• BIST 109.200
  • Altın 153,755
  • Dolar 3,8233
  • Euro 4,5095
  • İstanbul 13 °C
  • Adıyaman 11 °C
  • Ankara 10 °C

Eylemin Ahlakî Boyutu

Abdullah YEKTA
Diyarbakır'da kurban etlerini dağıtırken saldırıya uğrayan,sopalarla ve demir çubuklarla vurularak hunharca katledilen Yasin, Hasan, Hüseyin ve nasıl öldürüldüğünü bilmediğimiz nice insanların anısına. Başka Kerbela aramaya gerek var mı? İşte bu da bizim Kerbelamız.

Ekim ayının başında ABD Başkan Yardımcısının İŞİD örgütüne destek veren ülkeler arasında Türkiye'nin de ismini telafuz etmesiyle beraber, daha önceden hazır kıta gibi bekleyen unsurlar harekete geçmeye başladılar. Daha önce de Suriye'de binlerce Kürd'ün kanı akıtıldı fakat her nedense kimsenin kılı kıpırdamadı. Kobani'de, İŞİD ile PYD kapışınca ve bu konu ABD-Avrupa ülkelerinin ilgisini çekti ve gezi eylemlerinde olduğu gibi birçok unsur beraber ortaya çıktı. Taşeronluğunu BDP üstlenince Kürt, Kürt hakları, Kobani'de sıkışan PYD'yi kurtarma… v.s. sloganlarla ortalığı ateşe verdiler. Birçok insan halen bu olayların niçin yapıldığını anlamış değildir. Eminim ki BDP yetkilileri de niçin bu eylemlere bu şekilde katılıp organize ettiklerini henüz anlamış değiller. Bu eylemler sırasında PYD elemanlarından olduğu söylenilen yüzü maskeli ön saflarda eylemcileri kışkırtanların, kim tarafından getirildiği meçhuldür.  Bunlar, bu eylemlerini niye İŞİD'e karşı yapmadılar? Ama bu eylemlere katılan ve organize eden insanlara haklı sitemlerimiz de yok değildir. Yirmi günden fazla oldu televizyon ekranlarında, internet sahifelerinde gördüklerimiz insanın kanını donduruyor.  Bu eylemleri yapanlar, insan mı diye tereddüt ediyoruz.

Bunlar mı Kürt halkının haklarının savunucuları? Bunlar daha başa gelmeden her tarafı yıkıp yakıyorlar. Başa geldikten sonra kim bilir neler başımıza gelecek? İnsan sormadan edemiyor.  Acaba kurtuluş öldürüp yok etmekle midir? İnsanları tehditle, şantajla susturduğun zaman  seni kabul mü etmiş olacaklar? Bugün beş altı yaşlarındaki bir çocuk dahi şantaja boyun eğmez. Bir an onu susturursun ama bu seni kabul etmiş anlamına gelmez. Baskı ve zulümle sindirerek kaç insanın gönlünü kazanabilirsin ki?

      

İnancı, inanmış insanı kendi fikrin açısında engel olarak görüp saldırmakla, öldürmekle kimin gönlünü fethedeceksin? Zaten bu coğrafya acı, gözyaşı ve kahırla yok olmaktadır. Kürtler veya Kürdistan böyle mi gelişecek? Bu şekilde mi bu insanların haklarını savunacaksınız?

Dershanelere, okullara, camilere ve İslami kimliğe sahip olan derneklere saldırarak, kimi saflarınıza kazandıracaksınız? İnsanların, inançlarının gereği olarak kestikleri kurban etlerini başka insanlara ulaştıranların ne suçu vardı? Sevap kazanmak umuduyla, yapılan bir hayır için köprü olmaya çalışan insanlara saldırıp başlarını sopalarla, demir çubuklarla ezerek öldürülen insanların ne suçu vardı? Bu insanları öldürenler Kürt halkının kahramanları mı olacaklar? Diyarbakır meydanına heykelleri mi dikilecek?

İstanbul, Diyarbakır, Batman… v.s. yerlerde işyerlerine saldırarak, o iş yerlerinin mallarını kaçırarak hangi insanları kurtaracaksınız? Bu size yapılsaydı ne yapardınız? İnsanların kendi alın teri emeklerinden biriktirerek kurdukları işyerlerini, sahip oldukları araba ve evlerini yıkarak nereye varacaksınız?

İsrail terör devleti bunu her gün yapıyor. ABD bunu bir meslek haline getirmiş. ABD'nin maşaları olan el-Kaide ve İŞİD gibi örgütlerin işi budur. Öldürüyorlar, yakıp yıkıyorlar, taş üstünde taş bırakmıyorlar. Bugün kendisi için gözyaşları dökülen PYD'nin kendi bölgelerinde halka yaptıkları az mı?

          

Evet, Kürt halkının geleceğini düşünen ve kalkınmasını isteyen parti, kuruluş ve örgütler iki düşünüp bir söylemeliler. İdeal sahibi insanlar, örgüt ve kuruluşlar, mağdur insanları ezmezler, onları mağdur etmezler. Felsefelerini kan ve gözyaşı üzerine kurmazlar. Hitler, Mossuluni, Lenin, İsrail gibilerin politika ve felsefeleriyle kimse bir yere varamamıştır. Bunlar, hiçbir insanın gönlünü kazanamamışlardır. 

PKK kırk yıla yakındır bu siyaseti güttü ama bir yer varamadı. Bugün barış sürecini tartışıyoruz. Oysaki bunca zaman geçti, her yıl bölge hayrına bir iş yapılsaydı, bugün bölge insanının yüzü gülerdi. Bu süre içinde yakılan okulların, arabaların hesabını bilen yok. Oysaki bunlar, hep bölgenin ekonomisini çökerten kültürünü yok eden eylemler olmuşlardır. Diyarbakır müzesi bu eylemler esnasında soyuldu. Kürt kültürünün en önemli eserleri çalındı. Bu eylemlere kimler sevinir? Daha önce örgütün yaptığı eylemler, çocuklarımızın, küçük yaşta Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlere işçi olarak gitmelerine sebep olmuşlardır. Giden bu çocuklar kapkaççı, hırsız ve dilenci olmuşlardır.

Gelelim PYD örgütüne, PKK ile eş zamanlı olarak ortaya çıkmış, Kürt halklarının haklarını savunduğunu iddia eden ve Suriye'de faaliyet gösteren bir örgüttür. Suriye'de Kürtlerin bir kimliği yok. Resmiyette hiçbir Kürt Suriye nüfus cüzdanına sahip değildir. Evlerinin bir tapusu yok, işyeri açmak için bir Arap veya başka bir milletten olan birinin üzerine ruhsatını alır. PYD böyle bir ülkede kurulmuş bir örgüttür.

Sahi bu PYD Suriye'de hükümete karşı ne tür bir eylem yapmıştır. Herhangi bir eylemini bilen, duyan var mı? Oysaki bu örgüt PKK ile beraber Türkiye'ye karşı yıllarca gerilla savaşı veriyordu. Yoksa bu örgüt Hafız ESED ve Beşar ESED'in bir maşası mıydı?  Niye Suriye hükümetine karşı bunların bir eylemi olmamıştır. Yoksa süper güçler öyle mi istiyorlardı?

Aslına bakılırsa ABD ve Koalisyon güçleri şu an Kürtlerin hayrına Kobaniye gelmiş değiller. Irak ve Afganistan'da olduğu gibi bataklık halinin sürekli devam etmesini istiyorlar. ABD'nin gönderdiği silahlar daha önce kullanılmış ikinci el silahlardır. Daha önce bu silahlar nerede kullanıldı?  Bu silahlarla hangi coğrafya karıştırıldı? ABD, Suriye, PYD ve İŞİD bir şekilde el altında anlaşırlarsa, o zaman bu silahlar kime karşı kullanılacaklar?  Yoksa bu silahlar, yine Türkiye'ye karşı mı kullanılacaklar?  ABD hangi işi doğru ve dürüst olarak, sonuna kadar sürdürmüştür? 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr