• BIST 106.702
  • Altın 146,549
  • Dolar 3,4864
  • Euro 4,1701
  • İstanbul 28 °C
  • Adıyaman 36 °C
  • Ankara 34 °C

Fasığın Haberi

Abdullah YEKTA

Acıkan kedi yavrusunu yermiş.  Fakat yavrusunu yemeden önce onu toprakla kirletirmiş. Kirlettikten sonra fare zanniyle(!) yermiş. Acıkınca yavrusunu yemek bütün kedigillerin alışkanlığıymış.  Bu günlerde insanın bir kediden, bir sırtlan ve vahşi bir kaplandan farkı kalmamıştır. Acıkınca en yakınındaki insanı yemeye başlıyor.  Aynı camiide, aynı safta ve aynı kıbleye yönelen müslüman kardeşini  yemeye başlıyor. Aynen bir kedi gibi, bir kaplan gibi ve yırtıcı bir sırtlan gibi. Eskiden “İnsan insanın kurdudur.” demişler. Sanki bu günümüzü görerek söylemişler, bu sözü.

 İslam Ümmetini 700 fırkaya ayırdıktan sonra sadece kendisinin cennete, diğerlerinin cehenneme gideceğini söyleyen zihniyetten bundan başka bir şey beklenmez. Her gün “İnnemel- mü’minune ihvetün=   mü’minler ancak kardeştir.” ayeti celilesini okur, ardından da şu fasık, şu kâfir, şu Sünnî, şu Şiî der. Kendi dışındaki bütün Müslümanları yenilecek bir kuzu olarak görür ve gösterir.

 Menfaatlerine hizmet etmeyince günün en kara damgası neyse, Müslüman kardeşinin alnına onu vurur. Bu tür damgalamayı dinsiz ateistlerden çok gördük. Bir asır boyunca Müslüman’ın ismi mürteci idi.  Gam yemiyorduk fakat fikri zikri ve düşüncesi farklı diye günümüz insanının kendi Müslüman kardeşini karalayıp hedef tahtasına koyması,  münafık İbni Selulleri aratmayan bu davranış vicdan sahibi olan her Müslüman’ı üzen bir davranıştır.  Allah affetsin.

Muaviye’ye ve Yezid’e sırtını dayayarak,  Müslüman kardeşlerini harcayanlar gibi günümüz gazete, radyo ve televizyonlar, sözde İslamî cemaatler de 15 Temmuz sonrasında sırtını hükümete dayayarak muhalif gördükleri cemaatleri hedef tahtasına koymaktadırlar. 28 Şubat döneminde Müslüman avına çıkan; akı kara, karayı ak gösterenler misali bugün de kendisi gibi düşünmeyenleri yargılayan ve hedef tahtasına koyanlar maalesef çoğalmıştır.

 En son Diyanet İşleri Başkanının da söylediği gibi, Mustafa İslamoğlu da İmam-Hatip ve İlahiyat programının yenilenmesi ve ıslah edilmesi gerektiğini söylediği konuşmasında ve ardında konuyla ilgili sosyal medyada söylediği sözleri, sözde İslamî basın tarafından çarpıtılarak İmam-Hatiplerin aleyhine yapılmış bir konuşma olarak gösterildi. Bu okulların müfredat programlarının eksik olduğu, günümüz İslamî bir anlayışı yeterince  yansıtamadığını bu konuda az çok ilgili olan herkesin söylediği bir şeydir.

1970’lerde rahmetli Erbakan’a yeşil komünist deyip foto montajlarla onu karalamaya çalışanların mantıyla, yapılan bir konuşma farklı bir şekilde yansıtmaya çalışılmıştır.  İslamoğlu’nun sosyal medyadaki  “ İmam-Hatip ve İlahiyat müfredatı değiştirilmedikçe bu memlekette geleceğin işidçileri yetişmeye devam edecektir.” Sözü imam hatipleri hedef alan bir konuşma olarak lanse edildi. İslamoğlu’nun Hilal tv’deki üç saatlık konuşması imam-hatip ve ilahiyatların programıyla ilgiliydi. Bu konunun bir cümle ile özetlenip yargılanması sıhhatlı bir değerlendirme olamaz. İslamoğlu, İmam-Hatiplerle ilgili haberinin yanlış yansıtılmasından dolayı özür diledi. Ben merak ediyorum mal bulmuş mağribi gibi bir tweetin üzerine atlayıp karalamaya başlayanlar da basında ve sosyal medyada özür dileyebilecekler mi?

1970’lerde keçisi çalınan müftünün hırsız ilan edilmesi gibi, ahlaksızca tahrifatlar günümüzde de maalesef devam etmektedir. İslam’a göre, insana bir iftira atıldığında o iftirayı doğru mu yanlış mı, demeden aynen devam ettirenler de müfteri sayılır. Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir. Müslüman Müslüman’a iftira atmaz. Sözünü çarpıtmaz. Öldürmek sadece canını almakla olmuyor. Bir insanı başkalarının gözünde haksız yere kirletmek, karalamak da öldürmekten başka bir şey değildir.

1970 ve 80’lerde gençliğin kitaplarını okuduğu Mevdudî, Seyyid Kutup, Hasan el-Benna ve Mehmet Akif gibi insanların mezhepsiz olarak lanse edilmesini unutmadık.  Aynı oyun bu günlerde de oynanıyor. Gençlerin kitaplarını okuduğu yazarlar, televizyonlarda konuşmaları dinlenen önemli fikir adamları öcü olarak gösteriliyor. İslamoğlu gibi insanların hatasız olduğunu söyleyen yok. Elbette onlar da eleştirilecek fakat hakaret etmeden, karayı ak, akı kara göstermeden eleştirelim. İslam’ın temellerine zıt olmayan farklı yorumları, bizim mezhebimize, tarikatımıza ve okuduğumuz kitaplara uymuyor diye mahkûm etmeye hakkımız yoktur.

1980’lerde biz İmam-Hatip nesline “Hattap(odun) okulu öğrencileri” diyenler bu sefer gençliğin, kitaplarını okuduğu değerli insanları İslam dışı göstermeye çalışıyorlar.  Allah’a ve Ahiret gününe zerre kadar inanan, yaptığı iftira ve karalamanın ahrette cezasız kalmayacağını düşünmelidir. Bunu düşünmüyorsa dönüp neye inandığını sorgulanmalıdır. Allah dinlediğini ve okuduğunu doğru anlayan, doğruya ve doğru önerilere gönlü açık olanlardan eylesin. Mezhepçi ve cemaatçilerin şerrinden korusun.

Selam ve dua ile

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr