• BIST 106.711
  • Altın 143,532
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • İstanbul 31 °C
  • Adıyaman 36 °C
  • Ankara 28 °C

Görev Dağılımında Asıl Olan Liyakat mı Sadakat mı?

Bilal AKGÜL

Mute Savaşı… Takvimler Eylül 629’u gösteriyor. Peygamber (as) ordu hiyerarşisini belirliyor, daha önce hiç yapmadığı bir şekilde: “Zeyd b. Harise’yi üzerinize komutan tayin ettim. Çıkacak savaşta Zeyd öldürülürse komutan Cafer b. Ebu Talib, Cafer’de öldürülürse komutan Abdullah b. Revaha’dır. Eğer Abdullah’da öldürülürse Müslümanlar aralarından birisini kendilerine komutan seçsinler.”(Celalettin Vatandaş, Hz Muhammed’in Hayatı ve İslam Daveti)

O dönem Bizans’a bağlı olan Şam Valisi Şurahbil b. Amr’ın adamlarının Müslümanların elçisini işkence ile şehit etmeleri üzerine Hz Peygamber (a.s) buraya bir ordu göndermek durumunda kaldı. Üç bin kişilik bir ordu ile bölgeye hareket edildi.

Bunu öğrenen Şam Valisi kısa sürede yüz bin kişilik bir ordu hazırladı. Üstelik Bizans ordusunun da yardıma geldiği haberleri kulaktan kulağa yayılıyordu.

Gelen ordunun büyüklüğü ve teçhizatları Müslümanlar arasında kısa süreli bir tedirginliğe ve korkuya yol açsa da yapılan istişareler neticesinde düşmanla savaş kararı alınır. Peygamber (as)’ın belirlediği üç komutan da kısa sürede şehit olur. Müslümanların hemen bir komutan seçmeleri gerekiyordu. Bir süre elden ele dolaşan sancak Müslüman olmasının üzerinden fazla bir zaman geçmeyen askeri deha Halid b Velid’e ulaştı. Ve savaşın seyrini değiştiren kararlar aldı Halid bin Velid.

“Hava kararıncaya kadar sürdürülen savaştan sonra iki ordu birbirinden ayrıldı. Halid, o gece askeri dehasını gösterdi. Orduyu kendince yeniden düzene koydu. Ordunun sağında olanları sola, soldakileri sağa, arkadakileri öne, öndekileri arkaya geçirdi. Ertesi gün düşman askerleri bir gün önce çarpıştıkları kişileri karşılarında göremeyip, yeni yüzlerle karşılaşınca, gece Müslümanların yardım aldıklarını düşündüler. Kendilerinin yanında onlarca kez daha az olan Müslümanlarla birgün süreyle savaştıkları halde yenememiş olmalarını hatırlayıp, eğer yardım da almışlarsa hiç yenemeyeceklerini düşündüler, moralleri bozuldu. Halid’in başarılı komutası altında, düşmanında moral bozukluğunu fırsat bilen Müslümanlar hücuma kalkıp, Bizans ordusunu gerilettiler ve birçok askeri öldürdüler. Halid, o gün elinde yedi kılıcın parçalandığını söylemiştir. Bizans ordusu şaşkın bir halde geri çekildi. Bizans ordusunda komuta zinciri alt-üst olmuştu, askerler savaşa devam etmeme konusunda bir eğilim sergiliyorlardı. Halid bunu fırsat bilerek ordusunu geri çekti ve Medine’ye dönmek üzere yola çıktı”

“Üç bin kişilik bir ordu ile yüzbinlerce askerin oluşturduğu profesyonel bir orduya karşı sadece 13 şehit vererek savaşmışlar ve düşmanı geriletmeyi başarmışlardı. Düşmanın kaybı ise çok daha fazlaydı.”

Müslümanları büyük bir yenilginin kenarından az bir kayıpla selamete ulaştıran Halid bin Velid, tek başına sergilediği askeri dehanın Peygamber (as)’ın sevgisine en çok nail olan kişi olduğu konusunda bir düşünceye kapılıp bunu Resulullah’a sordu: ”Ey Allah’ın Resulü, Müslümanlar içinde en sevdiğin kimdir?” diye sordu. Aldığı cevap: ”Aişe’dir”, olunca tekrar tekrar aynı soruyu sorar ve her seferinde başka bir kişinin ismini zikreder Resulullah.

Halid anladı ki ”Kendisinin komutan tayin edilmiş olması, askeri yeteneğinden başka bir nedene dayanmıyordu. Ve kendisinin komutan tayin edilmesi emrindeki insanlardan (Hz Ebubekir, Hz Ömer gibi) daha değerli ve Resulullah’a daha sevgili olduğu anlamına gelmiyordu”

Taliban’ın Afganistan’da egemen olduğu dönemde sağlık bakanlığına sağlıkla hiç alakası olmayan birinin getirilmesi benzer bir tartışma yaratmış Müslümanlar arasında: Müslümanların kendi aralarındaki görev dağılımında asıl olan liyakat mı , sadakat mı?

Medine’den ordu çıkmadan önce Halid bin Velid ordunun içinde olmasına, onun askeri dehasını nerede ise tüm bölge bilmesine rağmen, yine seçilen komutanların dışında ordunun içinde hem sadakati hem de liyakati konusunda kimsenin şüphesinin olmadığı kişiler olmasına rağmen Efendimizin tercihinde etkili olan faktörler nelerdir?

Mute savaşı özelinde şu sonuçları çıkarmak mümkündür:

1-Ordu komutanının seçilmesinde aranan birinci şart İslami hassasiyettir. Seçilecek kişinin İslam dünya görüşü konusunda eksikleri-zaafları olan birisi olmaması görünen birinci önceliktir.

2-Ordu içinde itaat düşüncesinin gelişmesinin yine dikkat edilen hususlardan biri olduğu görülüyor. Müslümanların arasında yetenek olarak bazen çok daha iyi komutanlar bulunmasına rağmen, yetenek olarak daha alt düzeyde kişilerin komutan seçilmesi (Zeyd örneğinde olduğu gibi) dikkat çekicidir.

3-Yeni yeteneklerin keşfi, yeni komutanların yetişmesinin de seçimde etkili olduğunu düşünüyoruz. Rüştünü ispatlama ancak sorumluluk verilerek keşfedilebilecek, farkına varılabilecek bir durumdur. Tabi diğer maddelerle çelişmemesi şartıyla… Zeyd örneği bu durum için de örnek gösterilebilir.

4-Herhangi bir konuda sorumluluk alma ile Allah’ın yanındaki kıymetinin, Resulullah’ın yanındaki sevgisinin aynı olmayabileceği, üstün yeteneğin Allah’ın sevgisini kazanma ile paralel olmayabileceğini Peygamber (a.s)’ın sözlerinden çıkarmak mümkündür.

5-Yeri geldiğinde, özel durumlarda liyakatın Müslümanların selamete ulaşmasında etkili olabildiğini söyleyebiliriz. Nitelik ve teçhizat açısından karşıda muazzam bir ordu olmasına rağmen taktik ve stratejilerle düşmanın psikolojisini alt üst eden, düşmanı gerileten ve düşmana ciddi bir zayiat verdiren Halid b Velid bunun somut örneklerinden biridir.

Sonuç olarak görev dağılımında görünen o ki zaman ve şartlar, Müslümanların genel maslahatı belirleyici olmakla birlikte İslam dünya görüşünün temel ilkelerine riayetin belirleyici şart olduğu görülüyor. Bunun istisnası yok mudur? Tabi vardır. Yahudi cemaatinin lideri olan Musa bin Meymun’un Endülüs devlet yönetiminde önemli görevler alması gibi…

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr