• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 18 °C

İbrahim İle Buluşma

Şevket TATAR

Dr.Ali Şeriati Fark Yayınları

İbrahim'i tanımak;bizim en kamil ve en sonuncusuna tabii olduğumuz büyük hak dinlerin esas ruhunu anlamaktır.Dolayısıyla İbrahim'i tanımak,İslam’ı tanımak için esastır.Zira İslam’ın esas kurucusu İbrahim’dir.İbrahim'i kıyamın ve onun ideolojik savaşının gerçek ve hakiki değeri,beşer tarih ve medeniyeti tarafından anlaşılmamıştır.Yoksa,birkaç put kırmak günümüz insanının maneviyatının kurucuları olan Musa (as),İsa (as) ve Muhammed (as) kendilerini İbrahim sünnetinin takipçilerin ve onun kıyamının tarihteki kurucuları olarak görecekleri kadar büyük bir iş olmasa gerek...

Öyleyse nedir bu put kırmanın manası? Mezepotamya’da İbrahim'in kıyamı ve bu kıyamın insan medeniyeti üzerindeki etkisi nedir?

Bu sorunun cevabı İbrahim'in dinini,İslam'ı ve haccı tanımakta gizlidir.Fakat bizim tanıyıp öğrendiğimiz İbrahim (as) öyle bir kıyam,öyle bir devrim hareketi başlattı ki her zaman için canlı ve fiili ve her zaman insanlık onun bu yolunu devam ettirmeye kendini adamış. Niçin? İbrahim (as) geldi yaratıcı dinleri bu hastalıklı yorumda ve zulule karşılık tasarımda kırıp parçalamak için. Sınıfları koruyan, ırk ayrımını muhafaza eden, bir kısım insanların asil, diğer bir kısmını köle ve düşük sınıf olduklarını iddia eden bu tür anlayışları yok etmek için... Aynı zamanda, insanlığı tarih sürecinde, müptela oldukları bu sınıf ayrıcalığı belasından kurtarmaktan ve din duygusunu irfan duygusunu zulüm, haksızlık, cinayet, bireyin ve toplumun sömürülmesi için kurulan bu tuzaklardan kurtarmaktan... İbrahim (a.s) kıssası dinin putperestlikten kurtuluşudur. Yani insanlığın en kıymetli sermayesi olan en temiz duygusu olan ve eşitliği, sosyal adaleti ayakta tutacak yegane değer olan dini, şirk ve putperestlik mekanizmasının sahte ve yalancı düşüncelerinden kurtuluşunun hikayesidir. Ve ''tevhid'' yani insanların vahdetinin birliğinin sembolü. Allah'ın vahdeti sebebiyle insanlığın vahdeti. Tevhid yani, sosyal sınıflaşmadan kendi yararına ve başkalarının zararına olacak şekilde faydalanan ve özel ırk soy ve sınıfı kendisi için edebi ve ilahi olarak niteleyen diğerlerini bundan yoksun addedenlerin bu anlayışını yerle bir eden düşünce sistemi.

Tevhid; yeni bir ilahlık bu inancın sosyal tezahürü ise toplumu içerisinde ve beşer tarihinde, insanların tek sınıf olmaları, bütün toplulukların eşitliği ve herkesin sahip olduğu ilahın tek oluşudur. Şirk; sadece felsefi veya kelami bir şirk değildir. Bilakis, sosyal ve tarihi yansıması vardır yani tarihi şirk, beşeri şirk ve sosyal şirk  insan yaşamında çirkin görünümde olup bununla mücadele etmek gereklidir. İbrahim (a.s)'in kıssası bundan ibarettir. Onun kıssası, öğretim, dağıtım ve tam anlamıyla sınıflaşmaya dayalı yaşam biçimine geçtikten sonra, beşer tarihinin akışındaki değişikliğe karşı verilen mücadelenin hikayesidir. İnsanlık tarihindeki bu sapmaya karşı verilmiş bir kıyamın hikayesi olarak İbrahim (a.s)'in kıssası, tüm insanların eşit olduğu ilk döneme dönüş hareketini anlatır.

Hacc davetinin muhataplarının müreffeh tabaka olduğu yanılışına düşüyorlar. Halbuki hacc ''düşünme'' ve anlama yeridir. İbrahim orada kendisini tanıyanları bekliyor. İnsanlar gelip o arada toplanmış esrarlı manaları derk edecek ve kendi toplumlarını döndüklerinde bu manaları onlara aktaracaklardır. Hacc, bir kitaptır. İnsan toplumunda başlamış ve devam etmekte olan bir kıyam hareketinin öyküsü olup, İbrahim (a.s) ve İslam peygamberi Hz.Muhammed (s.a.v) gibi yazarlar tarafından yazılıp tedvin edilmiştir.

İşte hacc, bu kitabın adıdır. Eğer teberrük maksadıyla ismini sürekli anar ve salt tekrarda hayır umarsak, ondan hiçbir şey anlayamayız. Hacc, bu kitabın ismidir ve bu kitabı anlamak için açmak, okumak derk etmek ve üzerinde ısrarla düşünmek gerekir. Ama ne yazık ki hac sünneti aramızda olmasına ve her geçen gün canlanmasına rağmen onu tanımak hususunda oldukça fakiriz. Okuyup araştıran birinin hacc eyleminin manasını idrak etmeye çalıştığını düşünsek bu konuda araştırma yapmak için gerekli malzeme ve dokümanları bulamayacağını göreceğiz. Bu konu, yazar ve mütefekkirlerimizin ayıbıdır. Ne olurdu, hacc rükünlerini anlatan kitaplar arasında, haccın mana ve hedefine yönelik de yazılanlardan olsaydı.

Ziraki, İbrahim'i dinler. İslam dini hicret dinidir. Deruni alemden hicret? Sürekli dış alemden hicret? Sürekli yerinde kalmama! Olduğun yerde sayma! Her zaman hicret edene sahip ol! Başlangıç noktasına, maksada ve insan olacağı hedefe doğru hicret et! İnsan olabileceğin yöne doğru... Cihad edebileceğin yöne doğru... Bulunduğun ve bulundukları konumdan, terakki ederek yükselebilmek için uzaklaşmalısın ve uzaklaşmalıdır! Bu senin daimi risaletinindir! Ve hicret müessesiyle İslam daima hem bedenen hem de ruhen hareket halindedir. Bu hareketlilik ise hacda sembol halinde tamamen kendisini göstermektedir. Hacc ki, dinamik bir ibadettir. Ve ferdi değil toplumsaldır. İçine kapanık yaşama!

Buda'nın hicreti yeryüzünden, insan ve yaşamdan yalnızlığa ve Nirvana'ya doğrudur... Fakat İslam’daki hicret insanidir ve fertten topluma doğrudur, hedefsiz yaşamdan hedefe doğru... din yolu ile hikmete doğru...Ve din dünyada adalet ve mesaj yüklü bir hareket olup hiçbir yerde set ve tıkanıklık kabul etmez. Ta ki, her zaman canlı kalabilsin. Zira ruh nerede kalırsa orda ölür. Aynı şekilde toplum ne hal üzere kalırsa o hal üzere ölür düşüncede aynı şekilde kaldığı ve takıldığı yerde yok olur gider.

Hacc'daki sırlı birtakım eylemlerden oluşan bu daimi hicreti nasıl anlatabilirim ki? Hicret sorumluluk yüklüdür. Ayrıca hicret, büyük bir muhaccir İbrahim (a.s)'ı hatırlatmak, ona sadık kalmak ve ona bağlanmaktır. Ve Kabe'ye doğru harekete geçmektir.

Her şeyden önce şunu belirtmeliyim ki,Mescid-i Haram'a girdiğinizde hiç kimseyi bulamassınız. (Metfum olarak kimseyi bulamazsınız).Mescid-i Haram'da hiç kimse defnedilmemiş ve edilmeyecektir.Mescid kimsenin evi değildir.Mescid-i Haram o kadar büyük ve yücedir ki,İbrahim(a.s) dahi oraya defnedilmedi hak peygamberlerden hiçbiri oraya defnedilmedi. Fakat, Allah'ın evi olan bu büyük evin kenarında bir hilal var ki,orası Hacer'in evidir. Hacer kimdir? Hacer Sara'nın kuması insanlık tarihinde zayıf olarak tanınan kadınlar! Daha zayıf olarak tanınan ise kumadır!

Tarihin sosyal bakış açısına dikkat ediniz!
Sonra İbrahim(a.s)'ın karısı Hacer'i kendi rızasıyla almış ve sadece bir çocukları olması için almıştı! Yani bütün beşeri olgu ve övünç unsurlarından soyut bir insan?! Ama İbrahim'in ve diğer bütün peygamberlerin defnedilmeye hakları olmadıkları yerde Hacer defnedilmiştir. Evi oradadır.

...Hülasa Hacc her yıl Allah ile İbrahim ile ve Hak ile buluşmadır. Her yıl Allah ile İbrahim ile ve Hak ile buluşma! Nerede? Hacer isminde bir kumanın yanında? Tarihi, İbrahim'i, haccı, öğrenmek, mahiyetini anlamak isteyenlere çok elzem bir eserdir. Küçük ama hacimli bir eserdir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr