• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 21 °C
  • Adıyaman 29 °C
  • Ankara 22 °C

Geleceğimizin İnşası

Abdullah YEKTA

Yeni nesil bizim geleceğimizdir. Onu nasıl yetiştirmeliyiz? Ona karşı sorumluluğumuz nedir? Onu kime emanet etmeliyiz? Evet, bu hususta soru zinciri uzatılabilir. Elbette geleceğimizi başkalarının eline vermemeli ve geleceğimizi başkalarının vicdanına kontrolsüz bir şekilde emanet olarak bırakmamalıyız. Nasıl bir eğitim alacaklarını ve nasıl bir eğitim almaları gerektiğini bilelim.  Bu konularda düşünelim ve emek sarf edelim. Emek sarf edilmeden bir ağacın büyümesi, gelişmesi ve meyveye durması nasıl mümkün değilse, emek vermeden bir çocuğun topluma ve ülkesine faydalı olması da mümkün değildir.

 Öğrenci velisi, öğretmen ve okul idarecileri öğrenciyi, bilgi öğrenme makinesi olarak görmemeli; kendi yaşlarında almaları gereken duygusal, sosyal ve dini eğitimlerini ihmal etmeden vermek gerekir. Soysal boyutu zayıf olan genç aldığı bir bilgiyi sorgulayamaz.  Sorgulama yeteneği gelişmeyen bir gencin kendisini zararlı fikir ve akımlardan koruması ve kendine uygun olanı seçmesi mümkün değildir.

İlk ve ortaokulda okuma alışkanlığının yanı sıra çocuğun duygu ve fıtratına uygun okumalarla eğitiminin sürdürülmesi gerekir. Lise çağına gelen öğrencilerimizin sosyal konularda bağımsız, aynı zamanda öğrendiklerini sorgulayan bireyler olmasına özen göstermeliyiz. Bunu tek başına ne veli ne öğretmen ve ne de okul başarabilir. Ortak hareket ve eylem birliği ile hedefe varılabilir.

Fikri planda da gençlerimizin sıhhatli bir şekilde gelişmesi ve soysallaşması için mutlaka bir kontrol gerekmektedir. Genç için faydalı olabilecek sosyal faaliyet ve etkinlikler düzenlenmeli ve düzenli bir şekilde katılım sağlanmalıdır. Bu aşamada gençler, hem sosyal faaliyetlerin içeriği ve hem de sosyal faaliyeti icra eden kurum, dernek, cemaat vs.nin faaliyetlerini sorgulama ve değerlendirme imkânına kavuşmuş olurlar.   Bu anlamda sorgulama yapabilen bir gencin hem aidiyet duygusu gelişmiş olacak ve hem de zararlı fikirleri tanıma ve onlardan kendini koruma becerisi gelişmiş olacaktır. Beşeri bilimlerde yapılan planlamalar hiçbir zaman tam anlamıyla başarıya ulaşamazlar. Fakat en az zararla genç nesilleri kurtarmak asıl hedefimiz olmalıdır.

İlkokul üçüncü ve dördüncü sınıflardan itibaren öğrenme makinesi gibi sürekli bilgi yüklenen, üniversiteye kadar faydasız ve boş testlerle, imtihanlarla kendi benliğinden uzaklaştırılmış olan öğrenci, üniversitede kendisinden beklenen rolleri ifa edemez. Gencin ruh dünyasında oluşan boşluğu kendi kendine giderme imkânı olmadığı için onu kullanmaya niyetli olan mihraklar, ya aşırı sol gruplardan birinin ya da FETÖ örgütü gibi dini istismar eden bir grubun fanatiği yaparlar. O güne kadar boş şeylerle uğraştırılan genç yine boş bir zihinle boş şeylerle uğraştırılır. Birinci öncelikli olan görevimiz gençlerimizi bu kaostan en az zararla kurtarmaktır.

Burada iş, gençlerle uğraşan ve onlara iyi bir eğitim ve gelecek verme iddiasında olan vakıf, dernek ve kuruluşlara düşmektedir. Yaşadığımız 15 Temmuz kaosu bize bir ders olmalıdır. Bundan yola çıkarak kendimizi test etmeli, varsa hatalı yöntem ve tekniklerimizi izale etmeliyiz. Bazen bir bela bin nasihatten yeğdir. Belki yüz sene tartışsaydık FETÖ örgütünün bu kısa sürede bize öğrettiklerini öğrenemezdik. Sakınmamız ve yapmamız gerekenleri bazen bir bela bize öğretir. 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr