• BIST 108.645
  • Altın 154,531
  • Dolar 3,8286
  • Euro 4,5258
  • İstanbul 14 °C
  • Adıyaman 10 °C
  • Ankara 1 °C

Evet

Adem Ballı

Tarihi dönemlerden geçiyoruz. Son yüzyılımız yeniden diriliş hamleleri ile geçti. Çok ciddi bedeller ödendi bu hamleler esnasında. Savaştan yeni çıkmış bir millet bütün varlığını ortaya koyarak dönemin bütün küfür devlerine karşı muazzam bir mücadele verilmiş adeta küllerinden yeniden doğmuştu ki;

Sahada kazanılan bu zaferler katil orduların tamda istediği şekilde masada kaybedilmişti.

Evet, masada kaybedilenler milletin manevi değerleri idi. Ve millet anlamıştı ki bu savaş daha bitmedi… Daha dökülecek çok kan var viraneye dönecek hayatlar var. Bedrin Arslanları gibi mücadele eden bu kahramanlar siyaseten kaybedilenleri kazanmak için daha çok yol alınması gerektiğinin bilincin de olarak başladılar tekrardan mücadeleye…

Öyle bir mücadele ki biliyorsun ki gün gelecek leş kargalarının üşüşmeleri gibi üzerine üşüşecekler ve nefes dahi aldırmayacaklar… Lakin sen bittim dediğinde Rabbim yetecektir. Bunu da bilecek nefesi ve zaferi verecek olan Allah’tır diyeceksin.

Önce pirandan yükseldi bir kıyam ve toprağa ekilen nice can Kazım Karabekirler, Mareşal Fevzi Çakmaklar süregelen mücadelenin adamları, Adnan Menderes, Turgut Özal ve Mücahit Necmettin Erbakan ve nihayet onun öğrencileri Erdoğan, Gül, Arınç…

Dedik ya nice bedeller ödendi diye. Adnan Menderes ve arkadaşları yağlı urganlarla ebediyete gittiler: Turgut Özal suikastla kaldırılmaya çalışıldı. Erbakan, 28 Post Modern Darbesi ile yönetimden uzaklaştırıldı. Hem de bin yıl sürmesi temennisi ile… Elbette Allah’ın da bir hesabı vardı. Ve bu hesap er yada geç tecelli edecekti…

Sonra Erbakan’ın öğrencileri geldi. İktidara gelmek değildi mesele, gelipte ayakta kalabilmekti mesele. Bilumum emperyalist zümre çelme takmak için hazır kıta bekliyordu. Kıta demişken geldi aklıma “bindirilmiş kıtalar” vardı taptaze hükümeti devirmek için meydanlara doldular darbe şakşakçıları Gürbüzü Alemdaroğlu su sahada idi…

Olmadı, sarıkız ay ışığı ile geldiler. Yine olmadı, 367 garabeti ile geldiler. Yine olmadı, 7 Şubat hamlesi ile geldiler. Yine olmadı, Gezi eylemleri ile geldiler. Yine olmadı, Kobani olayları ile iç savaşa yeltendiler Yine olmadı 17-25 aralık ile geldiler yine olmadı ve son büyük darbe devletin kılcal damarlarına varana dek sızmış olan Fetö yapılanması bütün gücü ile saldırdı. Allah’ın yardımı ile yine başaramadılar.

Evet mücadele devam ediyor bütün bu saldırılara karşı yönetimsel set çekmek gerekiyordu. Ve o set Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile önümüze gelmiş bulunmaktadır.

Ben şunu demiyorum: Evet çıkarsa terör biter darbe olmaz değil; bunlar gene olur fakat bu sistemde bu saldırılara karşı daha güçlü bir dirayet sergilenecektir. Ve sonuç milletin lehine olacaktır.

Tutturmuşlar bir diktatör lafını yürüyorlar. Oysa bu sistemde bir kişi en fazla iki dönem başkan seçilebiliyor. Şimdiki parlementer sistemde ise bu anlamda sınır yok ki. Erdoğan yaklaşık olarak 15 senedir sistemin başında eğer bir diktatör illa ortaya çıkarsa bu sistemde çıkar. Hali hazırda ki yetkileri oldukça fazladır.

Milletvekili sayısının 600 olması oldukça yerinde bir karar. Temsilde adalet için hatta kanaatimce bu sayı daha fazla da olmalıydı.

Kanunları hükümet yapmıyor vekiller yapıyor buda sözün millette olacağının en önemli göstergesi.

Yargı erki sadece bağımsız değil, aynı zamanda tarafsız olacak. Ve sivilleşme yolunda emin adımlar atılacak. Askeri Mahkemeler son bulacak.

Şöyle bir 7 Haziranı hatırlayalım. Seçim olmuş ve bir parti 250 den fazla oy almış ama tek başına hükümet kuramıyor. Nitekim altı aylık bir kaybımız oldu. Bunun bir ülkeye maliyetini düşünebiliyor muyuz. Yeni sistemde böyle bir kayıp yaşanmayacak. Birinci parti her türlü tek başına iktidar olabilecek.

En önemlisi yönetimde çift başlılık kalkacak . Necdet Sezer’in Cumhurbaşkanı olduğu dönem ülke yaklaşık beş sene adeta kaplumbağa yürüyüşü ile hareket etti. İdeolojik farklılık adeta ülkeyi kilitleme noktasına getirmişti.

Hatırlayın. Hükümet Kanun gönderiyor, Sezer 15 günlük sürenin son dakikasına kadar bekliyor sonra reddediyordu. Bütün işlemler sıfırdan başlamak durumunda kalıyordu. Tabi bunun ülkeye maddi manevi yüksek maliyeti oluyordu.

Bu sistemde Hantal ve başına buyruk bürokrasiye sağlam bir ayar verilecektir.

Ben EVET diyorum. Siyasi istikrara EVET. Ekonominin büyümesine EVET. Dış politikada etkin bir siyasete EVET. Teröre karşı EVET. Hollanda Almanya vb diğer hayırcı Avrupa ülkelerine karşı ülkemin yanında olmaya EVET.

Yepyeni umutlarla EVET diyorum. Daha iyi olması için EVET diyorum. Tabi ki gaybı bilen Allahtır. Rabbim hayırlara vesile kılsın inşallah.  

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr