• BIST 95.057
  • Altın 192,277
  • Dolar 4,7244
  • Euro 5,4834
  • İstanbul 23 °C
  • Adıyaman 21 °C
  • Ankara 16 °C

Geçmişten Günümüze Ortadoğu

Ayhan ŞİMŞEK

Ortadoğu, sahip olduğu jeopolitik ve jeostratejik konumu nedeniyle tarih boyunca büyük devletlerin birincil hedefi olmuştur. Böylesine önemli bir coğrafyayı tanımlamak ve anlatmak oldukça zordur. 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında kullanılmaya başlanan Ortadoğu ifadesi batılı bir kavramdır. Bu kavram adlandırıldığı döneme ve siyasî konjonktöre göre değişik şekillerde tanımlanmıştır. Ortadoğu’nun sınırları ise özellikle İngiltere’nin menfaatleri doğrultusunda belirlenmiştir.

Ortadoğu’nun önemi, Rockefeller Kardeşler Fonu olarak bilinen ve Amerika Birleşik Devletleri ekonomi politikasının ilkelerini saptayan örgütçe hazırlanan 1952 tarihli bir raporda vurgulanarak, emperyalizm için vazgeçilemez olduğu ifade edilmiştir. Raporda şöyle denilmiştir: “Asya, Ortadoğu ve Afrika milliyetçiliği, Sovyet Bloğunun tahrikleriyle yıkıcı bir güç haline gelecek olursa, Avrupa’nın petrol ve diğer hammadde ikmal kaynakları tehlikeye girebilir. Şu halde, bölgeyi güvenlik altına almak için bölge ülkeleriyle ilişkiler kurmak ve yaşamsal önemdeki kaynakları böylece güvenceye almak gerekir. Bu nedenle, Ortadoğu, emperyalizmin ilgi odağı olmuştur ve bu bölgeyi kendi etki alanı içinde tutmak gereklidir.”

Böyle bir bakış açısıyla yaklaşıldığında denilebilir ki dünyada meydana gelen savaşların temel dayanağı, sebebi Ortadoğu’dur. Günümüze baktığımız zaman da aynı manzarayı görmek mümkündür. Hata yüzyıllık eski bir fotoğrafa bakmak gibidir diyebiliriz. Etkinlik bölgeler için mücadeleler, ülkeler ve bölgeler arası gerilimler, askeri ve ekonomik sorunlar, gücün belirleyiciliği, ticari rekabet, uluslar arası sermaye hareketleri ve Pazar çatışmaları, boyutları büyümüş sorunlar olarak niteliği değişmeden devam etmektedir. Burada bir farkı ifade etmek gerekir ki o da yüzyıl başındaki İngiltere’nin yerini Amerika Birleşik Devletleri’nin almış olmasıdır.

Sömürgeciliğin, evvela Hıristiyanlaştırma sonra medenîleştirme gayesinin inandırıcılığı kalmamıştır. Ancak Batılı, ölen kavramların yerine yenilerini koymak suretiyle, sömürüsünü devam ettirme noktasında hayli uzmanlığa sahiptir. Modernizmin tahtından düşmesi ile birlikte derhal onun yerine yeni bir kavram aranmış, birçok adlandırmayı müteakip ‘küreselleşme’ de karar kılınmıştır.

İngilterenin çıkarlarına dayalı Ortadoğu tanımlarından sıyrıldığımız zaman bölgenin çeşitli özelliklerinin güç mücadelesi için ortam hazırladığı ve iştah kabarttığını görürüz. Ortadoğu en başta Uzak Doğu, Avrupa ve Afrika kıtaları arasında kültürel ve ekonomik bir bağ için kara kütlelerinin bağlantı noktasıdır. Ekonomik ve jeopolitik özellikleri ve öneminin yanında Ortadoğu; dini bakımdan da aynı öneme sahiptir. Zira bölge, Musevilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlığın doğuş yeridir. Din açısından yaşanan bu zenginlik mezhepsel anlamda da Ortadoğu’da hissedilmektedir. İslam dini, Sünni ve Şii temelinde ayrılmakla kalmamış örneğin Şii’lik, İsmaliye, Nusayri vb. olarak çeşitlilik göstermiştir. Hıristiyanlık ve Musevilikte de durum pek farklı değildir

Cemil Meriç, Ortadoğu tabirinin Batılılar tarafından kendi çıkarları doğrultusunda üretildiğini fakat bölge halkı tarafından da benimsenerek kullanıldığını ifade etmiştir. Cemil Meriç’in ifadesinden yola çıkarak değerlendirmemize başlarsak Ortadoğu kavramının yapay olduğunu ve özellikle İngiltere tarafından Hindistan’daki sömürgelerini kontrol altında tutmak ve savunmak amacıyla ortaya çıkarıldığını söyleyebiliriz. Bu kavram ortaya çıkarıldıktan sonra bölge halkınca da benimsenmiş ve günümüze kadar yaygın bir şekilde ve coğrafî bir tanımlama olarak kullanılmıştır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr