• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 21 °C

Halep’e Giden Yol

Bilal AKGÜL

Ülkemiz özellikle 15 Temmuz ihanet kalkışması ile birlikte topyekûn bir saldırı ile karşı karşıya. Bu süreçte teröre karşı bir seferberlik halinde olmak şart… Terörün hedefleri iyi bilinmeden kullanılacak dilin, niyet ne olursa olsun, terör planlayıcılarının amacına hizmet etme riskinin yüksek olduğunu belirtmek isterim.

Bir süre önce alışveriş için bir markete girdiğimde elinde küçük su şişeleri ile doldurulmuş birkaç poşet bulunan bir arkadaşla karşılaşmıştım. “Hayırdır” sorusuna çok özel bir bilginin kendisine ulaştığını, terör örgütünün suları zehirlediğini, bu yüzden marketten su tedarik ettiğini ifade etmişti.

Bir örgütün şehrin şebeke suyunu zehirlemeye çalışmasının mümkünatı üzerinde düşünürken, sonra bunun örgütün ne işine yarayacağı konusunda bir süre düşünmüştüm. Şu çıkarımlarda bulunmuştum: Birincisi, “fısıltı yolu”, hedef kitlenin manipüle edilmesi, korku psikolojisi yaratmasında etkin, masrafsız bir araçtır. İkincisi, halkı direk etkileyen bu ve benzeri hususlarda konuşulması, buna inanılması eylemin gerçekleştirilmesinden çok daha etki yaratabilecek bir özelliğe sahiptir. Üçüncüsü, terör örgütlerinin kaos yaratma planlarında halkın masumane duygularını kullanabilmesi, hedefe ulaşmada ciddi bir etkiye sahiptir. Sadece bunlar mı? Tabiki değil.

Sadece Türkiye için değil İslam dünyasının şu an içinde olduğu hal-i pürmelalini anlamada da “kaos pazarlamacıları”nın benzer yöntemler kullandıklarını görmekteyiz.

Kaos planlamacılarının temel hedeflerinden biri halkın direncini kırmak ise diğeri de halkın birliğini zayıflatmak, kardeşliğini ortadan kaldırmak, korku duvarları ile birlikte şüphe duvarlarının da toplumun bireyleri arasında örülmesine etkide bulunmaktır. 12 Eylül’ün şartlarını olgunlaştırma çalışmalarında etki-tepki refleksini motive edecek eylemlerin gerçekleştirilmesinde zamanın kaos odaklarının hassasiyetlerini(!) hatırlayın.

Bizi birbirimize düşman kılma amacında olanların kardeşlik bağlarımızı güçlendirecek yönleri ön plana çıkarmalarını beklemek abestir. Bizi yoldan çıkarma amacında olan şeytanın kötü amaçlarını afişe etmesini beklemek gibi bir şey bu.

Önceki hafta birkaç dost ile birlikte “Halep’e Yol Açın” eylemine destek için Reyhanlı Cilvegözü sınır kapısında idik. Daha sınıra varmadan Kayseri’deki patlama haberi geldi. İstanbul Beşikteş’taki menfur saldırının kanları kurumadan Kayseri’de aynı kalleş yöntemle gerçekleştirilen saldırı, tabii ki kaos planlamacılarının zamanlamasını da, etki gücünü de iyi düşündükleri bir eylemdi.

Nasıl ki Beşiktaş’taki eylemi ülkemizde yönetim mekanizmasını değiştirmeye yönelik atılan kararlı adımlardan bağımsız görmemiz yanlışsa, Kayseri eylemini de Rus Büyükelçi’nin öldürülmesini de Halep’ten bağımsız görmek saflıktır. Nitekim Cumhurbaşkanımızın Kayseri saldırısından hemen sonra yaptığı açıklamada kullandığı: ”Maruz kaldığımız bu saldırıların, bölgemizde yaşanan olaylardan, özellikle Suriye ve Irak'taki gelişmelerden, hatta ekonomideki dalgalanmalardan bağımsız olmadığını biliyoruz. Bu terör örgütlerine karşı, milletimizle birlikte, bir milli seferberlik ruhu içerisinde hep birlikte kararlılıkla mücadele edeceğiz.” ifadelerini terör planlamacılarının hedeflerini anlama açısından elzem görüyorum.

Kaosu destekleyecek, birliğimize halel getirecek her tür dilden, söylemden uzak durmayı önemsiyoruz. Unutulmamalıdır ki terörden beslenenlerin kısa ve uzun vadeli hedefleri vardır. FETÖ’nün yarattığı tahribat salt bir organizasyonun devlete sızıp hedefleri gerçekleştirme düşüncesi değildir. Benzeri tüm masum yapılanmaların da halk nezdinde itibar kaybına uğramasına, hayır kurumlarına şüphe ile yaklaşılmasına; hatta endişem odur ki nispi de olsa bir bütün olarak dine mesafeli davranılmasında etkili olmuştur.

Zamanında, rahmetli Yazıcıoğlu’nun da vurguladığı üzere, tarlayı sürenler bir taşla birden fazla kuş vurmayı hedeflemişlerdir.

Bugün meydana gelen terör eylemlerinin de birden fazla hedefinin, kısa ve uzun vadeli hedeflerinin olduğu, ümmet anlayışını tahrip edecek, birliğimizi zedeleyecek bir dilden uzak durmanın elzem olduğunu belirtmek isterim. Vesselam

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr