• BIST 93.287
  • Altın 213,367
  • Dolar 5,4738
  • Euro 6,1921
  • İstanbul 10 °C
  • Adıyaman 8 °C
  • Ankara 3 °C

Hayatının Pratiğinde ki Unsur Yaşamının Kalitesini Belirler

Yasir Polat

Cilt sayısının değiştiği ama ortalama yedi ile on iki arasında olan, Seyyid Kutub’un harikulade bir yazım ve söylemi ile kaleme aldığı Fi Zilal-i Kur-an tefsirini yıllar sonra cesaret edip elime aldım. Başladım, umarım en etkili şekilde bitirmekte nasip olur.
Tabi, duyar gibi oluyorum “ne diyorsun be! Sadede gel” der gibisiniz. Duydum, fazla uzatmadan konuya gelip, bize ayrılan köşeyi israf etmeden kullanmaya çalışacağım.
Ahir zaman adı altında nitelendirdiğimiz bu zamanda, birçok akıma, düşünce yapısına, yaşam tarzına şahitlik ediyoruz. Unutmayın ŞAHİTLİK ediyoruz! Hesabına katılacağımız bir sınavın, beklide kısmen gözetmenliğini yapıyoruz.
Batı diye nitelendirdiğimiz dünyanın diğer kısmının hayata bakışı, inanışı, yaşam tarzı; kimimizce imrenilecek, kimimizce de iğrenilecek bir halde olmasına rağmen; Müslüman adını almış, Kelimeyi Tevhidi diline pelesenk etmiş bireylerin farkında olarak ya da olmayarak onlardan biriymiş gibi, onlardan farksız yaşıyor oluşu, bir dengenin bozulmasına mahal vermekte. Ya da, İslam ve yaşam tarzına açılmış olan psikolojik veya biyolojik savaşlara karşı sorumluluk sahibi olmadan yaşıyor olan Ümmetin duruşu, acınası, aciz bir durum. Küfrün icatçısı olanların; düşünce ve izmlerinin oluşturmaya çalıştığı tahribat, batının nefislere hoş gelen yaşam tarzının imrenilmesi ile birlikte İslami yaşam biçimi ile kıyaslandığında yobazlık ya da gericilik diye atfeden koalisyonun; zaaf sahibi Müslümanlara karşı müthiş başarısı… Kale alınmayacak gibi değil.
Günbegün düşüce ve hayat tarzı olarak onlara benzeyen bizler, dinimizden, dilimizden ve kültürümüzden vermekten geri duramıyor oluşumuz “Biz her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık”(kamer-49) ayetine zıt, Allah’ın şeriatından uzak!  Allah’ın kaide ve emirlerini sadece dinliyor ve belki öğreniyor olmakla kalıp hayatımızın her anına ilintilemediğimizden, “Ben iyiliği sizlerin eliyle sağlayacağım” deyişinden hiçbir şey anlamadığımızdan, bu gün dünya zalimin zulmetmekten çekinmediği bir yer oldu. Şerittan ne kadar uzak olursak bir ölçü üzerine yaratılan dünyanın dengesizliği o kadar artar. Bozgunculuk, küfür, ahlaksızlık vs. dolup taşar.
Bakara Suresini incelerken aklımı başımdan, dilimi aştan ayıran, bam tellerimi titreten birçok mesaj ile karşı karşıya geldim. (mutlaka okuyun değerli dostlar)
 Hele de “Allah’ın şeriatı hayatın pratiğine yabancı kaldıkça…”(bakar-26/27) diyordu her şeyi yaratan yüce Allah.
Evet, sevgili dostlar; deriz ya “düşünsene Allah senden razı” ne kadar harikulade bir duygunun kabarmasına sebebiyet vermekte, yani en azından bende öyle. Aynı şekilde düşünsenize Allah’ı hayatımızdan soyutladığımızı, bizi yaratıp başıboş bırakmayacağını söyleyen, her şeyden çok her şeyi bilen yaratıcıyı yaratılan kendinden soyutlayıp uzaklaştırdığını sadece söylemiyor, öyle bir hayat sürdürüyorsa. (Aman Allah’ım!)
Dünyanın kan revan, huzursuzluk, barışsızlık, uyuşmazlık, bozgunculuk, ahlaksızlık, bencillik ve dahi nice kötülüklerin yuvası olmasının tek ama tek sebebi; Allah’ı ve şeriatını yaşamımızdan uzaklaştırmış olmamızdan kaynaklı.
Eğer okursanız mealini veya tefsirini; hayatın dizaynı, yaşam kuralları ve kaideleri, günlük hayat ile ilgili perspektifleri, mefkuresi, toplumsal yaşam ve toplumsal kaidelerin sıralanışı ve bunların uygulanış şekli ile yüce yaratan mükemmel bir dünyanın projesi ile birlikte misyon ve vizyonunun da şemasını çizmiştir.
Ölçü ve denge üzerine kurulmuş olan dünya hayatı, sadece proton ve nötronların dizilişi ile ilgili bir denge değildir. Yaşamın hiçbir zerresini atlamadan, her zerresine kadar düşünülüp, kurallar, kaideler ve çizilmiş sınırlar haritası… Ve biz Ümmet olarak bu kaidelerden uzaklaşıp, küfrün üstü örtülü, süslenip nefsimize hoş gelecek hale getirilen akımlarına ve bu akımları üretenlerin yaşamlarına imrenip kapılırsak, değil zalimin zulmü altında olan mazluma(Filistin, Ortadoğu ve diğerlerine) umut olmak, kendimizi dahi kurtaramayız.
Kendini fıtratının gereğinden uzak bir yaşama ait hisseden sevgili okur; aradığın içtenlik ve incelik mi? Adalet ve liyakat mi?  Kadın ve hayvan hakları mı? Huzur ve refah mı? Ve bunlara benzer tüm kötülükten uzak durumlar mı? Eğer gerçekten nefsin kölesi olmaya sebep ortam ve gereçleri değil de bu saydıklarım ise din-i mü-bin olan, o gelince beşeri tüm düşünceleri altüst eden İslam’ı tanımadan yok sayıp, yobaz ve gerici olduğu yargısına kapılma! Unutma, bu dinin ilk emri “oku” dur. Böyle bir din asla gerici yaftasını hak etmiyor.
Ey Allah’ım, faydası olmayan bilgiden sana sığınırım…

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr