• BIST 96.121
  • Altın 242,203
  • Dolar 6,2046
  • Euro 7,2854
  • İstanbul 21 °C
  • Adıyaman 20 °C
  • Ankara 13 °C

Hayata Müslümanca Bakış

İrfan Çelenk

Hayat, hiçbirimizin vazgeçmek istemediği ancak eninde sonunda da herkesin arkasına bakmadan bırakıp gittiği ve bir daha gelmediği bir gerçektir. Bu gerçek bizim irademizin dışında gerçekleşen bir süreçtir. Başlangıcı hakkında birçok farklı görüşün olduğu yaşamın nasıl yaşanması gerektiği hakkında da birbirinden çok farklı yaşam tarzı bulunmaktadır. Yani herkesin bir şekilde yaşadığı bu süreci yine herkes farklı şekilde anlamlandırmaktadır.

Hayata bakışı belirlemenin ilk adımı hayatın nasıl var olduğudur. Hayatın nasıl var olduğu aynı zamanda hayatın amacını da belirlemektedir. Hayatın var oluş amacı hayata bakışımızın belirleyicisi olmalıdır. O halde hayata bakışı belirlemek için insan hayatının ilk varoluşuna bakmak gerekir. Daha açık bir ifadeyle hayata bakışı belirlemek için hayatın varoluş amacına bakmak gerekir. O halde ilk insanın varoluş tarihine bakmalıyız yani onun özüne gitmeliyiz, insanlığın özüne.

İnsanlık tarihi var oluşunun net bir tarihi bilinmemektedir. Çeşitli sayısal veriler olmakla beraber bunlar da kesin bulgular değil. Tarihsel başlayış noktası bilinmemekle birlikte üç büyük dinin de kabul ettiği gerçek şu: İnsanlık tarihi Hz. Adem ile başlar. İlk insan Hz. Adem'dir. İlk çift Adem ile Havva'dır. Tüm insanlık bu çiftin çocuklarıdır. Yani bu çiftin bulunduğu tarihten bu yana yeryüzüne gelmiş geçmiş tüm insanlar ile bu gün yeryüzünde yaşayan yaklaşık yedi milyar civarında olan insan bu çiftin soyundan gelmektedir. Buna göre tüm insanlar kardeştir.

Kuran-ı Kerim’de Yüce Allah “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım”(Bakara-30) demişti ve O’nun tüm varlığı var eden “Ol dedi o da oluverdi”(Ali İmran-59) emri ile tüm insanlığın atası olan Hz Adem yaratıldı. “…ondan da eşini yarattı”(Nisa-1) ayetinde de belirttiği gibi eş olarak insanlığın annesi olan Hz. Havva’yı yarattı. İşte tüm insanlık bu çiftin çocuklarıdır. İnsanoğlunun yaratılış amacını da bir başka ayette “İnsanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım”(Zariyat-56) şeklinde belirlenmiştir.

Görüldüğü gibi Kuran-ı Kerim’e göre insanın yaratılışı anlam bakımından pek de karmaşık değil. Karmaşık olan Kuran-ı Kerim değil bizim zihinlerimizdir. Bizimdir dediğimiz hayat aslında bizim değil bizi yaratanındır. Biz bedenimizle, çocuklarımızla, malımız-mülkümüzle kısacası her şeyimizle Allah’a aitiz. Bizim olan bir şey yok aslında. Burada kendimize sormamız gereken soru şu: Bizim yaratmadığımız, bize ait olmayan bu hayatın amacını kim belirlemeli? Hayatı yaratan Allah mı yoksa yaratılan insan mı hayatın amacını belirlemeli? Bir Müslüman için bunun cevabı gayet açıktır, tabiî ki her şeyi yaratan Allah hayatın amacını da belirlemiştir. Müslümana düşen bu amacı sorgulamak değil ona en uygun şekilde hayat tarzını uydurmaktır. İşte Müslümanın hayata bakışı Kuran eksenli olmalıdır.

Maymundan geldiğini iddia eden bir ideoloji hayvansal bir yaşam tarzını tercih edebilir. İnsanlar arasında ayırım gözeterek ırkçılık ve milliyetçilik gibi akımlara kapılarak soykırımlar, katliamlar yapabilir. Başka ülkelerin insanlarını aşağılık varlıklar olarak görüp onları yok ederek tüm varlıklarına el koyabilir. Allah’ı inkar eden bir zihniyet “hayat ancak bu dünyadan ibarettir” diyerek her türlü aşırılıkları işleyebilir. Bunların yaptıkları dünya görüşlerinin bir yansımasıdır.

Ancak Müslümanın hayatının amacını onu yaratan belirlemiştir, kendi kafasına göre hareket edemez.  Müslüman tüm insanların Adem’in çocukları olduğunu bilerek üstünlüğün soy sopla değil ancak takva ile olduğunu bilir. Müslüman tüm Müslümanların kardeş olduğunu bilerek sömürgecilerin aramıza çizdiği sınırları yok sayar ve her nerede bir Müslüman varsa kardeş nazarıyla ona elini uzatır. Müslüman yemesiyle, içmesiyle, konuşmasıyla, giyinişiyle Kuran’a uygun davranmalıdır. Kısacası Müslümanın hayata bakışı Kuran’da bildirilen hayatın amacına uygun olarak belirlemelidir.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr