• BIST 107.921
  • Altın 153,999
  • Dolar 3,8353
  • Euro 4,5054
  • İstanbul 10 °C
  • Adıyaman 2 °C
  • Ankara 3 °C

Hayat Kurma Çabasındaki Genç Nesil

Medet Babat

Her toplumun yapı hücresi olan anne, baba ve çocuklardan ibaret olan aileler hayata adım atmada uğradığımız ilk duraklardır.

Temel eğitimini bu minik şirketten alan genç nesil, almış oldukları bu eğitime binaen bir hayat kurma çabasına girmektedir. Belli bir olgunluğa eriştikten sonra hayata atılmak isteyip kendi ayakları üzerinde durmak isteyen gençlerimiz yaşadıkları çevre itibari ile doğal olarak bu çabaya girmektedirler. Bu gençlerimizin bir kesimi baba mesleği dediğimiz fırıncılık, marketçilik, çiftçilik gibi uğraş alanlarına girerken diğer bir kesim ise hizmet sektörü peşinde ilgi alanlarına göre üniversiteye yerleşip eğitim tahsillerini tamamladıktan sonra görev yerlerine atanmaktadırlar. Ben burada bu genç neslin hayat kurma çabasını üç boyutta ele almak istiyorum.

Birincisi; Toplum içerisindeki genç kesimin çalışma alanlarındaki kararsızlığı. Çoğunlukla genç nesil Allah rızasını göz ardı ederek daha rahat, daha konforlu bir iş alanı bulup geçimini bu yolla sağlamaya çalışmaktadır ki genellikle sonuçsuz kalan bu düşünce, fiiliyata geçtiğinde sadece bu düşünceye sahip kimseyi değil bu fikrin kendisine etki ettiği herkesi olumsuz etkilemektedir. Bir örnek ile bu durumun daha iyi anlaşılacağı kanaatindeyim. Üniversite sınavına girdikten sonra tercih yapan bir gencin düşünce felsefesi konforlu bir hayat sürme düşüncesi üzerine kurulmuşsa istediği bölüme değil de rahat edebileceği bölüme gitmişse mezun olup öğretmen olan bu arkadaşımız kendisi açısından bir ömür boyu istemediği bir mesleği yapmaya maruz kalmıştır.

Etrafındakiler açısından durumu ele alacak olursak öğrencilerinde bu felsefeyle yetişmiş bir öğretmenden faydalanmaları elbette ki mümkün değildir. Konumuza binaen Al-i İmran 115. ayette Allah’u Teala şöyle buyurmaktadır: “Hayırdan ne yaparlarsa ondan mahrum bırakılmayacaklar. Allah sakınanları bilir.”  Ayeti kerimede de belirtildiği üzere Allah niyetimizin güzelliğinin karşılığını verecektir.

Genç neslimizle ilgili ele almak istediğim ikinci mevzu; hayat kurma yolunda güzel bir yuva oluşturma meselesi. Evlilik müessesesine basit bir yaklaşım elbette ki doğru değildir. Ailelerden habersiz evlenmelerin arttığı günümüzde kendisine bağlı olarak boşanmalarında artması gençlerimizin tedbirsizce bu müesseseye yaklaşmalarından kaynaklanıyor. Evlilik olayı eş seçimi, görüşme evresi, hıtbe (nişan) ve düğün şeklinde gerçekleşir. Her bir aşamanın hayat kurma üzerinde birçok etkisi vardır. Eş seçimi yaparken malı, güzelliği, nesebi çerçevesinde değil de Efendimizin (a.s) hadisine binaen dini bütün olan seçilmelidir. Eş adayları nikahtan önce mutlaka birbirlerini görmeli ki Efendimiz (a.s) sahabesine bunu tavsiye etmiştir. Görüşme ve nişan evresinde gençlerimiz zinaya veya harama meylettirecek davranış ve ikili görüşmelerden uzak durmalılardır. Zira günah üzerine kurulmuş bir evlilikten veya günümüz gençlerinin telefon vb. iletişim araçlarıyla manevi olarak içini boşalttığı bir evlilik anlayışından saadet beklemek olanaksızdır. Bu konuda son olarak her ne kadar toplumumuzda nişanlılık dönemi bir evlilik imajı verse dahi nişanlılık evresi bir evlilik değildir. Sadece evlenme kararı alan iki genç ve aileleri arasında olan gayr-ı resmi bir ahitleşmedir. Nişanlı kimselerin evli kimseler gibi görüşüp o şekilde davranmaları da caiz değildir. Çünkü resmi bir geçerliliği söz konusu değildir.

Son olarak gençlerimizin tüm bu yaşam koşulları içerisindeki ruh hallerine değinmek istiyorum; Çocukluğundan itibaren bir birey adayı dini anlamda iç dünyasında sürekli gel-git’ler yaşamaktadır. Bunun sebebi çoğu kez aileden sağlam bir dini eğitim alamama veya arkadaş çevresinin bozuk olması şeklinde yorumlanabilir. Bunlar genel itibari ile bilinen yönler olduğundan ben burada işin bu boyutuna değinmeyeceğim. Ben gençlerimizin bu probleminin temel dayanağının gençlerimizin zorlukla karşılaştıklarında onların yanında olmadığımızın kanaatindeyim, daha onlar küçük yaşlardayken Müslüman birey olarak yetiştirilmediğinden yakınıp sorunun temelinin büyüklerden neşet ettiğini düşünüyorum. Unutulmamalıdır ki her ne kadar yeşil olarak yaprak, tat olarak meyve güzel görünse de ağacın kök ve gövdeleri olmadan bunlar asılsızdır. Hayat kurma yönünden tecrübesiz olan bu gençlerimize iş bulma, yuva kurma ve en önemlisi sağlam bir dini eğitimle hayata tutunmalarına yardımcı olmalıyız. Dinimiz İslam bizden pasif bir şekilde iyi olmamızı, sadece kendi ibadetlerimizi yapıp hayatımızı bu perspektiften ilerletmemizi değil, aktif bir iyi olarak kendimizle beraber gelecek nesillere de faydalı olmayı emretmektedir. Ve yine unutmayalım ki evlatlarımız geleceğimizdir ve herkes kendi neslinin geleceğinden mesuldür. Rabbim bizleri her daim bu yolda hayırla ilerleyen kullarından eylesin.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr