• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 21 °C

Eğitim ve Yenilenme

Bilal AKGÜL

 

 

Eğitim ile ilgili son yıllarda yapılan değişiklikler, beklentileri karşılamaktan uzak sistemin sürdürülebilirliğinin zorluğunu gösteren somut örnekler arasında sayılabilir. Kendi başına değerlendirildiğinde veya önceki durumlarla kıyaslandığında önemli bir değişim olarak gösterilebilecek bazı yenilikler, maalesef mevcut çarkın içinde çok da ciddi bir fonksiyon görmemekte, katkı sunmamaktadır.

 

 

Bunu neye bağlamak gerekir? Ya da ortaya çıkan manzara, kısa veya orta vadede nasıl bir görüntü oluşturuyor?

 

 

Gerek sınav sisteminde gerekse müfredatta nispi değişikliklere gidilmesine rağmen gidişatla ilgili(en azından orta vadede) negatif bir kanaatin oluşması, konuyla ilgili detaylı bir teşhis sürecinin gerekliliğini dayatmaktadır.

 

 

Okullarda ve STK’ların bünyesinde yapılan çalışmalarda verimin düşük olmasını, yine bu çerçevede, öncelikle sorunun teşhisi ile ilgili probleme bağlamak mümkündür.

 

 

Bazı illerimizde uygulanan ve daha çok sınav başarısına yönelik çalışmaları-projeleri bu minvalde görmek mümkündür. Daha çok yarış atı mantığı ile hazırlanan bu projelerden kısa sürede görece bir başarı elde edilmesi, bu tür çalışmaları cazip kılan etkenlerin başında gösterilebiliriz.

 

 

Karakter gelişimini önceleyen projelerde ise, başarı faktörü ön planda görünmemekle birlikte eğitim atmosferinin bütünlüğünü dikkate almaması, parçacı bir anlayışla hazırlanması ve uygulanması, mevcut uygulanabilirlik kalitesini ıskalaması, belirlenen hedeflere ne kadar ulaşılabileceği ile ilgili önemli veriler sağlıyor. Her açılan gedik için, sadece açılan gediğe özel çalışmaların yapılması, yapsa yapsa bol yamalı bir eğitim sistemi görüntüsü ortaya çıkarır.

 

 

Günübirlik hedefleri gerçekleştirme ve ‘istatistikî tatmin’ dışında kalıcı kazanımlar vermekten uzak olan, uzun vadede değerlerin davranış haline gelmesine, toplumun kâmilleşmesine katkısı tartışılır olan, bu ve benzeri düşüncelerle hazırlanan çalışmaların olası risklerinin(ya da yan etkilerinin) de üzerinde konuşulmasını elzem buluyorum.

 

 

Daha çok Batı’nın ‘başarı’ ve ‘kazanma’ paradigmasını referans aldığı izlenimi belirgin olan, kendine has özelliklerden, özgünlükten uzak görünen bu ve benzeri çalışmaların vitrinsel ve kısa vadede sonuç alma boyutunun, kalıcı ve uzun vadeli hedefleri gerçekleştirmesine bir ön adım oluşturması; eğitim atmosferine ruh oluşturacak alt yapı çalışmalarına temel olacak bir mahiyete sahip olmasını zorunlu kılıyor.  

 

 

Kanaatimce atmosferi, özelde eğitim atmosferini dinamik kılacak faktörlerin başında ‘yenilenme bilinci’ gelmektedir. Yenilenme bilinci dediğimiz, eğitimin her aşaması ile ilgili sürekli bir gelişimi, özgünlük arayışını zorunlu kılmaktadır. Burada da hemen karşımıza çıkan cevap bilgilenmedir. Yani eğitimin hangi kademesinde olursa olsun, eğitimciyi geliştirecek, bilgi ufkunu genişletecek sürekli bir okuma sürecini elzem kılmaktadır.

 

 

Evet, bilgilenme, okuma bu sürecin önemli bir ayağıdır. Tamam. Fakat bunun da yeterli olmadığı, okunan şeyin özgünlüğünün da önemlili olduğunu ifade etmek gerekir. Alpaslan Açıkgenç’in vurgusu ile ancak özgün bilgi ile dinamizm oluşturulabilir, bilgi yenilenebilir, yeni bir eğitimin-medeniyetin atmosferi yaratılabilir.

 

 

Fıtraten bilgiye, yeni bilgiye meyilli olan insanın konuyla ilgili belli bir çabası, dinamikliğ-özgünlüğü sabit bir eğitim atmosferinin de sigortası özelliği gösterecektir.

 

 

Eğitim atmosferi ile ilgili yenilenme bilinci güçlendirilmeden, pratiğe aktarılmadan uygulanacak projelerin yan etkilerinden kurtulmak mümkün olmayacaktır.

 

 

Eğitimin önemli bir ayağı olarak gördüğümüz model olmanın başka bir şekilde tezahürü mümkün müdür? Eğitimcilerimiz (özellikle eğitim yöneticilerimiz), okuma aşkını, okuma şevkini kazanmadan, öğrencilerine okuma bilincini kazandıracağını savunan varsa beri gelsin. Yenilenme dediğimiz şey de aynı sonuca götürür.

 

 

Üniversite yıllarından kalma bilgilerinin üstüne yeni bir şey koyma gereği duymayan bir eğitimcinin, eğitim atmosferine (hele hele salt projelerle) yeni bir ruh vermesini beklemek deveyi iğne deliğinden geçirmekten daha kolay değildir.

 

 

Her dinamizmin bir arka planı, bir alt yapısı vardır. Günlük meşgalenin dışına çıkamayan, eski anlayışlarla yeni şeyler yapmak imkân dâhilinde değildir.

 

 

Kitap medeniyeti olarak görülen İslam medeniyetinin, kitapla münasebetinin iyi olması, O’nu her alanda ilerletirken, kitaptan-okumadan uzaklaştığı dönemlerde ise, bu gün olduğu gibi, zamanının ileri medeniyetlerinin gölgesinde kalmaya mahkûm olmuştur.

 

 

 

Bilimde, teknolojide, eğitimde zamanı yakalama ancak yeni bir paradigma(değerler dizisi) ile mümkündür. Bu paradigmanın da başlangıç kavramı yenilenme, aracı ise kitaptır.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr