• BIST 105.324
  • Altın 146,596
  • Dolar 3,4727
  • Euro 4,1687
  • İstanbul 26 °C
  • Adıyaman 19 °C
  • Ankara 15 °C

 Fikrî Sorumluluğumuz

Abdullah YEKTA

Düşüncede, fikirde, siyasette, dinimizi anlama ve yaşamada fikri bir sorumluluğa sahip olmak gerekir. Allah’ın bize verdiği akıl ve iradeyi sorumluluk bilinciyle kullanılmalıyız. Allah, bedeni bize emanet verdiği gibi akıl ve iradeyi de emanet olarak vermiştir. Aklın emniyeti, onu doğru bir şekilde kullanmaktır. Hayatının her alanında başkasını taklit eden, yeri geldiğinde Allah’ın verdiği akıl ve iradeyi kullanmayan insan, emanete sadık kalmış olmaz.

Ticarette, siyasette ve sosyal hayatta kendimize özgü fikirlerimiz olduğu gibi dini anlama ve yaşamada da kendimize has, kendimize ait fikir ve düşüncelerimizin olması gerekir. Hangi düşünce ve felsefe olursa olsun, hangi dinin mezhebi olursa olsun, o felsefe ve mezhep, o dönem insanlarının ortaya koyduğu düşünce sistemidir, ya da dini anlama biçimidir. O dönemin dini yaşama biçimidir. Bu düşünce ekollerinin ve dinî mezheplerin çoğu yeni dönemde geçerliliğini kaybeder. İnsanlar o düşünce sahibinin düşündüğü gibi düşünmek ve dini yaşamak zorunda değildir.

Bugün İslam coğrafyasında ve özellikle Türkiye’de dini anlamda düşünceden uzak, dinin temel esaslarıyla örtüşmeyen birtakım söylemlere sahip olan insanlar, din adına ahkâm kesip kalabalıkları yönlendirmektedirler. Bir başkasının fikrini ve düşüncesini düşünmeden kabul etmek akli körlüktür. Hele dini alanda düşünmeden başkasına körü körüne bağlı kalmak en büyük cehalettir.  Cahili kendisine rehber edinen, cehalet deryasında yüzer. O zaman kişinin bütün dünyası bu cehalet deryası, cehalet denizi olur. Cehaletin ve cahillerin hâkim olduğu alanlarda ahlaksız, riyakâr ve düzenbazlar çoğalır. Dürüstlük, doğruluk ve mertlik artık o diyardan göç etmiştir.

Fıkıh imamlarımızdan Ebu Hanife “ Delilimizi ve gerekçemizi bilmeden başkasının, bizim fetvamız ile amel etmesi caiz değildir.” der. Ebu Hanife’nin yaşadığı dönemde düşünmeden başkasının fikriyle hareket edenlere “fikirsiz veya mezhepsiz” denirdi. Bu çağda geri kalmışlığımızın ve safsataların toplumumuzu rehin almasının temel sebebi düşünceden uzak bir hayat yaşamamızdır. Futbol takımı tutar gibi cemaat seçiyoruz. Holiganların karşıt takıma küfretmesi gibi tarikatımızda olmayan, cemaatimizde olmayan liderlere küfür ve hakaretler ediliyor.

Allah ne buyurmaktadır, peygamber ne söylüyor önemli değil, tek önemli olan şey cemaat veya tarikat liderinin söylediği olmuştur. O dereceye varmış ki kendini kaybetmiş bu tarikat ve cemaatlere göre “Tefsir okumak caiz değildir, Kur’an ve Hadis öğrenmek amacıyla Arapça öğrenmek caiz değildir.”  Bu kafa yapısında olanların bu çağa verebilecekleri bir şey olur mu?

 Kur’an, her suresinde ve her sahifesinde “Akıl etmez misiniz”, “Düşünmez misiniz”, “Tefekkür etmez misiniz” diye bizi cehaletten sakındırır. Bu çağda yaşayabilmek ve başkalarına bu dini anlatabilmek için düşünmeliyiz. Yeni olanı, insanımıza bu çağda albenili olanı sunmalıyız. Artık yediden yetmişe kimsenin benimsemediği metot ve yöntemlerle din anlatılmaz. Dini, bin yıl önce yaşamış olan âlimin öngördüğü metot ve yöntemlerle anlatamayız. Bu iletişim çağında bunlar mümkün değildir.

Ticarette, ulaşımda, sağlıkta ve sosyal hayatın har alanında çağın gerekleri neyse onu yapıyoruz fakat hayatımızda daha özen göstermemiz gereken dini yaşantıyı bin yıl önceki metot ve tekniklerle sürdürüyoruz. Dünyaya yönelişimiz dört dörtlük. Hiçbir şeyi eksik bırakmıyoruz. Hiçbir şeyi şansa bırakmıyoruz. Ama dini hayata gelince atalarımızdan gördüğümüz neyse o, diyoruz. Günlük hayatta maişetimizi temin etmek için her türlü yolu deniyoruz fakat dini hayatımızı insanları kandıran, dinin cahili olan kimselere bırakıyoruz. Allah bizi affetsin.

Selam ve dua ile.

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr