• BIST 106.702
  • Altın 146,549
  • Dolar 3,4864
  • Euro 4,1701
  • İstanbul 28 °C
  • Adıyaman 36 °C
  • Ankara 34 °C

Güneydeki 'Üst Akıl' ve Türkiye'nin Korkuları

Abdurrahman ÖZKAN

 Bir önceki yazımda çok temel bir şey söyledim: "Irak ve Suriye'deki savaşın başlatılmasında Türkiye'nin rolü ne kadar olduysa, savaşın bitirilmesinde de en fazla o kadar rol oynamasına izin verilecektir."  Son gelişmeler şunu gösteriyor ki Irak ve Suriye'deki son paylaşımlarda Türkiye'nin müdahil olmasının önü kesiliyor. Cumhurbaşkanı Edoğan bunu net olarak ifade etti. Türkiye'nin müdahil olmasını istemeyen üst akıl ABD'den  başkası değildir. Türkiye'nin bölgesel Kürt yönetimleri tarafından müdahil olmasının istenmediğini ABD Dışişleri başkanı söylese de aslında kendileri bunu söyletiyor.

Türkiye bölgeyle ilgisinin temel ilkelerinden biri olarak ırk veya mezhep düzeyinde bir ayrışmaya değil, aksine coğrafi bütünlüğü ve kültürel çoğulculuğu temele alan bir söylem geliştirdi ve bu düzlemde bölge ülkeleriyle diyalog kurmaya çalıştı. Bu diyalogun ne Irak'ta ne de Suriye'de karşılık bulduğunu söyleyebiliriz. Bu bize aslında oyunun taşlarının baştan beri bazılarınca döşendiğini ve sürecin de buna göre işlendiğini söyliyor. Bu durumda ABD istediği herşeyi bu bölgede yaptı, yapacaktır demek istemiyorum. Ancak, bölgesel savaşın bu süreçte bölge insanı için daha kötü günler yaşatacağını söylemek kahinlik olmasa gerek. Bunu olası önemli bir ihtimal üzerinden değerlendirmek istiyorum. O ihtimal ise Türkiye'nin kabuslarından biri olan Kürt Devletinin kurulması ihtimalidir.

Kuzey Irak ve Suriye Kürtlerini birleştiren bir Kürt devleti Arap, Fars ve İranlılara rağmen kurulmuş olacaktır. Bu durumda Kürtlerin uluslararası hamisi ABD ve diğer müttefiklerinin  olacağını şimdiden kestirmek zor değildir. Irak ve Suriye'deki kargaşanın başlatıcıları Kürtler değildir, ancak bu durumda kürtlerin her ne kadar kendi geleceklerini koruma altına almak için bölgesel olsa da örgütlenme haklarını dillendirmeleri durumda, ve bu isteklerini Türkiye ve diğer devletlerle daha yapıcı diyalog çerçevesinde dillendirdiklerinde bu kadar tepki almayacaklardır belki. Ancak gelinen sürçte, en ilgili devletlerin başında gelen Türkiye ile sorunlu bir diyalog devam ediyor. Bu sorunlu dil, kimi zaman Türkiye'de de karşılıklı olarak kullanılıyor. Eğer bu sorunlu diyalog devam ederse, Irak ve Suriye Kürtlerinin kuracağı bir siyasi yapı, bu kanton, özerk bölge  ya da devlet Arap coğrafyasında İsrail muamelesi görebilir. Büyük Ermenistan ya da Büyük Kürdistan korkularını hep yersiz korkular olarak görmüşümdür, ancak küçük ya da büyük bir Kürt siyasi bölgesi isteği, Irak ve Suriyenin bütünlüğü mümkün olmadığında bir çıkış yolu olabilir. Ancak bu süreçte bölge ülkeleriyle değil, bölge dışından güçlerle bir geleceği kurmak belli bazı tedirginlikleri beraberinde getirmektedir. Türkiye'nin güney sınırları boyunca kurulacak bir Kürt devleti, sınırlarını Akdeniz'e kadar genişletmek için Türkiye ve Arap unsurlarla kavga edecek, bu kavgada Batılı güçlerin desteğiyle bu başarıldığında Irak petrolleri de İran petrol ve doğalgazı da Türkiye'den geçmek yerine bu yeni sınırlardan geçirilecek. Şu anda Türkiye'de sadece ekonomik olarak dillendirilen korku budur. Ancak bunun siyasi sonuçları Türkiye toplumunda daha fazla olacaktır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr