• BIST 109.666
  • Altın 156,594
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • İstanbul 13 °C
  • Adıyaman 6 °C
  • Ankara -1 °C

Harput Ve Elazığ Üzerine Bir Deneme

Ahmet İNAN

Örneğin, yörenin çok önemli âlimlerinden Allah dostu Seyyid Ahmed Çapakçurî (v. 1921)’nin kabrini ziyaret etmeyi ihmal etmeyin. Elazığ’da ise bir yolunu bulup mutlaka Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesine gidin ve tedavi gören hastaları mutlaka görün. Her yaştan, farklı iş ve meslek dalından ve statüden onlarca hastayı bir arada görmek eminim sizi tarifsiz bir duygu ve düşünce dünyasına götürecektir. “Efendim, sokakta bir sürü deli var. Elazığ’a gitmeye ne gerek var?” diyebilirsiniz. Doğru, ama bahsettikleriniz deli olsa da en azından özgür. Ve daha da önemlisi aileleri ve halk onlara sahip çıkıp sevgi gösteriyor ve şefkat duyuyor. Hastanedeki bazı hastalar gibi tutsak değiller ve daha da önemlisi demir parmaklıklar arkasında tutulmuyor.

Tutsaklık mı yoksa delilik mi desem belki de çoğu insan tereddütsüzce, hürriyetine sahip deliliği seçer. Bu da işin başka bir boyutu tabii ki. Esas olarak şuraya gelmek istiyorum; insan gezip gördüklerinden ibret alan bir varlıktır. Bahsettiğim hastanede kalan hastalara ve yaşam koşullarına şahit olursanız inanıyorum ki bir ömür boyu yaşayamayacağınız duygular yaşayacaksınız. Ayrıca akıl ve hürriyet gibi en büyük nimetlere sahip olduğunuz için Allahu Teâlâ’ya ömrü boyunca şükredeceksiniz. Ve şu ayeti kerimede işaret edilen inanan insanlardan olmak isteyeceksiniz. “Onlar, ayakta iken, otururken, yanları üstüne yatarken, hep Allah’ı hatırlayıp anarlar ve göklerin, yerin yaradılışı hakkında inceden inceye düşünürler.” (Al-i İmran, 191)

İnsanı diğer varlıklardan ayıran ve bu yüzden Cenabı Allah’a karşı yükümlü kılan yegâne şey akıl ve düşünme yeteneğidir. İnsan, aklını kullanma biçimine göre değerlere sahip olur ve bu değerler çerçevesinde bir hayat sürer. Akıl, hakikat ışığında bir çalışma içerisinde olursa onun sahip olduğu değerler de hakikat temelli olur. Yok eğer zevk sefaya hizmet edep dünyalık mal mülk biriktirme hırsı içerisinde olur ve insanlık için felaket doğurabilecek bilimsel ve teknolojik çalışmalara hizmet ederse akıl, sadece bir felaket üretme mekanizması olur.

Sağlıklı her insan akıl sahibidir ancak hepsi sağlıklı akıl sahibi değildir. Önemli olan Allah’a götüren bir akla sahip olmaktır. Zira hem İbrahim (a.s) hem de Nemrut akıl sahibiydi. Merhum Erbakan Hoca “Akıl bir işin sonunu düşünmektir.” diyordu. Zulmün kralı Nemrut, sonunu düşündü mü? Oysa İbrahim (as) sonun başlangıcındaki vuslat için ateşte yandı. Onu yücelten de o oldu.

 Demek ki önemli olan sonunu düşünen, Allah’a götüren akla yani akl-ı selime sahip olmaktır. Mevlana Hazretleri hakikate götürmeyen aklı “bataklığa saplanmış eşek” olarak görür. Ehl-i gönül aklın ölçüsü olarak da ahlak ve fazileti görür. Yani akıl ahlak ve fazilet sahibi olduğu ölçüde değer kazanır. Yoksa cahilin de aklı var, neye yarar!

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr