• BIST 109.666
  • Altın 156,594
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • İstanbul 13 °C
  • Adıyaman 6 °C
  • Ankara -1 °C

Felaha Erenler

Adem Ballı

İnsanlık tarihi ile yaşıt bir kurum peygamberlik kurumu. Peygamberlerin en önemli gönderilme sebebi  bozulan yozlaşan istikametten ayrılan toplumları hidayete davet etmektir. Bu davete kimi toplumlar icabet etmiş felaha ermişlerdir; kimileri ısrarla inkâr etmiş helak olmuşlardır.

Biz en son Peygamberin (a.s) ümmetiyiz. Vazifesini yaptı, bize tamamlanmış bir din bıraktı ve ebediyete göçtü. Evet, o göçtü lakin davası göçmedi duruyor elimizde. Hayatımızı nasıl yaşayacağımızı en ince ayrıntısına varana dek anlatan kitabullah var elimizde.

Kur'an'i Kerimde rabbimizin üzerinde durduğu ve peygamberliğin en önemli nişanesi olan davet konusu her dönem büyük bir önem arz etmektedir.

Rabbimiz Al-i İmran 104. Ayette şöyle buyuruyor. “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun. İşte onlar felaha (kurtuluşa) erenlerdir.”

“İçinizden bir grup” ifadesi alimlerimiz arasında tartışılmış olup çeşitli görüşler ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak aşağıdaki görüşler ortaya çıkmıştır.

1) Davet, sadece âlimlerin ve dini tüm detayıyla bilen

Kimselerin görevidir.

2) Davet, her Müslümanın görevidir.

3) Davet, herkesin malumu olan temel meselelerde her

Müslümanın; detay meselelerde âlimlerin görevidir.*

Kabaca anlaşıldığı üzere davet gücü nispetince her Müslümanın yapması gereken bir eylemdir.

İnsan çok hızlı yön değiştiren bir varlık. Çok çabuk bozulan bir varlık. Nefsini celbeden en ufak bir unsur olduğunda hemen meyleden bir varlık. Nitekim peygamber efendimizin vefatından hemen sonra bile bozulmalar başlamış ve çok canları yakacak olaylar vuku bulmuştur.

Bu yüzdendir ki rabbimiz iyiliği emir kötülüğü nehiy vazifemizi sürekli diri tutmamızı istiyor bizden. Bugün yaşadığımız toplumda ki yozlaşmayı gördüğümüzde davet konusunun ne kadar ihmal edildiğini görüyoruz.

İhmal edildiğinde neler olduğuna tarih şahittir. Sekiz asırlık Endülüs medeniyeti bu eylemi diri tutmadığı için yok olmuştur. Osmanlı devleti aynı saikten dolayı helak olmuştur.

Nitekim rabbimiz Kur'an-i Kerimde ihmal edildiğinde başımıza neler geleceğini ifade ediyor: “İsrailoğullarından kâfir olanlara, Dâvud ve Meryemoğlu İsa diliyle lânet edilmiştir. Bu, başkaldırmaları ve aşırı gitmeleri sebebiyledir. Onlar yaptıkları kötülüklerden birbirlerini engellemezlerdi. Yapmakta oldukları ne kötü idi!” (Mâide, 78-79)

Bugün günahlara karşı umursamazlığımızı düşündüğümüzde bu ayet ürkütüyor adeta bizi. Allah'ın lanetine maruz kalmak söz konusu burada. Bizler her koyun kendi bacağından asılır diyemeyiz. Biliriz ki kendi bacağından asılan koyun bir süre sonra kokar ve etrafa rahatsızlık verir.

Her gün haberlerde birbirini katleden insanlardan tutun zinayı kumarı meslek edinen insanlara rastlıyoruz. Kimi zaman komşumuz kimi zaman yakın akrabamız. Eğer gücümüz nispetince aktif iyi olmazsak bu kötülük elbet sıçrar üzerimize.

Hele gençlerimizin durumu içler acısı her taraftan kuşatılan yavrularımız günbegün elimizden kayıyor. Bize ait olmaktan çıkıyor. İnanılmaz derecede dininden kültüründen milli değerlerinden kopuk tuhaf tipler ürüyor.

Ey vicdan sahibi kardeşlerim evlerimiz yanıyor. Bir kova su taşımaya mecalimiz yok mu? Karınca misali tarafımızı da mı belli edemiyoruz? Vallahi tehlike büyüktür.

Bakın Allah'ın resulü ne diyor:

 “Şüphesiz ki insanlar zalimi görüp de onun zulmüne engel ol

mazlarsa, Allah'ın kendi katından göndereceği bir azabı

hepsine umumileştirmesi yakındır.”

Daha nasıl bir azaba maruz kalalım ki aklımız başımıza gelsin. Ümmetin hali pür melal değil mi? Leş kargaları üzerimize üşüşmüşken daha ne kadar birbirimizi kıracağız?

“Nereye bu gidiş” deyip kendimizi hesaba çekip istikamet üzere yürümenin vakti çoktan gelmiştir

Davet etmek elbette ağır bir sorumluluk. Çünkü tarih boyunca hakkın sesi olanlar nice zulümlere uğramışlardır. Lakin kazananlar hep davet edenler olmuştur.

“Ey iman edenler! Siz kendinize bakın, doğru yolda iseniz sapıtan kimseler size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O, işlemekte olduklarınızı size haber verecektir” (Mâide, 105)

Rabbimiz bize samimi olduğumuz takdirde zaferi nasip edeceğini belirtiyor. Allah sizinleyse kimse size zarar veremez. Amenna …

Kim felaha (kurtuluşa) erenlerden olmak istemez ki…

O halde ey örtüsüne bürünen ümmetin yiğit mücahitleri kalkın ve uyarın.

Kaynak:

* İbrahim GADBAN İslam davetçisine önemli notlar.

 

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr