• BIST 96.084
  • Altın 239,517
  • Dolar 5,8258
  • Euro 6,5552
  • İstanbul 13 °C
  • Adıyaman 14 °C
  • Ankara 11 °C

Elde var zaman!

Şerif Yetkin

Zaman kavramı üzerine nice tanımlar yapılmış olup ve bununla ilgili önemine binaen nice kitaplarda yazılmıştır. Öncelikle kelime olarak incelediğimizde zamanın tanımı TDK’da “Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Belirlenmiş olan an. Çağ, mevsim. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Dönem, devir” şeklinde açıklanır.

Özellikle hızlı dönüşümün gerçekleştiği çağımızda, zamanı bilinçli bir şekilde anlamaya yönelik tefekkürden uzak, davranışların sonuçlarını yaşamaktayız gün be gün. İnsanoğlu neye koştuğunun fevkinde midir acaba? Çünkü ömür sermayesinin tükendiği her saniye zamanını yitirmekte ve emanet olarak verilen bu hazineyi kör bir koyunun girdabına atarcasına karanlıklara teslim etmektedir. Oysaki bir nefeslik olan insan, bu hayatta yani kendisine bahşedilen zamanında sonludur. Bunun içindir ki sorumluluklarının bilincinde olup, bunu en iyi, en faydalı ve en güzel şekilde değerlendirmesi gerekir.

Bakınız Rabbimiz Yüce kitabımızda Asr Suresinde zamana yemin eder. Ve hüsranda olduğumuzu bize bildirir. Neden mi? Çünkü zamanını imanla, salih amelle ve sabırla geçirmediğimiz her an o hüsranın muhatabıyız. Mevdudi Tefhimul Kur’an da Asr suresini tefsir ederken şöyle der: “Burada zaman üzerine yemin edilmesinin anlamı, zamanın insanının, büyük hüsran içinde olduğuna ve ondan ancak dört özellik sahibinin kurtulacağı gerçeğine şahit olmasıdır.”

"Zaman" kelime olarak, geçmiş zaman ve pek uzun olmayıp her an geçmişe dahil olan şimdiki zaman için de kullanılır. Çünkü her an, gelecek zaman şimdiki zamana, şimdiki zaman da geçmiş zamana dahil olmaktadır. Burada mutlak olarak zamana yemin edilmiştir. O halde burada iki tip zaman kastedilmiştir. Yani geçmiş zamana yemin edilmesinin anlamı, insanlık tarihinin, yukarıda adı geçen dört özellikten uzak olan kişilerin hüsrana uğradıklarına şahit olmasıdır. Geçmekte olan zamana edilen yemini anlamak için, geçmekte olan zamanın, her bir insana, her bir millete bu dünyada çalışmak için fırsat verildiği zaman olduğunu bilmek gerekir. Bunun misali şöyledir:
Bir sınav salonunda öğrencilere soru verilmiştir. Zaman çok hızlı geçmektedir. Saatimizin saniyesi, zamanın hızlı geçtiğine dair yeterli fikir verebilir. Hâlbuki bir saniyelik zaman da uzun bir süredir. Bu bir saniyelik sürede ışık 186.000 mil kat eder. Kâinatta bilmediğimiz öyle unsurlar vardır ki bundan da hızlı yol alabilirler. İyi veya kötü herhangi bir işle uğraşırken saatin saniyesine bakarak geçen zamanı düşünürsek, bunların ömür dediğimiz sürenin belli bir kesitinde vuku bulduğunu anlarız. Bu süre bize bu dünyada bir fırsat olarak verilmiştir. Buradan, asıl sermayemizin çok hızlı geçen zaman olduğunu anlayabiliriz. İmam Razi, bir şahsın kavlini naklederek, "Ben bu sözden sonra Asr suresinin manasını anladım" demiştir. Razi şöyle nakleder: "Buz satan birisi pazarda şöyle bağırıyordu; "sermayesi eriyen bu şahsa merhamet edin! Onun bu sözünü duyunca, bu söz Asr suresinin anlamıdır" dedim." İnsana verilen ömür bir buz gibi hızla erimektedir. Eğer bunu ziyan eder veya yanlış yere harcarsa insanın hüsranına neden olur." Onun için geçen zamana yemin edilmesinin anlamı, hızla geçen zamanın, söz konusu dört özellikten yoksun insanın dünyada ne işle meşgul olursa olsun hayatını harcadığına ve hüsranda olduğuna şehadet etmesidir.’’(Tefhimul Kur’an İnsan Yayınları s.224-225)

Peygamberimiz (S.A.V)’in konu ile alakalı hadisleri mevcuttur. Mesela bir hadisinde “Kıyamet günü, dört şeyden sual edilmedikçe, kulun ayakları (Rabbinin huzurundan) ayrılamaz: ‘Ömrünü nerede harcadığından, ne amelde bulunduğundan, malını nerede kazandığından ve nereye harcadığından, vücudunu nerede çürüttüğünden.” (Tirmizî)

Bu Hadis-i Şerifte, insanın zamanını iyi değerlendirmesine, bu değerli nimetin boşa harcanmaması gerektiğine dikkat çekilerek insana bir nasihat ve uyarı vardır.

Başka bir Hadis-i Şerifte de şöyle buyrulmuştur: “Beş şeyden evvel beş şeyin kıymetini bil; İhtiyarlık gelmeden önce gençliğin, hasta olmadan önce sıhhatin, fakirlik gelmeden önce zenginliğin, meşguliyetten önce boş vaktin ve ölmeden önce hayatın.” (Buhârî ve Müslim)

Hayat bir han, insanoğlu ise yolcu.Evet her insana elde olarak zaman verilmiş ve katkısının olacağı işlevselliğe kavuşturma iradesi de bahşedilmiştir. Bize düşen kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi, niçin –nasıl-ne yapmamız gerektiği, nereye gideceğimizi ve nasıl bir hesap vereceğimizin şuurunda, bilince de olmalıyız. Rabbin bizden istediği, peygamber örnekliğini alarak eldemiz olan, elimizde olan bu kıymetli zamanları sıratı müstakim üzere geçirmek ve değerlendirmektir. Ne diyordu şair:

 Tüm zamana and olsun diye başlıyordu hitap.

 Bak! yeniden dirilmeyi işaret ediyordu mukaddes kitap.

Gel gör ki insanlık anlamadı ilahi muştuyu olmuş harap ve bitap.

Hüsran da kurtuluş ta taa insanoğluna özgü heyhat!

Akletmenin diliyle selamette kalınız…

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr