• BIST 96.455
  • Altın 222,861
  • Dolar 5,6626
  • Euro 6,5275
  • İstanbul 16 °C
  • Adıyaman 13 °C
  • Ankara 6 °C

İçimizdeki Batı

İrfan Çelenk

Batı emperyalizmi yaklaşık beş yüz yıldır Rönesansla beraber yükselişe geçti.  Kendi içinde gerçekleştirdiği reform hareketleriyle onların gelişimine engel olan Hıristiyanlık dinin zincirlerinden kurtuldu ve hızlı bir şekilde dünyanın her tarafında söz sahibi oldu.
Sadece kendi toplumlarını değil diğer toplumları da etkilemeye ve kontrol etmeye başladı.
Toplumların siyasi, ekonomi, eğitim, sosyal, hukuk, medya ve hatta dinsel kurumlarını dizayn etmeye başladılar. Ülkelerin yer altı ve yerüstü tüm zenginliklerini sömürürken onlara itiraz etmeyecek uşaklarını da yetiştirerek sömürgelerinin başına getirmekten de geri durmadılar. Çok büyük oynuyorlar, ne yazık ki bu büyük oyunları veya daha net bir ifade ile büyük resmi göremiyoruz.
Batı tarafından, sömürülen ülkelerde onlara ait politikacılar, iş adamları, medya patronları, yargı mensupları, askerler, emniyet güçleri, bürokratlar, sanatçılar vs. yetiştirildi.  Hatta daha da ilginç olanı ise hedef toplumların dinsel inançlarına sahip (görünen) batının hizmetkârı din adamları bile yetiştirildi. Kadıyanilik, DAİŞ, FETÖ, Kesnızani, El Kaide, Boko Haram ve daha adını bilmediğimiz bir sürü cemaat kılıklı örgüt türetildi.
İçimizdeki batılıların görevi bizi ele geçirmek ve kontrol etmektir. Bunların adı Ahmet, Mehmet, Ayşe, Fatma ama kafaları batının kontrolündedir. Bunların temel görevi ülkemizi batı ahtapotunun kollarına atarak bizi esir almalarını sağlamaktır. Batının yetişmelerinin görevi yeraltı ve yerüstü tüm kaynakları batılı patronlarının hizmetine sunmaktır. Hiçbir yerli üretime izin vermezler, patronları üretir onlar da ülkemiz insanlarına satmak için pazarlamacılık görevinden öte bir şey yapmazlar. Para, ekonomi, medya, silah, güç patronları adına onların elindedir.
Eğer ki patronlarının çıkarlarına karşı çıkan ve onları tehlikeye atan birileri çıkarsa, amiyane bir tabirle yaramazlık yapan birileri çıkarsa ülkeleri anladığı dilden konuşarak uslandırırlar. Yerine göre askeri darbe, yerine göre ekonomik darbe, yerine göre kur ile darbe, yerine göre suikast, yerine göre askeri işgal ile bu uslanmaz ülkeleri hizaya getirerek ahtapotun şefkatli (!) kollarıyla sıkı sıkıya sarmalarlar. Tüm bu uslandırma yöntemlerini kullanırken medyada da şakşakçıları boy göstererek yalan yanlış haberlerle algı ve manipülasyon yaparlar.  Sokakları hareketlendirirler, hükümet hakkında ileri geri konuşurlar, ekonomi hakkında uzman tespitleriyle milletin kafasını bulandırırlar. Öyle konuşurlar ki sanırsın ki ülke elden gitmiş. Hâlbuki tüm bu kaosun arkasındakiler onlar ve patronlarıdır. Patronları dolarlarını bankalardan çekerek kurla oynarken şakşakçılar tüm olup bitenler hakkında hükümeti sorumlu tutar. Patronları ürünleri stoklayarak fiyatlarla oynarken şakşakçılar medyada boy gösterip hayat pahalılığından, fiyatların yükselmesinden şikayet ederler halkı sokağa dökmeye çalışırlar. Yavuz hırsız misali hırsızlık yaparlar ama hırsız diye ortalığı velveleye verirler ve başkalarını hırsızlıkla suçlarlar.
Bunlar size tanıdık gelmedi mi?

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr