi köklerine bağlı bir neslin yetişmesi mümkün olacaktır.

           

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr