• BIST 97.314
  • Altın 145,314
  • Dolar 3,5633
  • Euro 3,9989
  • Adıyaman 25 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 11 °C

Haçlı İttifakı-Hilafet Özlemi

Adem Ballı

Türkiye’nin Avrupa birliği ile ilişkileri 31 Temmuz 1959 da  Avrupa Ekonomik Topluluğu'na yaptığı ortaklık başvurusu ile başlamıştır. Yaklaşık olarak 58 yıllık bir süreçten bahsediyoruz. Bu süreç bir türlü nihayete erdirilmemiştir. Nihayete ermeyeceği de açık ve nettir.

Bu sonuç Kur’an’i persekpektiften bakanlar için doğal bir sonuçtur. Çünkü Kur’an’dan bakanlar bilirler ki “Onlar ancak birbirilerinin dostudurlar.”
Özellikle son dönemlerde Türkiye’deki referandum süreci ile birlikte saflar iyice belirgin hale gelmiştir. Almanya’nın Hollanda’nın Belçika ve Avusturya’nın başını çektiği ülkelerde aşırı ırkçı partilerin yükselişi ile birlikte islamofobianın zirve yaptığını görüyoruz. Hele en son Hollanda’nın, Türkiye’nin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanını bütün diplomatik teamüllere aykırı olarak adeta hapsetmesi normal koşullarda savaş sebebi olabilecek bir eylemdir.
Bu ve benzeri davranışlar sebebi ile ilişkiler kopma noktasına gelmiştir ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan Avrupa Birliği ile ilişkiler için tamam mı? Devam mı? Demek için referandum yapılabileceğinin işaretini vermiştir.
Bütün bu mevzular ve Avrupa Birliği’nin hasmane tutumları gündemde iken AB üyeleri Avrupa Birliği'nin temellerinin atıldığı Roma Antlaşmalarının 60. Yıldönümü töreni için Roma'ya gitmiş akşam Vatikan'da Papa Francesco ile görüşmüşlerdir.
Bu görüşme beraberinde AB’nin kuruluşundan beri konuşulan “Hristiyan Birliği” söylemlerini yeniden gündeme taşımıştır.
Bu noktada Avrupa fikri ile Hristiyanlık arasındaki ikircikli ilişki bizim tartışmamız açısından önem kazanmaktadır. Zira Avrupa’yı Hristiyanlık temelinde tanımlamak bir yere kadar doğrudur. Avrupa tarihinde mündemiç bulunan seküler tarihi göz ardı ederek Avrupa: Batı medeniyetinin(!) İç dinamiklerini ve çelişkilerini ele almak mümkün değildir. Avrupa’nın sekülerleşmesini Avrupalıların Hristiyanlık tecrübesinden bağımsız değerlendirmek hatalı ve eksik bir yaklaşım olur. Seküler bir dünya görüşünün ortaya çıkmasını sağlayan şartlar, büyük ölçüde Hristiyan dini tarihinin bir sonucu olarak ortaya çıkmış ve hem farklı sentezlerin hem de derin kırılmaların yaşanmasına neden olmuştur. (1)

Benim bu konuda ki tereddütsüz düşüncem, elbette AB’nin bir Hristiyan birliği olduğu yönündedir. Nitekim ilgili toplantıda İtalya Başbakanı birliğin Hristiyan köklerine vurgu yapmıştır. Yani hangi izm ideolojisini kılıf yaparsa yapsın kök “haçlı köküdür.”
Özellikle batının bu dönemde yapmış olduğu bu ziyaret ve ziyaret sonunda “ailece” çekilen fotoğraf biz Müslümanlar için de çok farklı mesajlar içermektedir.
Fotoğrafı tasvir etmek gerekirse arkada 27 Avrupa ülkesinin liderleri en önde Papa Francisco… Bu Haçlı ittifakının en somut örneği iken aynı zamanda bizim parçalanmışlığımızın da işaretidir.
Şahsen Bu fotoğrafı gördüğümde içimin cız ettiğini itiraf etmeliyim. Hakikatin temsilcileri olan bizler başsız ve bölünmüş iken batılın temsilcileri adeta nazire yaparcasına papasıyla şov yapmaktadır.
Evet, bir başa yani halifeye duyduğumuz özlemin tarifi yok. Eyvallah biliyoruz ki her kemalin bir zevali her zevalinde bir kemali vardır.
Ya Rabbi, bittik dediğimiz noktada da değiliz. Yapacağımız birçok sorumluluğumuz ve ödeyeceğimiz daha nice bedel vardır. Fakat fark etmemiz gerekiyor, dertlenmemiz gerekiyor. İslam’ın izzetini korumamız gerekiyor.

Tarihin nesnesi olmaktan çıkıp, öznesi olmak için yapmamız gereken şey, ağıt yakmak değil. Ciddi bir mücadele perspektifi geliştirmektir. Unutmayalım ki, bu mücadelemizde sabır gösterip sebat edersek küfür her an çil yavrusu gibi dağılabilir.
Çünkü biz biliyoruz ki, küfür özünde korkaktır, pısırıktır. Onun güçlüymüş gibi gözükmesi bizim zayıflığımızdandır.

Selam ve dua ile
Kaynak
1)Ben Öteki ve Ötesi, İbrahim Kalın, İnsan Yayınları 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr