• BIST 106.702
  • Altın 146,549
  • Dolar 3,4864
  • Euro 4,1701
  • İstanbul 28 °C
  • Adıyaman 36 °C
  • Ankara 34 °C

İbadetlerde Biçim Form İlişkisi

Y.YAVUZYILMAZ

Gerçekten de ibadetlerin niçin yapıldığı nasıl yapıldığından önemlidir. İbadetlerin nasıl yapılması gerektiği fıkhın konusudur. Bu ibadetlerin normatif yönüdür. İbadetlerin niçin yapıldığı ise irfanın ve ahlakın konusudur. İbadetin içeriği ile ilgilidir. Allah'a samimiyet ve sorumluluk bilinciyle yapılmayan hiçbir ibadetin değeri yoktur. "Namaz kılanların vay haline" derken Aziz Kur'an, yoksulu itip kalkanların ibadetlerinin sorunlu oluşuna dikkat çekiyor.
Aziz Peygamber" Nice oruç tutanlar vardır ki, onlara kalan sadece açlıktır" diyor. Burada namaz ve orucun fıkhi yönleri tam anlamıyla yerine getirilmiştir. Ama bu ibadetin geçerli olmasını sağlamıyor, sağlayamıyor. İçerik kaybolunca şekil kutsanırmış.

Biçim (form) ve içerik(ahlak ve irfan) ilişkisi bir ibadetin geçerliliği için son derece belirleyicidir. Biçimsiz(formsuz-kuralsız) ibadet olmayacağı gibi, içerikten (ahlak ve ibadet) yoksun bir ibadet de kabul edilemez.

Son yıllarda hızla çoğalan dinin araçsallaştırılması kavramı tam da bununla ilgilidir. Dini değerler kendiliğinden değil, başka bir dünyevi amacın gerçekleştirilmesi için ara değer olarak kullanıldığında araçsallaştırılmış olmaktadır. Sanılanın aksine dinin araçsallaştırılması sadece siyaset alanında değil, hayatın her alanında geçerli bir durumdur.

Şan, şöhret, iş, politik kariyer, bürokraside yer tutmak için din etkili bir araçsallaştırma yöntemi olarak kullanılmaktadır. Burada önemli olan ibadetin uhrevi işlevi değil, dünyevi bir amaç için basamak olarak kullanılmasıdır.

Kuşkusuz dindarların sorunlarını dile getiren, onlara çözüm arayan her arayış dinin araçsallaştırılması olarak adlandırılamaz. Dini özgürlüklerin kısıtlanması onların araçsallaştırılmasının önünü açan en önemli faktördür. Örneğin başörtüsü yasağının olduğu yıllarda bu yasağın samimi olarak kaldırılması yönünde çalışanlar olduğu gibi,yasağı araçsallaştırarak, yasak üzerinden kariyer peşine düşenlerde olmuştur. Burada asıl suçlu yasağı kurumsallaştıranlar ve savunanlar mı, yoksa yasağı bahane ederek kendilerine politik avantaj sağlayanlar mı? Kuşkusuz ikisi de suçlu. Suçlu olmayanlar ise bu yasağı kaldırmak için samimi olarak mücadele edenler ve kaldıranlardır.

Bir anlamda Cemaat, din üzerine uygulanan baskıyı araçsallaştırarak yeni bir istismar alanının içinden yürüyerek büyümüştür. Cemaatin muhafazakar dindar kesimlerde yaygın bir karşılık bulmasının nedeni, Cumhuriyet modernleşmesinin dini değerleri dışlayan modernleşme yöntemidir. Cemaatin dini değerleri dışlayan devlete sızma girişimi, dindarlar tarafından yaygın olarak desteklenmiştir. Burada önemli olan nokta istismar edilmeye açık bir yapılanmanın varlığıdır. İstismar edilmeye açık alanı keşfeden cemaat, bütün gücüyle bu alana yönelmiştir.

Hayatın her alanında liyakat değil, dindar veya bir ideolojiye mensup olmak temel değer kabul edildiğinde o din veya ideolojinin araçsallaştırılmasının da önü açılmış demektir. Kemalizm’in ve İslam’ın başına gelen budur. Kemalist ya da dindar olmak bir görev için tercih sebebi olmamalıdır. Tercih sebebi liyakattir. Tercih sebebi o işi iyi yapanlar olmadığı sürece, hem işi iyi bir düzeyde yapanlar görevin dışında kalacak, hem de o görevi asla dışarıda kalanlar kadar verimli olamayacak kişiler tarafından doldurulacaktır. Böylece kamu hayatında verimsizlik, bütün kötü sonuçlarıyla, hayatımızın her alanını etkileyen bir sonuç olarak karşımıza çıkacaktır.

Ne yazık ki, adaletin ve başarının değil eş, dost, akraba, ilişkilerinin belirleyici olduğu nepotist (Dayıcılık) yönetim tarzı yaygındır. Nepotizm(Dayıcılık) İslam’ın temel yönetim referanslarından biri olan “Emaneti ehline vermek” ilkesine temelden aykırıdır.

Nepotizm(Dayıcılık), sanıldığının aksine devlet katmanlarından çok daha fazla toplumsal alanda geçerli bir ahlak yaratmıştır. Haksızda olsa çalıştığı kurumda kendisine ayrıcalık tanımayan bir akrabasını kınamaktadır insanımız. Kabul etmek gerekir ki, toplumsal alanda adam kayırmacılık normal bir davranış gibi kabul görmektedir.

Nepotizmin önünü açan en önemli faktör, “onlar yaptılar, biz de yapalım” anlayışıdır. Bu anlayışın ahlaki hiçbir temeli yoktur. Zaten itirazınız onların yapmasına ise, itiraz ilkesel olarak olayın kendisine değil, değil kimin yaptığınadır. Bu ise hiçbir genel geçer ahlak ilkesi tanımayan, ahlaki davranışları elde edilen sonuçlara göre değerlendiren pragmatist (Çıkarcı, faydacı) bir ahlak anlayışıdır.

İslam ahlakı evrensel değişmez değerler içerir. İyi ve kötü olayın sonucuna bakılarak değerlendirilmez. Olayın sonucundan çok hangi yöntemin izlendiği daha belirleyicidir. Örneğin yalan söyleyerek, sattığı malın kusurlarını gizleyerek daha çok mal satan bir kişinin, yaptığı eylem pragmatist ahlaka göre son derece başarılıdır. İslam ahlakı ise sonuçtaki başarı ne olursa olsun yapılan eylemin kendisi ahlak dışıdır. 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr