• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 21 °C

Evlilik Ve Ahlak

Y.YAVUZYILMAZ
           

 

Evlilik hem kadın hem de erkek için, dini, sosyal ve kültürel farklı sorumlulukların yüklenildiği hayatın yeni bir safhasıdır. Bundan dolayı insan hayatının önemli dönüm noktalarından biridir. Sağlıklı bir evlilik,hiç kuşku yok ki, bir taraftan yerine getirilmesi gereken sorumluluklara,diğer taraftan eşlerin birbirlerine duyduğu sevgi ve saygıya bağlıdır.

 

           

 

Sadakat, sorumluluk ve sevgi, ideal bir birlikteliğin ön şartlarıdır. Bunlardan herhangi birinin eksikliği o evliliğin sorunlara gebe olduğunu gösterir. Sadakat birbirine olan ahitleşmeye bağlı kalmak, sorumluluk ortaklıktan doğan yükümlülükleri yerine getirmek, sevgi ise eşler arası muhabbeti derinleştiren bir duygudur.

 

 

Evliliğin sürdüğü bir dönemde başka kişiler hakkında cinselliğe vurgu yapan söz ve imalardan kaçınmak gerekir. Bu durum evlilikte güven duygusunu zedeleyen çok önemli bir davranış biçimidir. Ayrıca eşlerin,diğerini başkalarıyla kıyaslayan tavırları veya birbirleriyle mecburen evlendiklerine ve çocuklar yüzünden bu evliliğin sürdüğüne  dönük bir ima son derece yaralayıcıdır.

 

 

İslam, geleneğin aksine kadın ve erkeğin evlilik dışı ilişkileri konusunda herhangi bir ayırım yapmaz. Evlenen kızın geçmiş yaşantısı hakkında olan araştırma, erkek için çoğunlukla yapılmaz. Toplumumuzda namus düşüncesinin sadece kadınlar üzerinden yürüyen bir yaklaşım biçimi olduğuna kuşku yoktur. Daha açık söylemek gerekirse, toplumun gözünde, evlilik öncesi yasak cinsel ilişki yaşayan erkekle kadın,Kur’an’ın aynı görmesine karşın, asla aynı konumda değildir. Gelenek erkeğinkine ses çıkarmaz ya da sessiz kalırken,kadınınkini en acımasız bir biçimde cezalandırma eğilimindedir. Oysa erkeğin bu konudaki davranışı ne kadar suçsa kadınınki de aynı derecede suçtur veya normaldir. Erkek için normal gördüğünüz bir eylemi kadın için anormal görmeniz,sorunlu bir düşünce yapınızın olduğunu gösterir.

 

           

 

Muhafazakarların kadın konusunda ikircikli davrandığını kabul etmek gerekir. Eşinin çalışmasına,deniz kenarında tatil yapmasına karşı çıkan biri bunları kendisi kolaylıkla yapabilmektedir. Oysa kadının başka erkeklerin arasında tatil yapması ne kadar sorunluysa,erkeğin başka kadınların arasında tatil yapması da o kadar sorunludur. Karısını erkeklerin göremeyeceği bir yerde denize girmeye yönlendiren erkek, turistlerin arasında yüzmekten çekinmemektedir.

 

 

Kur’an eşler arasındaki ilişkide örtü kavramını kullanır. Örtü gizlemeyi gerektiren şeylerin olduğunu ima eden bir metafordur. Demek ki,eşler arasında kalması gereken bilgiler vardır ve bu bilgileri başkalarıyla paylaşmamak gerekmektedir.

 

           

 

Antropolojik açıdan bakıldığında insanlığın yeryüzü serüveni bir erkek ve bir kadınla başlıyor.(Adem ve Havva kıssası). Cinsellik insanlığın ilk tanık olduğu,ilk farkına vardığı ve ardından buna bağlı olarak ayıp düşüncesinin geldiği bir davranıştır. (Adem ile Havva’nın cinselliği fark ettikten sonra gizleme çabası)

 

           

 

Sonra Adem’in iki oğlu olan Habil ve Kabil arasındaki anlaşmazlık,insanlık tarihinin ilk cinayeti ile sonuçlanır.  Habil öldü onun çocuklarının olduğu konusunda bir bilgimiz yok. Ancak Kabil yaşamaktadır ve bir anlamda hepimiz Kabil’in çocuklarıyız. Önemli olan bu kavganın kadın/cinsellik yüzünden başladığı ve ilk kardeş katliyle sonuçlandığıdır.

 

           

 

Evliliğin gerçekleşmesiyle bir anlamda evlilik öncesi durum geçmişte kalmıştır; oraya dönük,eski arkadaşlıkları konu alan bir ima yapılmamalıdır. Evlilik bir durumdan başka bir duruma geçiştir ve yeni sorumluluklar üstlenmeyi gerektirmektedir.

 

           

 

Kuşkusuz hiçbir evlilik boşanmak amacıyla gerçekleştirilmez. Boşanma eylemi evliliğin sosyal,kültürel ve sevgi yönünden sürdürülebilir olmaktan çıkmasıyla başvurulacak son davranış biçimidir. Evliliğin sürdürülmesinden doğacak zarar boşanmanın gerçekleşmesinden doğacak zarardan daha fazla ise kuşkusuz boşanma meşru bir yoldur. Boşandıktan sonra ayrılan eşlerin birbirleri hakkında yaralayıcı konuşmamaları esastır.

 

 

Evlilikte cinsellik önemli bir etkendir ancak tek başına yeterli değildir. Sosyal, kültürel , ideolojik uyum ve hayata benzer paradigmadan bakmak da son derece önemlidir. Kadın ve erkek, taşıdıkları cinsel kimlikten önce insandır. Karşılaşılan bazı sorunları insan temelinde ele alıp sonuçlandırmaya çalışmak daha yararlı olacaktır.

 

 

Öyle görülüyor ki,kadın modern kültürün cinselliği yücelten tavrıyla,geleneğin onu hapsettiği yer arasına sıkışmıştır. Bu anlamda geleneksel kadın ile modern kadın aynı kaderi paylaşmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki,kadın ne tek başına tüketim kültürüne sunulan bir cinsel obje, ne de geleneğin donmuş kalıplarına sıkışmış bir nesnedir.

 

 

Gelenekte kızların evlenecekleri erkeği beğenme gibi bir hakları yoktur. Onların yerine babaları,belli bir miktar para karşılığında karar vermektedir. Bir ilimizde hasat kaldırıldıktan sonra yaşlı erkeklerin başka bir ile gidip, para karşılığı genç kızları aldıkları bir vakıa olarak yaşanmaktadır. Hiç görmediği bir erkekle belli bir miktar para karşılığı evlenmek zorunda bırakılan genç bir kızın ruhunda ne büyük ve derin yaralar açıldığının ne önemi var ki? Öyle görülüyor ki,toplumumuzdaki evliliklerin önemli bir bölümü daha başlangıçta bir trajedi ile başlamıştır. Kadın geleneğin prangasında yaşamak zorunda olan, alınıp satılan, belirli bir miktar karşılığında hiç tanımadığı biriyle evlendirilerek hayalleri yıkılan bir varlık değildir.

 

 

Kadın ve erkek aynı özden yaratılmıştır. Üstünlük meselesine gelince bu mesele hiç kuşkusuz üstünlüğün takvada olduğu genel ilkesi altında değerlendirilmelidir. Kur’an merkezli kadın sorununa yaklaşanlar, parçacı yaklaşımların esiri olmaktan kurtulmalı, kadın konusuyla ilgili tüm ayetleri bir araya getirerek ve Kur’an’ın temel mantığını göz önünde bulundurarak çözümleme yapmalıdırlar.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr