• BIST 108.645
  • Altın 154,531
  • Dolar 3,8286
  • Euro 4,5258
  • İstanbul 14 °C
  • Adıyaman 10 °C
  • Ankara 1 °C

FETÖ ve Cemaat Çalışmaları Üzerine

Bilal AKGÜL

15 Temmuz kalkışması ile darbe alan kurumlardan biri de cemaatlerdir. Ilımlı İslam’ın lokomotifi olarak pazarlanan bir yapının, devleti, olabilecek en uç yöntemlerle ele geçirme girişimi, haklı olarak toplumun önemli bir kısmının oklarının hedefi olmuştur.

En ılımlısı (!) böyle ise diğerleri nasıl olur yaklaşımı, maalesef, şu anda toplumda belli bir etki yaratmış durumdadır. Kurban bayramında bir kısım hayır kurumunun kendilerine yapılan yardımlarda ciddi bir azalmanın olduğunu dile getirmesi yapılan tahribatın boyutu konusunda bilgi verir kanaatindeyim.

Toplum üzerinde oluşturulan olumsuz atmosferde FETÖ’nün dışında bazı oluşumların da etkisinin olduğu görülüyor. Tepeden inme uygulamaları kendilerine düstur edinen Kemalist kadroların oluşan puslu havayı fırsat bilip tüm cemaatleri; hatta tüm toplumu töhmet altında bırakacak açıklamalarda bulunmaları dikkate değer bir işgüzarlık örneğidir.

Ulusalcı Kemalist yayın organlarında toplumun temel taşı olan cemaatlerin tasfiye edilmesi gerektiği, tüm cemaatleri FETÖ İle bir tutma gayretleri, oluşan olumsuz atmosfere etkide bulunmaktadır.

Emekli bir askerin Kürtlerin İngilizlerden destek aldığı ve yeni bir kalkışmanın kapıda olduğunu ifade eden açıklamalarını da bu minvalde görmek mümkündür.

Bu tür açıklamaları devletin farklı kurumlarında oluşan boşluklara kendini alternatif olarak sunma (pazarlama da denebilir) güdüsünün de etkili olduğu görülüyor.

Daha önce farklı versiyonlarına şahit olduğumuz, Müslümanların tasfiyesi üzerine kurulan planların bugünkü versiyonu olarak cemaat kavramına yapılan saldırıyı gösterebiliriz. Açıkça İslam kavramını kullanamayanlar, farklı kavramlar üzerinden İslam’la savaşlarını devam ettiriyorlar.

Bunları ifade ederken şöyle bir soru akla gelebilir: Cemaatlerin hiç yanlışı yok mu? Tabii ki insanların oluşturduğu her şeyde olduğu gibi cemaatsal organizasyonların da eksikliği vardır.

Bu eksiklikleri gidermenin yolu, toptan yok etmeye götürecek söylemlere kulak vermek, bunların peşinden sürüklenmek değildir. Ya da yüzyılların kökleşmiş kurumlarının üzerine bocalanmak için “fırsat bu fırsat” demek de değildir.

Yüzyıllardır toplumsal birliğin mayası olan –eksikleriyle birlikte- cemaatlere yapılan topyekûn saldırılara payandalık yapmanın çok daha derin kırılmalara, travmalara sebebiyet verebileceğini, toplumun İslam temelli kurumlardan uzak durmasının, onlara kem gözle bakmasının yaratacağı tahribatın çok daha fazla olacağını akıldan çıkarmamak gerekir.

Cumhuriyetle birlikte, bir kliğin, İslami olan her şeye açtığı savaş, bundan sonraki süreçlerde yapılan kurumsal çalışmalar üzerinde etkili olmuş, baskılara ve sindirme çalışmalarına dayanıklı bir kurumsallaşmaya gidilmiştir. 28 Şubat sürecinde kanunsuz hiçbir uygulaması olmamasına ve ülkeyi zor duruma sokacak, şiddete yönelten pratikleri olmamasına rağmen birçok vakıf ve derneğin bütün mal varlığına el konulmasını örnek vermek mümkündür.

Yoğun baskı süreçlerinin cemaatlerin kapalı bir sisteme kaymalarına etkide bulunduğu aşikârdır.

Mevcut hükümetin başa gelmesi ile birlikte oluşan atmosferde, cemaatsal yapılarda şeffaflaşma ve açık çalışmaların hız kazandığı görülmektedir.

Bundan sonraki süreçte de cemaatlerin şeffaflaşması ve uç sapkın anlayışların önüne geçilmesi isteniyorsa, bunun yolu, cemaatleri sivillikten uzaklaştıracak girişimlerde bulunmaktan çok, bu organizasyonları kapalı çalışmalara tevessül etmeyecek şekilde özgürlük alanlarının genişletilmesidir.

Korku ve tedirginlik tedbir almaya sevk eder. Özgürlük alanlarının genişletilmesi ise bunun tersi bir durum.

Kanaat önderlerinden oluşan bir kurul ise istikamet üzere çalışmaların yürütülmesinde, güncel meselelerin ortak akılla çözüme kavuşmasına katkıda bulunacaktır. Farklı ekol müntesiplerinin bir çatı altında olması fikirsel bir yakınlıkla birlikte, toplumsal çalışmaların ürüne dönüşmesine katkıda bulunacak, uç anlayışlarla ortak mücadeleye katkıda bulunacaktır.

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr