• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 16 °C
  • Adıyaman 13 °C
  • Ankara 4 °C

Filistin İslamın Ribatıdır

Abdullah YEKTA

Filistin İslam coğrafyasının kalbidir. Filistin gitmişse -ki topraklarının yüzde seksen beşi gitmiştir- Kudüs için, Mescid-i Aksâ için ağlamanın bir faydası yoktur. Önce Filistin’in kurtarılması gerekir. İslam Dünyasında esir ve tutsak olan sadece Kudüs değil, hâlihazırda Mekke, Medine, Şam, Bağdat, Kahire... vs şehirlerimiz ve beldelerimiz de tutsak ve esir. Hangi İslam coğrafyası özgür ve tutsak değil ki Kudüs esir ve tutsak olmasın. 

İslam Dünyasının top yekûn uyanık olması gerekir. Çünkü bu, bütün Müslümanlara farzdır. Bu dünyada su içen, bu dünyanın havasını teneffüs eden her Müslüman bununla mükelleftir. Siyasi, sosyal ve ekonomik alanlarda sadece İsrail’e değil bütün İslam düşmanlarına karşı teyakkuz halinde olunması gerekir.

Yahudî-Siyonistler hiçbir zaman ıslah olmayan İslam düşmanlarıdır. Tabii ki Musevi cemaatlerini bundan istisna tutuyorum. Yahudilik ve Siyonizm ideolojik birer kavramdırlar. Yahudilik M. Ö. 200 veya 300 yıllarında tekrar Filistin bölgesine dönüşün bir ideolojisi, Siyonizm ise 19. yy. da Filistin’i işgal etme ideolojisi olarak tezahür etmiştir. Yahudi ve Siyonistler sadece İslam’a ve Müslümanlara değil, bütün insanlığa düşmandırlar. Edwerd Said’in dediği gibi “İsrail askerine taş atmak sevaptır.” Siyonist İsraillilere karşı durmak, İsrail’in menfaatleri için çalışan fabrika, işyeri ve her çeşit organizasyonla mücadele etmek ve onları boykot ibadettir. Zira modern çağın silahlarından biri de boykottur, bu silahı iyi kullanmak gerekir.

Allah Resulü “Sizden biri, bir münker gördüğünde onu eliyle düzeltsin, buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin. Buna da gücü yetmiyorsa kalbiyle buğz etsin ki bu da imanın en zayıf noktasıdır.” İsrail bir münkerdir. En büyük kötülüktür. İman sahibi bir mü’min en azında bu münkere buğz etmelidir. Mallarını protesto etmesi de bir karşı duruştur.

Devletlerin resmi politikaları değişebilir ama kalbinde zerre kadar iman taşıyan her Müslüman için İsrail bir münkerdir. Evinizin önüne atılan bir pislik varsa, o pisliği temizlemek üzerinize bir vecibedir. Bunun için, her Müslüman’ın elinde, bu münkeri ve pisliği temizlemek için bir küreği olmalıdır. Dünyanın neresinde olursa olsun Siyonizm-Yahudî pisliğini temizlemeli ve gelişmesine engel olunmalıdır. Dünyanın başına bela olan bu pislik var olduğu müddetçe Mekke, Medine, Kudüs vs. İslam beldelerinin tutsaklığına ağlamanın bir anlamı yok. Yahudiler üç bin yıldır ağlama duvarının önünde ağlamaktadırlar. Ağlama ile bir yeri kurtaramazsınız. Top yekûn hareket etmek gerekir. Vahşi İsrail canavarından aman dileyerek özgürlük elde edilmez. Ne zaman zalimler, mazlumlara adalet bahşetmişlerdir? Zira bugün İsrail,  bütün İslam dünyasını siyasi ve ekonomik olarak egemenliği altına almıştır.

Arabasından tutun de elbisesini yıkadığı deterjana kadar, kolasından tutun de hac dönüşü misafirlerine ikram için getirilen hurmaya kadar her şeyi Yahudi’nin elinde olan Müslüman ne yapabilir? Yahudi şirketlerinden bağımsız bir kilo hurma dahi getirme, satın alma imkânı maalesef yok. Arap yarımadasını kim yönetiyor? Şam, Bağdat, Riyad ve Kahire’yi kim yönetiyor? Müslümanlar mı yoksa İsrail’in elinde kukla olan, Yahudilerin emri olmadan lavaboya dahi gidemeyen Arap yöneticiler mi?

Şairin dediği gibi “Şu gördüğün duvarlar ki/ kimi Taif’tir, kimi Hayber’dir/ Fethedemedik, ya Muhammed, senelerdir!” “Ebu Lehep ölmedi, ya Muhammed; Ebu Cehil kıtalar dolaşıyor.”

Zalimlerin elinde olan ve onların bize bahşettiği özgürlük diye bir şey olmaz. Müslümanların “Lütfen, İsrail, biraz işkencelerine ara ver”, “orantısız güç kullanma” üsluplarıyla ne Filistin ve nede Kudüs özgürlüğüne kavuşur.

Bu işin çözümü vahdetten, Müslümanların birliğinde saklıdır. Ne zaman İstanbul, Mekke, Medine, Şam, Bağdat, Kahire… vs. yerlerde yaşayan Müslümanların kalbi birlik olup beraber attığında Filistin ve Kudüs o zaman özgür olur. Her şeyden önce Müslüman’ın zihninin ve ruhunun kölelikten kurtulması gerekir.

Selam ve dua ile.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr