• BIST 109.330
  • Altın 156,133
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 15 °C
  • Adıyaman 4 °C
  • Ankara -2 °C

Gençlik ve Bağımlılık

Bilal AKGÜL

 Son zamanlarda madde bağımlılığı ile ilgili yoğun bir gündemin içinde kendimizi bulduk. Özellikle hastanelere ve kolluk kuvvetlerine yansıyan vakalardaki artış, konunun gündemleştirilmesini, sorunla ilgili önleyici tedbirlerin alınmasını hızlandırmıştır.

Başta basın yayın olmak üzere kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması ve bunların bilinçli kullanımının azalması birçok problemin kaynağı olduğu gibi zararlı alışkanlıklarında hem kaynağı hem de sonucu özelliklerini taşımaktadır.

Şüphesiz gerek STK’ların gerekse diğer toplum kesimlerinin bu minvalde yaptıkları çalışmaları önemsiyor, bu çalışmaların karşılığının olacağı kanaati taşıyoruz.

Yapılan çalışmaları önemsemekle birlikte gidişata-çalışmaların sonuçlarına baktığımızda ortaya çıkan neticelerin çok da iç açıcı olmadığını görüyoruz. Bunun nedenleri üzerinde durmaya çalışalım.

Amerika’daki alkol yasağı bu minvalde en anlamlı örneklerden biridir. Konunun erbabına göre “insanın ahlaki ve sosyal gidişini kanun ve hüküm kuvvetiyle ıslaha çalışmasının tarihte başka benzeri olmayan en büyük denemesi idi”.

1919 da başlayan ve 1933’e kadar devam eden milyonlarca dolar propaganda masrafının yapıldığı, milyarlarca bilgilendirme broşürünün dağıtıldığı, yüzlerce kişinin idam edildiği, kanuna aykırı uygulamalardan dolayı milyon dolarlık kıymette emlağın müsadere edildiği, tabiri caizse mükemmel bir uygulamanın sonucu ne oldu?

Sonuç tam bir hüsran. Kâğıtta mürekkep, dillerde söz olarak kaldığı müddetçe bütün milletin destekleyip koruduğu kanun, yürürlüğe girdiği anda halk başka bir halk oldu.

Barlar kapanmadan gizli barlar açılmaya başlandı. İçki fiyatları arttı. Ticareti cazip hale geldi. Milyonlarca insan bu işle uğraşmaya başladı. Yasaktan sonra içkiye başlayanların, yasaktan öncesine nazaran on kat arttığı tahmin ediliyordu.

Yasaktan önce izne sahip barların sayısı 400’ü aşmazken, yasaktan sonraki 7 yılda 8 bin civarında fabrikaya vakıf olunmuş, içki imalı için 40 binden fazla ocak bulunmuştu.

Yasaktan önce (1917) alkol kullanımından dolayı hastalananların sayısı 3741,ölenlerin sayısı 202 idi. Yasaktan sonraki 1927 senesinde hastaların sayısı 11 bine, ölenlerin sayısı 7500’e ulaşmıştı. İçki ile dolaylı olarak ilgili ölenlerin sayısını ise Allah bilir.Çocuk ve genç suçlularda patlama oldu. Fuhuş yayıldı. Fuhuş bir önceki yıla göre 3 kat arttı. Üç Amerikalıdan biri suça karıştı. Öldürme suçları % 300 arttı.Evet, tüm bunlar medeniyetçe dünyanın en ileri ülkesinde yaşanmıştı. Ve anlaşılacağı üzere zararları yararlarından fazla oldu.

İlk İslam toplumunda içkinin yasaklandığı Medine ortamına gelince. Halk ümmi, ilim ve hikmeti yok hükmünde. Okuyanların sayısı on binde bir seviyesinde. Halk tam bir içki aşığı… Öyle ki, içki sanatı için 250’ye yakın kelimeleri var.

Ve vahyin hükümleri bir bir iniyor.

“Ey Muhammed! Sana şarap ve kumardan soruyorlar. De ki: Bu ikisinde büyük bir günah, bir de insanlar için bazı menfaatler vardır. Fakat günahları, menfaatlerinden daha büyüktür. Yine sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyaçtan fazlasını infak edin. İşte böylece Allah, size ayetlerini açıklıyor. Umulur ki siz düşünürsünüz.” (BAKARA-219)

“Ey iman edenler! İçkiliyken, ne söylediğinizi bilinceye kadar, cünüpken de -yolculuk halinde olmanız müstesna- boy abdesti alıncaya kadar namaza yaklaşmayın.”

Nisa, 43.

“Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar) ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki, kurtuluşa eresiniz.” (MAİDE, 90)

“Şeytan, içki ve kumarla sizin aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi?” (MAİDE, 91)

Final ayetiyle birlikte halka içkinin yasaklandığı haberi verildiğinde Medine sokaklarına dökülen içkiler sel gibi aktı. Dudağında içki kadehi olan, yasağı duyar duymaz kadehi indirdi. Ve bu gün de içkinin en az tüketildiği toplum olarak İslam toplumu gösterilir.

Meseleyi şuraya getireceğim.

Bugün toplumuzda zararlı alışkanlıkların yayılmasının nedenlerinin başında bireylerin değerlerinden uzaklaşması, değerlerin sosyal görünürlükten uzak tutulması yatmaktadır.

Siz toplumun değerlerinin yaşanmasının önünü açmaz, günlük yaşamın bir vazgeçilmezi olarak görmez, sorunların çözüm mercii olarak dikkate almazsanız, salt yasaklarla veya bilgilendirmelerle varacağınız yer çok da hedeflediğiniz bir yer olmayacaktır.

Değerlerin aşındığı, tabiri caizse taşların bağlandığı bir toplumda fuhuştan tutun, alkole, hırsızlığa kadar envai çeşit bulaşıcı bozgunculuğun yayılması çok da anormal gelmemektedir.

Salt yasaklama ya da(değerleri merkeze almadan) yapılacak bilgilendirmenin sorunu çözmekten uzak olduğu verdiğimiz Amerika örneği ile de sabittir.

STK’ ların, cemaatlerin ve diğer gönüllü kuruluşların çalışmalarının dinamizmi, emri bil maruf nehyi anil münker çalışmaları ile zararlı alışkanlıkların yayılması arasında ters orantı olduğu kanaatindeyim. Bundan dolayı da konunun endişesini taşıyanların vahyin gündemini gündem edinmelerini önemsiyorum.

Vesselam.

Not: İstitastiki bilgiler Mevdudi’nin İslam Dünyası Batı Uygarlığı kitabından alınmıştır

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr