• BIST 109.156
  • Altın 153,298
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • İstanbul 14 °C
  • Adıyaman 1 °C
  • Ankara 1 °C

Eğitim ve Düşünce Özgürlüğü

Bilal AKGÜL
           

Eğitim sistemimizin temel problemlerinden biri olarak iradesini özgürce ifade etme bilinci verecek içerikten, mahiyetten yoksunluk olarak gösterilmiştir.

Pratikte eğitim boyutundan çok öğretim, bilgi edinme boyutunun etkili olduğu eğitim sistemimizin bu özelliğinin, fertlerin karakter gelişiminin temel yapı taşlarından olan düşünce özgürlüğünün gelişimini olumsuz etkilediği, eğitim çarkından geçenlerin ideal özelliklerden uzak olmasının sebeplerinden biri olduğu ileri sürülmüştür.

           

Düşüncenin özgür bir şekilde ifade edilmesi formal eğitimin yanında informal eğitim çalışmalarının da belirgin zaafları arasında gösterilmiştir. Toplumun eğitiminde önemli katkı sunma idealiyle yapılan informal eğitim çalışmalarıyla ilgili yapılan en önemli eleştiri grubun-çevrenin gözüyle-bakışıyla sınırlı bir bakış açısının oluşturduğu yaklaşım tarzıdır.

           

Bir bakış açısının, perspektifin olmasının önemli olduğu kabul edilebilir olmakla birlikte kazandırılan bakış açısının 'görüş alanı'nın da önemli riskler taşıdığını ifade etmek gerekir.

           

Sivil yapılanmaların olay ve olguları değerlendirmede oluşturduğu bakış açısının, yapılan çıkarımların kalitesinde belirleyici olmasının yanında, belirlenen pozisyonun kimi zaman sahip olunan ideallerle çelişme riskini de beraberinde getirir ki bu, kanaatimce kaş yapayım derken göz çıkarmadır.

           

Özellikle siyasi boyutu olan sivil teşekküllerde bu riskin daha fazla olduğunu söyleyebiliriz. Ülkemizde, özellikle siyasi kasırgaların estiği dönemlerde sivil organizelerin sahip olduğu bakış açısının tsunamilere neden olabildiğini yakın zamanda yapılan tartışmalarda gördük. İşte düşüncesini özgürce ifade edebilme özelliği kazandırılan fertler bu tür dönemlerde hem aklıselimin sesi olacak, hem oluşacak tsunamilerin önünde bir set olacak, hem de sivil organizasyonun varlığını güçlü bir şekilde devam ettirmesinin sigortası görevini görecektir.

           

İslam medeniyetinin doruklarda olduğu dönemlere baktığımızda hürriyet bilincinin eğitim sisteminin temel bir vasfı olduğunu görüyoruz. Rızaeddin İbni Fahreddin'in İbni Rüşd ile ilgili söyledikleri bu anlamda dikkate değerdir: ” Frenklerin övünerek itiraf ettiklerine göre, Avrupa'daki cehaletin ortadan kalkmasının ve herkese, hatta mağaralarda yaşayan insanlara varıncaya kadar bütün insanlara, ilim güneşinin nüfuz etmesinin birinci nedeni, filozof İbni Rüşd'ün telkin etmiş olduğu ilmi ile hürriyeti olmuştur. Bu yüzden Avrupalılar, İbni Rüşd'ü hikemi ve akli ilimleri dirilten nadir âlimlerden biri olarak sayıp, ismini de hürmet ve tazimle anarlar.”

           

Bazı âlimlerimize göre: ” Birey gerek kendi düşüncesini savunurken ve gerekse İslami düşünceyi eleştiri hususunda, her şeyi ifade etme özgürlüğüne sahiptir. Her şeyi tartışmaya açabilir. Tartışmada herhangi bir mahzur yoktur. Fikir meydanındaki tartışma düzleminde tüm düşünceleri ortaya atmayı öngören düşünce özgürlüğü, sanıldığı gibi sürekli olarak toplumsal bir sapmayı doğurmaz. Hatta hakk ve batılın karşılaştırılması neticesinde, batıl tarafı sönük olarak ortaya çıkarken, hakk tarafı daha da kuvvetli görülebilmektedir.”

           

Düşüncenin özgür olarak ifade edilmesinde bazı riskler, olumsuzluklar olası olmakla birlikte, kesinlikle beraberinde daha çok ve ağırlıklı olarak etkin faydalar da sağlayacaktır. Baskı altına alınan düşüncelerin gerek toplumlar bazında gerekse sivil kuruluşlar bazında nihayetinde bütünlüğe, birleştirmeye değil ayrılığa, bölünmeye kapı aralayacağı söylenebilir.

Düşünce özgürlüğünü beyan eden ve ”aklınızı kullanmıyor musunuz “ (Bakara 44) mealindeki ayet ve benzeri ayetler konunun önemini ortaya koyan ayetlerdir.

           

Eğitimin temelinde karakter inşası ve insan olarak misyonuna sahip çıkma yer alıyorsa verilen eğitimin kişinin düşüncesine pranga vuran değil tersine düşüncesini özgürce ifade etme bilinci, sorumluluğu kazandıracak mahiyette olması gerekir. Aksi durumda fıtratını bozma ihtimalinden bile bahsedilebilir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr