• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 21 °C
  • Adıyaman 29 °C
  • Ankara 22 °C

Ekoloji ve Biyo-çeşitlilik İçin Çağrı

Abdurrahman ÖZKAN

Günümüzde Türkiye nüfusunun %80’inden fazlası şehirlerde yaşıyor. Haliyle siyasetçiler için şehir nüfusunu ikna etmek daha önemli olmaktadır. Başka bir ifadeyle kırsal nüfusa yönelik çok fazla vaad veya proje dillendirilmemektedir. Oysa kırsal alandaki hayvansal ve bitkisel ürünler sadece kırsalı değil şehirleri de beslemektedir. Türkiye’de toplum ve doğanın geleceğiyle ilgili yönlendirici kararlar almak en başta siyasetçileri yaptığı ve yapacağı bir şeydir. Dolayısıyla siyasetçilerin doğal çevreyi ve biyo-çeşitliliği korumaya yönelik düşünce ve projelerini seçmenlerle paylaşması gerekir.

Aslında Türkiye’de birçok siyasi tartışma konularının arka planında çevre politikaları vardır. Ne var ki çevre ile ilgili uzun vadeli kapsamlı politikalardan bahsetmek mümkün değildir. Çevre üzerinden eleştiri ya da başarılar dillendirilmektedir. Şu kadar park alanına çim diktik, şu kadar ağaç kestin, şu kadar yol yaptık ettik diye panolara reklam yapıştırılmaktadır. Hele bir belediye başkanının poşet, pet şişe toplama kampanyasına katılması çevreci anlayışın bir göstergesi olarak sunulmaktadır. Tipik bir şov görüntüsü... Çevre ile ilgili duyarlılık siyasi şovun en birincil malzemesi olmaktadır. Yani çevrenin ismi var, politikası yok.

Parası olan belediyelerin atık ayırma ve değerlendirme tesislerine para harcaması yine bir şovla duyurulmaktadır. Aynı belediyeler çöplerini cam, naylon, kâğıt ve gıda atıkları olarak toplamak ve bu atıkları daha kolay ve daha yararlı bir şekilde dönüştürme anlayışından uzak, böyle bir kültürü yaygınlaştırma altyapısından yoksundurlar maalesef.

Benim düşüncem, şehirlerin çevre hatta imar politikası belediyelere bırakılmayacak akdar hayati bir konudur. Açılmayacak arazileri imara açmak, dikilmeyecek binaları hiçbir ilkesel temele dayanmadan dikilmesine, şehirlerin tarım arazilerinin içine yayılmasına onay vermek ancak belediyelerin kısır anlayışlarına bağlanabilir. Şehirlerde imar (hatta mimari anlayış) çevre ve tasarruf ilkeleri olmayan yönetimlerin kırsaldaki ekolojik dengeyi, yok olan tarım ve hayvan çeşitliliğini koruma duyarlılığı olabilir mi? Dahası, haberi olabilir mi?

Tarım, Hayvancılık ve Orman Bakanı bir yıl önce Türkiye Tohum Bankası’nın kurulduğunu açıklamıştır. Bu yeni kurumun yanı sıra, yakından ilgili diğer bakanlık ve müdürlüklerin meyve, sebze, tahıl fide ve tohumlarının çeşitliliğini korumak, yerli isimler olarak tescillendirip patent alınması için daha aktif ve yaygın çalışmalar yapmalıdır. Aksi takdirde yabancı asma, ceviz, badem, elma fidanlarına ve sebze tohumlarına her yıl milyon dolarlar vermeye devam edeceğiz. Sadece tohumlarına değil, bu tohumları satan yabancı firmaların ilaçlarını da almaya mecburuz.

 Bu konunun tehlikeli boyutlarını anlamak için sadece kavun ve karpuz üretimine bakmak yeterlidir. Yirmi yıl önceki yirmi çeşit kavun ve karpuz yerini pazarlarımızda iki yabancı sertifikalı tohumun kavun ve karpuzu istila etmiş durumda. Bu tohumları aldığımız iki üç ülke bir yıl tohum satmayı durdururlarsa, tarım ülkesi olarak o yaz kavun ve karpuzu rüyalarımızda göreceğiz artık. Yediğiniz kavun karpuzun tadı, MacDonalds ve Burger King ürünleri gibi Türkiye’nin her yerinde aynıdır artık. Meyvelerdeki eski tat çeşitliliğini tohumlar kaybedildikten sonra bulmak mümkün olmayacaktır. Yerli tohum salatalığa zaten yirmi yıl önce aniden veda etmiştik zaten. Şimdi yabancı tohum ürünü salatalık semt pazarlarında, il sınırları içinde yetiştirildiği için ‘yerli’ etiketiyle tezgâhlarda satılıyor.

Sonuç olarak çevre ve biyo-çeşitlilik meselesi bir ülke meselesidir, her alandaki dışa bağımlılık gibi özgürlüğümüzü orta ve uzun vadede tehdit edecektir. Ekolojik denge sadece termik santrallerle bozulmaz, sağlıklı bitkisel ve hayvansal besinlerle beslenmenin yolu da pazarda organik olanını seçmekle olmaz. Daha bütüncül ve yaygın politikalara ihtiyaç vardır. Yukarıda verdiğim örneklerin benzeri diğer meyveleri de tehdit etmektedir. Bazı bölgelerde çiftçilerin düzenledikleri panayırlarda yerli tohumları değiş-tokuş etmek suretiyle cinslerini koruma çabası ne yazık ki siyasilerin gündeminde yer bulamamaktadır. Seçmen olarak yüz yüze ya da sosyal medyada fırsat buldukça konuyu gündeme taşıma ve bir duyarlılık oluşturma fırsatımız vardır.   

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr