• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 21 °C

Geleceğin İnşası Geleneğin İhyasından Geçer

Bilal AKGÜL

Eğitimle Diriliş Dergisi’nin 5. sayısı raflardaki yerini aldı.

İslam coğrafyasının dört bir yandan kuşatma altında olduğu, birçok gözbebeği şehrimizin zamanın Moğolları tarafından yerle bir edildiği bir zamanda böyle bir konunun gündemleştirilmesini ayrıca önemli bulduğumu belirtmek isterim.

Kültürümüze, medeniyetimize, inancımıza yapılan saldırıları anlamanın ve bu saldırıları püskürtmenin bir yolu da” biz” duygusunu, ümmet duygusunu canlı tutmak olduğunun altını çizme gereği duyuyorum.

Geçmişten bahsedilen ortamlarda; “şimdi ne durumdasınız?” yollu sorularda soru sahibinin, art niyetli değilse, “karşı taraf” ın tam da arzuladığı yerde, pozisyonda olduğunu belirtmek isterim.

Yenilgilerin dengeyi sarsma riski her zaman vardır. Asıl olan darbeyi vuranların bizi sürüklemek istediği umutsuzluk, karamsarlık, korku halinden uzak durmaktır.

Gelen topyekûn saldırının önünde durmak bir bütün olarak medeniyetimizin ruhuna vakıf olmayı, ortaya çıkan ürünlerin bilincinde olmayı zaruri kılmaktadır.

Bilinen bir kaidedir: Asıl yenilgi düşmek değil, kalkma iradesini gösterememektir.

Bu geçmişi kültleştirme veya kutsallaştırma mıdır? Ürün üzerinden yapılan kutsallaştırmaların zarar riskinin yüksek olduğunu belirtmek isterim.

Ama unutmamak gerekir ki kat edilen yolun bilinmesi, kat edilecek yolu her konuda muazzam bir şekilde etkileyecektir. Yine kat edilen yolun bilinmesi, kat edilecek yolun istikamet üzere olmasının da mihenk taşı olacaktır.

Eğitimle Diriliş Dergisi’nin “İslam Medeniyet Havzaları”  konulu sayısı tam da burada önemli bir boşluğu dolduracak bir sorgulamaya, bir özeleştiriye bizleri davet ediyor.

Geçmişi eleştirel bir okumaya tabi tutup, günümüzün kendine has şartlarında dirilmenin, yeniden kurucusu olduğumuz medeniyet piramidinde hak ettiğimiz zirvede yerimizi almaktır.

Sözü Eğitimle Diriliş imzasıyla çıkan başyazıdan bir alıntı ile bitiriyorum:

“Medeniyet havzalarımızla yüzleşilmesi, günümüzün temel problemlerinden biri olan gençliği diri tutmanın, gençliğe ruh aşılamanın, ona ideal kazandırmanın da önemli adımlarından biri olarak görmek mümkün. Acısı-tatlısı ile bu tür bir eleştirel tecrübeye sahip bir neslin zamanın moda ideolojilerinin peşinde sürüklenme, istikameti şaşırma riski daha düşük olacaktır

Kazanı, Mağrib, Endülüs’ü, Hind’i, Bağdat’ı, Mısır’ı, Maveraünnehir’i, Fars’ı, İstanbul’u bilmeden bir dirilişten, bir diriliş muştusundan bahsetmek mümkün olmayacaktır. Mağrib’in ne yana düştüğünü unuttuğumuzdan beri başımızda yenilgiler eksik olmadı. Kendimizi Batı’nın kaynaklarından değil de kendi kaynaklarımızdan, araştırmalarımızdan okuyana kadar da bu yenilgiler bitecek gibi görünmüyor.

İbni Rüşd’ü Batı’nın insafına tek ettiğimizden beri mahzunuz. İbni Sina’yı, Cabir bin Hayyan’ı, Musa bin Meymun’u, Sühreverdi’yi, İbni Arabî’yi, Kınalızade’yi, Şah Veliyullah’ı, Cezeri’yi bilmeden, onların hayatlarını tecrübe etmeden bir dirilişten bahsetmek mümkün olmayacaktır.

Bir korku anının ortadan kaldırılması, bir travma ile yüzleşmektir tavsiye ettiğimiz. Damarlarımıza yerleşmiş bir yenilgi travması, zihinlerimizi esir almış, ufkumuzu daraltmış veya ekseni kaymış bir çöl meçhulü…”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr