• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 15 °C
  • Adıyaman 12 °C
  • Ankara 11 °C

İfsadla Islah Arasında 2

Bilal AKGÜL

 Önceki yazımızda ifsadın kavramsal bir çerçevesini çizmeye çalışırken birkaç hususun biraz daha açılması gerektiği kanaati bizde oluştu.

Bunlardan biri ifsadla ıslah arasında ince bir farkın olduğuna dair vurgumuzdur. Çoğu kez ortaya çıkacak netice dikkate alınmadan, söylemin ya da duruşun kişiyi-toplumu nereye götüreceğinin hesabı yapılmadan, günübirlik yaklaşımlarla geliştirilen bir söylemin en basit deyimle derinlikten yoksun olacağı aşikârdır. Bu dilin bir adım sonrası ise ifsaddır, yozlaştırmadır. İnce farktan kastımız nitelikten değil, kullanılan dilden kaynaklanan farktır.

İfsada kaynaklık eden etmenlerden biri de burhandan-delilden yoksunluk ya da burhan olarak ortaya konulan şeyin ana kaynaklarımızdan neşet etmeyen bir özellikte olmasıdır. Zanna dayalı bir yaklaşımın ifsad etme potansiyeli yüksektir.

 

Islahı ifsaddan ayıran temel vasıflardan biri kullanılan dilin Kuran temelli bir dil olması, peygamberi metodun bu dilin oluşmasında belirleyici bir yere sahip olmasıdır. Akıl selimi merkeze alan, ana kaynaklarımız referanslı, duygusal-tepkisel olmaktan uzak bir yaklaşım ancak ıslah edebilir. Bu ayaklardan herhangi birinin eksik olması ise ifsada götürür.

İfsad, kimi fertlerde ise kronik hale gelmiştir. Zehri bal kılıfında satmada mahir olan bu tür insanların belirgin vasfı müzmin muhalif bir anlayışı sloganlaştırmalarıdır. Yapıcı eleştiri ya da özeleştiri yapmaktan uzak olan bu tür bir anlayışın, ortaya konulan her ürüne, emeğe bir şekilde eleştiride bulunma gereği hissetmesi, anlayışın tehlikesi ile ilgili sanırım önemli veriler sağlıyor.

‘Ben’in baskın olduğu bir anlayışın ıslah etmekten çok ifsad etme potansiyeline sahip olduğunun altını çizmek isterim. Islahın merkezinde (ya da kriteri olarak) kendini, düşüncelerini, duruşunu gösteren bir anlayışın iflah olmaz bir hastalığa sahip olduğunu söylemek abartı olmazsa gerek.

Saddam Hüseyin’i, Hüsnü Mübarek’i hatırlayın. Toplumlarına neler çektirdikleri, nasıl bir katliamdan geçirdikleri, nasıl yozlaştırdıkları ortada iken, kendilerine karşı harekete geçen halkı küçümsemeleri, hatta bu sürecin halk için ciddi tehlikeler barındırdığını, ancak kendilerinin devleti-toplumu bir arada tutabileceklerini ifade etmeleri bu yönüyle dikkate değerdir.

Hayır, basit ayrıntılardaki farklılığı ifsad olarak görüyor, en küçük bir eleştiriyi bile ifsada yoruyor değilim. Mesele şu: Eğer gittiğiniz yolda kullandığınız dil, hislere dayalı, yöntemle istikameti karıştıran bir dil ise bu dilin ifsad etme potansiyeli yüksektir. Araçla amacı, istikametle yöntemi biri birine karıştıran, daha doğrusu birini ötekinin yerine ikame hatasına düşenin niyeti ne olursa olsun ifsad etme ihtimalinin yüksek olduğunu belirtmek isterim.

Kaynaklardan beslenme usulünün de ıslahtaki önemini belirtmeden geçemeyeceğim.

Doğru anlaşılmamış bir kavramın hayata uygulanmasının ne tür cinayetlere müsait olduğunu varın siz düşünün.Düzeltmeye çalışırken daha da bozan…  Haricilerin yarattığı tahribatı ve günümüz versiyonlarının nasıl bir algı operasyonun maşaları durumuna düştüklerini hatırlayın.

Tamam, basınından tutun bilumum kitle iletişim araçlarının yarattığı algının bu tür bir durumun oluşmasındaki etkisinin farkındayım. İyi de batılın ayak oyunlarına, desiselerine, hesaplarına karşı uyanıklığın bizim temel düsturumuz olması gerekmez mi?

Bireysel ve toplumsal kâmilleşmeyi ideal edinenlerin batıl niyetle söylenen hak sözlere karşı uyanıklığı da bir diğer husustur. Söylemin cazipliği, kullanılan dilin ana kaynaklarımızı referans edinmesi de bu anlamda tek başına bir olumlu değerlendirme kriteri olmamalıdır. Kavmiyetçiliği bir hastalık olarak bize bulaştıran batılıların kullandıkları dilin masumiyeti aşikârdır. Dilin masumiyeti amacın masumiyetini tek başına belirleyemez.

Uyanma ve diriliş ancak kendi medeniyetimizin dinamiklerinden kaynaklandığı zaman bir anlam ifade eder. Kendi sorunlarını ithal anlayışlarla çözme girişimi ancak ve ancak ifsada kapı aralar. Toplumun yozlaşmasının önünü açar.

Kaş yapayım derken göz çıkarmak da bu olsa gerek.

İfsad, önemli bulaşıcı hastalıklarımızdan biridir. Bulunduğumuz ortamın sağlıklı bir bünyeye sahip olmasında bu ve benzeri hastalıklara karşı Kuran’dan neşet eden bir yaklaşımı etkin bir şekilde kullanabilmemiz önemlidir. Fasid ıslahın önündeki önemli setlerden biridir.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr