• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 18 °C

Eğitim Ve İdeoloji

Y.YAVUZYILMAZ

 Türkiye’de süregelen eğitim tartışmaları, doğrudan ya da dolaylı olarak, III.Selim ve II.Mahmut döneminde başlayıp Cumhuriyetle birlikte devlet projesi şeklinde uygulanan Batılılaşma çabaları ile birlikte ele alınmalıdır. Tarihte gerçekleşen her sosyal değişim doğal olarak yeni oluşturulan değerleri taşıyacak bir eğitim sistemi oluşturmak ister. Bu açıdan Dünyadaki bütün büyük toplumsal dönüşümlerde eğitimin oynağı rol tartışma götürmez. İslamiyet’in ve Hıristiyanlığın oluşum ve yayılışında, Osmanlı ve Roma imparatorluğunun yükselişinde, 1917 Sovyetler Birliği Ekim devriminde, Amerika ve İngiliz pragmatizminin oluşumunda ve Fransız aydınlanmasında eğitimin rolü büyüktür. Her devlet kendi deneyimlerine uygun bir eğitim sistemi oluşturmaya özel bir önem vermiştir.

Türkiye, III.Selim ve II.Mahmut ile başlayan ve Cumhuriyet döneminde radikal bir biçimde sürdürülen Batılaşma sürecinde kendi eğitim modelini yaratmaya çalışmıştır. Bu gelişmenin ana motoru, daha sonra uygulanacak olan Üniversite reformunda olduğu gibi ulemanın rolünün azaltılarak eğitimi laikleştirme çabasıdır. Tanzimat’tan beri süre gelen eğitimi tartışmalarının ilericilik- gericilik ikileminde ele alınmasının temel sebebi budur. Şüphesiz bu eğitimi, ideolojik bir yaklaşımın benimsenmesini ve yerleştirilmesi için en önemli araç olarak gören yaklaşım biçimidir.

Benzer şekilde harf inkılabı ve Tevhid-i Tedrisat’ın kabulü de eğitimde yenileşmekten çok sosyal sebeplere dayalı olarak gerçekleştirmiştir. Medreselerin kapatılması ve 3 Mart 1924 Tevhid-i Tedrisatın kabulü ve buna bağlı olarak yapılan değişiklikler bu bağlamda değerlendirilmelidir.

CHP’nin dine ve din eğitimine karşı mesafeli duruşu 1940’lı yılların sonuna doğru, yine CHP genel başkanı Şemsettin Günaltay tarafından eleştirilmiştir. 1949 yılında 10 aylık Kur’an kurslarının açılması ile ilkokul 4 ve 5. sınıfa din derslerinin konulması da CHP’nin din karşısındaki pozisyonunu meşrulaştırmak amacına dönük uygulamalardır.

1951 yılından itibaren başlayan imam hatip okulları ve 1959 yılında açılan Yüksek İslam Enstitüsü ile devam eden süreç, 1997 yılında yine ideolojik bir kararla sınırlandırılmıştır. Benzer şekilde12 Eylül’ü din derslerini zorunlu hale getirilmesinde de ideolojik tercihler belirleyici rol oynamıştır.

Cumhuriyet döneminde eğitime yönelik ideolojik bakışın sembol isimlerinden ikisi Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’tur. Hasan Ali Yücel, yaşadığımız dünyayı bize tanıtan ve onun üstünde zekanın egemenliğini kurmaya imkan hazırlayan müsbet ilmin garb medeniyetinin özünü teşkil ettiğini, bilimsiz dine ve felsefeye gidilemeyeceğini savunuyordu. Hasan Ali Yücel, akıl ve bilim yoluyla canlandırılacak bir Türk Hümanizminin hayalini kurmaktadır. Ancak O’nu radikal bir batıcı olarak değil, ılımlı bir sentezci olarak değerlendirmek gerekir. Hasan Ali YÜCEL döneminde yayınlanmaya başlayan ve ağırlıklı olarak Batı klasiklerini önceleyen tavrı zihnindeki ideolojik yapılanma ile ilgilidir.

Köy Enstitüleri modelinin düşünsel arka planını oluşturan ve uygulamalarında etkin rol oynayan İsmail Hakkı Tonguç ise, köyün canlandırılması, ezilen sınıflar ve münevverler arasındaki ayrılığa son verilmesi, köylünün hayata katılımının sağlanması, yeni bir insan tipinin yaratılması, iş ve hayat faaliyetlerinin birleştirilmesi ve cemiyetçi bir eğitimin oluşturulmasına çalışmıştır.

Tonguç’un köy enstitüsü modeli, Blonski’nin “Politeknik Okulu” ve Makarenko’nun “Kolektif Üretim Okulu” modelini örnek alınarak sol- toplumcu bir yapıya bürünmüştür. Tonguç’un bu yapılanmasına ilk itirazlarlar bizzat CHP içinden yükselmiştir.

Köy Enstitüleri, 1954 yılında DP tarafından “Solcu yatağı”ve “komünist yuvası “olduğu gerekçesiyle kapatılmıştır.O tarihten bu yana sol ve sağ aydınların köy enstitülerine bakışlarını izlersek konuya ideolojik bakışın ne denli egemen olduğunu da görebiliriz.Engin Tonguç ,İlhan Başgöz ve Server Tanili gibi sol aydınlar,Köy Enstitülerini burjuvaya karşı koyan aydınlanma hareketi olarak görürler.Mümtaz Turhan ,Osman Turan, Z.Fahri Fındıkoğlu ,Peyami Safa Mehmet Kaplan ve Necip Fazıl gibi aydınlar ise aynı okulların milli kültüre aykırı, komünizmden  fazlasıyla etkilenmiş,manevi değerlere yabancı,”komünizm yatağı” olara değerlendirerek karşı çıkarlar.     

Gerçek şu ki, eğitimde geçerli parametreler siyasal gelişmelere paralel olarak değişmektedir. Köy Enstitüleri de zamanla siyasal değişimlerinin ve demokratik açılımların gerisinde kalmıştır. Ayrıca bu okullar mevcut yapılarıyla birey hak ve hürriyetlerinin temel değer olarak kabul edildiği günümüz demokratik yaşam ortamına uygun düşmediği açıktır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr