• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 21 °C

Gençlik Umuttur Umudu Diri Tutanlara

Bilal AKGÜL

Eğitimle Diriliş Dergisi, son sayısında “Geleceğin Teminatı Gençlik ve Sorunları”nı dosya olarak işledi. Yerelde seçkin yazarların yanında ulusal çapta da yazarların katkıda bulunması derginin dosyasını zenginleştirmiş.

Gençlik, her medeniyetin her daim başat gündemi, sorunu olmuş, gençliğin daha iyi yetişmesi hususunda ciddi bir efor sarf edilmesini gerekli kılmıştır.

Bugün de en ciddi imkânları yaratan ülkelerin bile başat sorunu; gençlik ve sorunlarının çözümüdür. Derginin konuyla ilgili başyazısını istifadenize sunuyorum:

Çoğu kez sorun gözüyle bakılır gençliğe. Bu şimdiye has bir durum değil.  Belgeler, nerede ise insanlık var olduğundan beri var olan sorunların müsebbiplerinden biri olarak gençliğin “başıboşluğu”, “saygı kurallarına riayet etmemeleri”,  “geleneklere uymamaları” gösterilmiş ve bu durumun gelecek açısından yarattığı risklere vurgu yapılmıştır. Yine gençliğin bozulduğuna dair ifadeler de bir o kadar eskidir.

Vaki olan bir diğer husus da toplumların ve ülkelerin sancılı dönemler yaşadıkları, felaketlerle yüz yüze kaldıkları, dış tehlikelerin ülkeyi esir etme aşamasına geldiği her dönemde çok şikayet edilen, asi görülen gençliğin bu süreçte ciddi bir inisiyatif ve risk aldıklarını görüyoruz.

15 Temmuz darbe girişimi bunun en canlı örneklerinden biridir. Menfur süreçle birlikte bir direniş destanının yazılmasında en büyük payı gençlere vermek abartı olmazsa gerek. Bir ay boyunca sabahlara kadar meydanları kolaçan eden, adeta direnişin bayraktarlığını yaptıklarını gördük.

Şunu anlatmaya çalışıyoruz: Gençler sahip oldukları ruh yapısı ve fiziksel dinamizm açısından ümmete can katacak bir potansiyele, bir enerjiye sahiptirler. Bunu her fırsatta gösterme konusunda da geri kalmazlar.

Gençler, tarih boyunca, Asrı Saadet başta olmak üzere, bu davanın lokomotifi, vagonu, rayı olmaktan geri kalmamışlar. Süreç onların nerede durmasını gerekli kılmışsa o pozisyonun gereklerini yerine getirmede bir an bile tereddüt göstermemişlerdir.

Bütün bunlardan sonra sorulacak şudur: İyi de peki sorun ne?

Son iki yüz yıldır coğrafyamız emperyalist zihniyetin çizmeleri altında ezildi. Kaynakları tarumar edildi.

Tarihleri ile bağları kesildi. Gençlerinin, değerleri ile bağları koparılmaya çalışıldı. Zihinleri iğfal edildi.

Bu durumu aşağıda vereceğimiz örneklerle açıklamaya çalışacağız.

711 yılında Endülüs’ün Müslümanların eline geçmesi ile birlikte Hristiyanlarda Reconquista (Yeniden Fetih) düşüncesi her daim diri olmuş, bu amaçla Endülüs’ün şehirlerini ele geçirme çabalarından bir an bile geride durmamışlardır. Öyle ki Müslümanlara karşı hazırlanan haçlı ordusuna katılmaya gelen İspanyol askerleri kabul edilmemiş, ”Sizin önceliğiniz kendi topraklarınızı Müslümanlardan kurtarmaktır“ mealinde tepki gösterilmiştir.1492 de son Endülüs toprağı olan Granada’yı da düşürürler. Hristiyanlar, son toprak parçalarını da Müslümanların elinden alınca, bu kez nihai hedefleri olan topraklarının Hristiyanlaştırılmasına sıra gelir.

Süreç onlar için kritiktir. Yüzyıllarca süren askeri mücadeleden galip ayrılmışlar; ama coğrafyalarının içinde hatırı sayılır bir Müslüman kitlenin olması onları tedirgin etmiş ve bir arayışa sürüklemiştir. Topraklarının yeniden Hristiyan toprağı olması için Müslümanların tarihlerinden, dinlerinden, kültürlerinden koparılması gerektiği kanaatine ulaşırlar. Peki, bunun için ne yapmaları gerekmektedir?

Müslümanların Hristiyanlaştırılmasının önünde engel olarak gördükleri ve onları geçmişlerine sıkı sıkıya bağlayan faktör olarak kitapları görürler. Yapılması gereken, onlara göre bir an evvel bu engelin ortadan kaldırılmasıdır. Öyle ki zamanın yöneticilerinin aldıkları hızlı kararlarla dini olan-olmayan tüm kitaplara vebalı muamelesi yapılır. Süreç öyle abartılır ki, Hristiyanlığı anlatan kitapları bile sırf Arapça yazıldıkları için imha etmekten imtina etmezler.

Toplumları kendi kültürlerinden, kendi değerlerinden uzaklaştırmak için benzer vakaların yaşanmasına bu ülkenin insanları maalesef çokça şahitlik etti. Yakın zamanda yaşanan İmam Hatip Okullarının önünü tıkamaya-kesmeye yönelik çalışmaları aynı minvalde görmek mümkündür. 28 Şubat postmodern darbesi ile birlikte genç nesillerin değerleriyle nisbi de olsa buluşma-yüzleşme kurumları olan İmam Hatip okullarının kapısına kilit vurmak için ellerinden geleni ardlarına koymadılar.

Hedef, kanaatimizce, tıpkı Endülüs’te olduğu gibi bellidir: Neslin değerleriyle, tarihiyle, kültürüyle buluşmasının-barışmasının önünü kesmek.

İslam dünyasının genelinde gençlerin rüştlerini ispatlayabilecekleri şartlardan uzak bir atmosfer hüküm sürmektedir hala, genç dimağlarını kuşatmaktan, kendi medeniyet dinamikleri ile yoğurmaktan uzak bir izlenim ortaya koyuyor.

Açık çağrı: Toplumsal ıslah çalışmalarında genç nesil üzerine yoğunlaşılmasını elzem görüyoruz. Gençler bu davanın en dinamik unsurlarıdırlar. Tarih boyunca da bu unsur hep var oldu. Günümüzde olduğu gibi… Bundan sonra da böyle olacaktır. Elinden tuttuğumuz her genç, geleceğin Mus’ab’ı, Selahaddin’i Eyyubi’si, Fatih Sultan Mehmed’i olmaya namzettir. Unutmamak gerekir ki geleceğin inşası gençlerle olacaktır. Selam ve dua ile.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr