• BIST 107.921
  • Altın 153,999
  • Dolar 3,8353
  • Euro 4,5054
  • İstanbul 10 °C
  • Adıyaman 2 °C
  • Ankara 3 °C

Hz. Peygamberin İnzivası

Bilal AKGÜL

Hayatın akışında durduğun, durup kendine baktığın bir zamanın var mı? İletişim araçları ile bağlantını kestiğin, dışarının gürültüsünü değil kendi iç sesine, “kendine” kulak verdiğin bir zaman… Fıtratın sesine…

Peygamber (as)’ın hayatına baktığımızda bunu hayatının farklı zamanlarında farklı yöntemlerle de olsa yaptığına şahit oluyoruz.

Peygamberlik gelmeden önce yılın belli zamanlarında şehirle, insanlarla tüm ilişkisini kesip, günlerce, bazen aylarca inzivaya çekildiği, hayatın debdebesinden uzaklaştığı görülmektedir. Efendimiz, asgari ihtiyaçlarını karşılayacak kadar azığını alıp tabiri caizse “hayata bir mola” verdiğini, şirk düzeninin kirinden pasından uzak bir gönül yolculuğuna çıktığını görüyoruz.

Bazen Hatice annemizin de O’na bu tefekkür ziyafetinde, fıtrata yolculukta eşlik etmesi bir diğer dikkat çekici husustur.

Bu durumun risalet öncesi Hz.Peygamber’e özgü olmadığı görülüyor. Celalettin Vatandaş, Peygamber Efendimizin dedesi Abdulmuttalip’in yılın belli zamanlarında inzivaya çekildiğini, Efendimizin de Hira dağında inzivaya çekilmesinde dedesinin bu davranışının önemli bir etkide bulunduğunu dile getirir.

Arap kültüründe inzivanın önemli bir gelenek olduğunu, farklı zamanlarda çocukların veya yetişkinlerin toplumdan uzak bir yerde kalmasına önem verildiğini görüyoruz. Hatta bazı bilginlerin yılın belli zamanlarında çöle çadır kurdukları bile görülmektedir.

Peygamberlik geldikten sonra da Efendimizin aynı mantıkla hareket eden davranışlarının-uygulamalarının olduğu söylenebilir. Toplumdan kopmadan, davanın yükünü ihmal etmeden, ruhun ezgisine kulak verilen, adeta ruhu şarj eden uygulamalar... Gece namazı bu minvalde değerlendirilebilir. Bu ibadetin Efendimize farz olması “kendimize zaman ayırmada” ilahi emrin bir tezahürü olarak görmek gerekir ki, konunun ehemmiyetini izah açısından ayrı bir öneme sahiptir.

“Ey örtünüp bürünen (Peygamber). Kalk, birazı hariç olmak üzere geceyi; yarısını ibadetle geçir. Yahut bundan biraz eksilt. Yahut buna biraz ekle. Kur’an’ı ağır ağır, tane tane oku. Şüphesiz biz sana (sorumluluğu) ağır bir söz vahyedeceğiz. Şüphesiz gece ibadetinin etkisi daha fazla,(bu ibadetteki) sözler (Kur’an ve dua okuyuşlar ise daha düzgün ve açıktır. Çünkü gündüzün sana uzun bir meşguliyet vardır.(Müzzemmil Suresi)

Gündüzün meşgalesinin, yıpratan, dinamizmden düşüren yanına alternatif olarak gece ibadeti… Ya da Kur’an’la, zikirle meşguliyet…

İnziva eyleminin Efendimizin hayatında yerini bulduğu zaman dilimlerinden biri de Ramazan ayının son on gününde genelde girdiği itikâftır. Burada da yine dış dünya ile iletişimin çokça azaltılmasına, zamanın tamamen Allah’a ibadete verilmesine şahitlik ediyoruz. Kur’an ayı olan Ramazan ayında, Hz. Peygamberin son on günde Kur’an’la böyle daha bir yoğun zaman geçirmesi bizlerin üzerinde iyi tefekkür etmesi gereken bir diğer husustur.

Günümüzde bu ibadet ve tefekküre çok daha fazla ihtiyacımızın olduğunu düşünüyorum. Teknolojinin, sosyal medyanın, dünyevi meşgalenin hayatımızın nerede ise tamamını kuşattığı, kendimize zaman ayırmanın nerede ise imkânsız olduğu böyle bir zamanda Efendimizin bu ibadetlerine, içe yönelişlerine çok daha fazla ihtiyaç yok mudur?

Fanon, insanın bedeninin sahip olduğu hızın ruhunu geride bırakmasından bahseder. Üretim ve tüketim kültürünün hayatımıza yansıyan, bizleri adeta esiri haline getiren günümüz zamanı, evet, ruhla aynı tonda, aynı hızda seyreden, aynı hızda yol alan bir                   bedenle ancak mümkün olabilir.

Hayatın tek düze, tahrik ve tahkir edici yanlarından kendini muhafaza etmenin bir yoludur aynı zamanda inziva… Hayatın asli sorumluluklarından kopmadan, süfli ve beşeri olandan kendini uzak tutabilmek… Sorumluluklarımızı ihmal etmeden, ruhumuzu ikmal edebilmek…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr