• BIST 96.121
  • Altın 240,883
  • Dolar 6,2046
  • Euro 7,2854
  • İstanbul 24 °C
  • Adıyaman 31 °C
  • Ankara 27 °C

Güçlü Çiftçi Güçlü Ekonomidir

Şinasi İnan

Türk Lirasının değer kaybı ekonomimizi oldukça olumsuz etkiledi. Ekonomik veriler ya da bono ve hisse senetleriyle ilgili çok fazla bilgimiz olmasa da hayat tecrübemiz bazen bizi en iyi ekonomistlerden bile daha iyi bir ekonomist yapabiliyor. Aradaki tek fark biz yerel kaynakları kullanarak sadece kısıtlı bir alanda işlem yapıyoruz. İnsanlar her zaman prototip ürünler üretip daha sonra bunları seri olarak imal ederler. Bu yüzden biz de ekonomimizin nasıl düzeleceğini yerele indirgeyerek inceleyecek ve çeşitli yolar önereceğiz. İnsanın en önemli 3 yaşam kaynağı vardır. Bunların en önemlisi havadır. Havanın şimdilik ekonomik bir değeri yok ama bu onu kirletmemiz anlamına gelmez. İkincisi ise sudur. Suyun ekonomik değeri var ama bunun da genele yayılması söz konusu değildir. Son olarak hayatta kalmamızı sağlayan bir diğer ürün ise gıdadır. İşte ekonominin can damarı da budur. Kimileri bana sanayi diyebilir ama inanın sanayi çok çabuk kabuk değiştiriyor. Hızına yetişmek oldukça zordur. Zaten tarımda güçlü olmazsanız sanayide ne kadar güçlü olursanız olun kaybetmeye mahkûmsunuzdur. İnsanlar sanayi ürünleri olmadan uzun süre hayatlarını devam ettirir ama tarımsal ürünler olmadan her şey durur. Türkiye yapısı itibariyle tarıma çok elverişli bir ülke. Bu yüzden tarımsal kaynaklarımızı iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Kimse 2013 yılında yer altından altın fışkıracak türü hayallerin içine girmesin. Elinizdeki kaynakları değerlendirin. Bunun için benim birkaç önerim olacak. Bunlar tabiki devlet eliyle yapılması gereken şeyler. Birincisi, devlet ülkede en çok ihtiyaç duyulan tarımsal ürünlerle ilgili arazide görev yapabilecek birimler kurmalıdır. Mesela ülkemizin birçok bölgesinde saman araziden bile toplanmıyor çünkü toplayan çiftçi en fazla bunu şehre kadar taşıyabiliyor. Bunun ötesi yok. Onun da nakliye bedeli zaten çiftçiyi zarara sokuyor. Böyle olunca da devlet samanı dışarıdan alıyor. Çözümü zor şeyler değil. Bunun gibi bir çok ürüne devlet el atıp değerlendirebilir. Tarım müdürlüklerinde o kadar adamın akşama kadar oturması kimseye fayda getirmez. Bir diğeri ise devletin tarım alanlarının kenarındaki sürülemeyen rampa arazilerde ağaç ekilerek değerlendirilmesi. Bunlar ekonomik değeri olan ağaçlardan oluşmalıdır. Adıyaman için düşünecek olursak fıstık, zeytin, ceviz bunlardan bir kaçıdır. Gerekirse bunlar il ya da ilçe tarım müdürlüklerinin denetiminde yapılmalıdır. Bilinçli üretim yapılırsa ekonomimiz tarım sayesinde ayakta kalır. Gelişmiş bütün ülkeler tarım sayesinde ayakta durmuştur ve tarıma da çok önem verirler. ABD, Rusya, Hollanda vesaire. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Klasik bir laf vardır “ben olsam” diye. Ben olsam devletin elindeki hazine arazilerini tarımsal alan olarak değerlendiririm. Belki çoğu bana kızacak ama bütün ziraat mühendisleri gerekirse gidip kazma kürekle çalışsın. Üniversitede bir dersten geçmek için bir hafta tarlada çalış deselerdi hepsi uyumadan çalışırdı. İş icraata gelince de bunu yapmalılar. Buna benzer çok çalışma yapılabilir. Bu sayede boşalan köylere geri dönüşler olur. İnsanlar kendi tarlalarında çiftlikler kurabilir. Kendi topraklarını ekemeyenler de devlete icara versin. Devlet onların adına bu işi yapsın. Çiftçi de kar ortağı yapılsın. İşin içine devlet girince çiftçi de daha iyi çalışır bundan emin olun. Mesela bisküvi fabrikasını devlet kursun ve çiftçilerin ürünlerini devlet alıp işlesin. Gelir ve giderler kayıt altına alınsın. Türkiye’nin tarımı sağlama alındıktan sonra sanayide işler çok daha iyi ilerler. Boş yığılmaların önüne geçilmiş olur. Varsın birkaç yılımızı kaybedelim ama temelleri sağlama alalım. Zaten temelleri sağlama almadığımız için hep kaybediyoruz. Bu arada tarıma bu yatırımları yapınca kimse sanayinin gerileyeceğini de düşünmesin. Bizim çiftçimiz ürünlerini devlete satmaya alışmış. Gerekirse her çiftçiye o yıl ekmek zorunda kalacağı ürün de resmi olarak tebliğ edilsin. Onun dışında o yıl ürün ekemesin.  Saydıklarımın hepsi olacak diye bir şey yok tabi ama arada uygun olanlar yapılabilir. Bende proje çok. Umarım devlette de bu projeler vardır. Unutmayın, tasarruf etme ihtiyacı doğduğunda herkes mutfağındaki kuru gıda dolabını kontrol eder. Selametle kalın.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr