• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 21 °C

İkbal'de Benlik Eğitimi

Bilal AKGÜL

 

Benlik sözlükte, ferdiyeti ve şahsiyeti meydana getiren varlık, ben duygusu olarak tanımlanır. Kavram, kullanan medeniyete göre anlam değişikliğine uğrayabilmiş; pozitif anlam yüklemenin yanında negatif anlam da yüklenebilmiştir. İslam Medeniyeti, özellikle eğitim alanında ferd olabilmeyi önemsemiş; bir eğitim sisteminin başarılı olmasının göstergelerinden biri olarak ferdiyet-benlik bilincini oluşturmadaki performansı gösterilmiştir.

 

Batı eğitim felsefesinde daha çok güç ve otorite sahibi olma, tabiata hâkim olma, muktedir insan olma boyutunun ön plana çıkarıldığını söylemek mümkündür. Mesuliyeti olmayan bir fert anlayışını (özgürlük anlayışını) sloganlaştıran Batı eğitiminde hâkim ruh, faydacılıktır. Haliyle, Batı için, başarılı bir eğitim sisteminin kriteri olarak da kainat üzerinde otorite kurmayı , tabiattan güç devşirmeyi ve faydacılığı gördüğü söylenebilir..

 

Buna karşılık İslam eğitim felsefesinde hikmeti talep etme, arama; tabiata hâkim olma yerine kendi çevresine hâkim olma (nefsini kontrol etme) ; muktedir insan yerine salih insan olma anlayışının ön planda olduğunu görmekteyiz. Bunun yanında İslam eğitim sisteminde estetik ve kemale ulaşma ile faziletin temini temel öncelikler olarak ifade edilebilir.

 

Bu yazımızda İslam eğitim felsefesinin temel konularından biri olan birey olma veya benlik konusunu Muhammed İkbal'in düşüncesi çerçevesinde ele alacağız.*

 

İkbal'e göre ,''ben'' sahibi olmayan herhangi bir varlık gerçekte var olamaz. Ferdiyet, çok farklı çevrelerle ne kadar ilişkiye girebilir, hemhal olabilirse o derece bilenir, gelişir ve zenginleşir.'Ben' bilinci kendine hastır, özgündür, taklitçilikten uzaktır. Bundan dolayı taklitçiliği dilencilik olarak görmüştür. Ve dilencilikle de benlik kurulamaz düşüncesini savunmuştur.

İkbal'e göre benlik insan hayatının vazgeçilmez temelidir. Bireyin bu son derece değerli varlığını korumak için ciddi bir mücadele içerisinde olması gerektiğinin altını çizer.

               

Tekâmülün boyutu ile ilgili yaptığı analiz önemlidir. Bireyle birlikte tüm canlı varlıkların sürekli bir tekâmül içinde olduğunu ifade eden İkbal, 'benliğin yavaş yavaş oluşması, kendini ortaya koyması' insanı geliştirir ve bu birey mükemmelleşene kadar devam eder.

 

Kâinatta her şey kendini ifade çilesinde

Her zerre bir kürre olma yolunda!

Hayat, bu içten arzu olmaksızın ölümü sayıklar;

Ferdiyetin gücü hardal tanesini dağa,

Onun zayıflığı dağı hardala çevirir!

 

Bireyselliğin merkezine farklılığı koyan İkbal, kemalliğin kriterlerinden biri olarak birey olmanın şuurunda olmayı görür.

 

Kâinatın hayatı kendi öz gücüne dayandığından

Hayat bu güçle orantılıdır.

Bir su damlası kendi görevinin şuurundaysa

En değersiz şeylerden inciyi yaratır.

 

Hayatın gidişatında sorumluluk almayı önemser. Bu yönüyle insanın kendi kaderinin şekillenmesinde olduğu kadar, evrenin şekillenmesinde de rol alabileceğini ifade eder. Ona göre ayetin de vurguladığı üzere değişim toplumun içinden gelmelidir. ''Kişi kendini değiştirmezse hayatın itici gücünü hissetmezse, içindeki ruh taşlaşır ve cansız bir madde düzeyine iner.''

Değişimin, benliğini geliştirmenin beslenme kaynakları bu yönüyle önemlidir. Kişinin kendi kaynaklarından, medeniyetinden, tarihinden, kültüründen beslenmesi, değişim ve gelişimin ilham kaynağını oluşturur. Doğu toplumlarının Batı'ya özenmelerine bundan dolayı şiddetle karşı çıkar.

 

Batılılarca geliştirilen bakış açılarına borçlu olma,

Kendi ölçülerinin malzemelerini kendi çamurundan yap.

 

İkbal'in kâmil insan tasavvurunda batının kavramlarına, söylemlerine, medeniyet algısına kesin bir itirazın olması dikkate değerdir. Özellikle Batının değerlerini boş, sahte bir modernlik duygusu olarak dile getirmesi, yine özgürlük, serbestlik adına fıtratı-kişiliği zedeleyen davranışların sloganlaştırılmasını ayıplar.

 

Kişilik eğitiminde vurguladığı önemli kavramlardan biri de özgürlüktür. O, hayatın sırlarının ortaya konulmasının temel şartlarından biri olarak özgürlüğü görür. Özgürlük çevreyle sağlıklı bir ilişki kurabilmenin de ön koşullarındandır. Ona göre özgürlük hayatın nefes borusudur.

 

Köleye zaman bir zincirdir,

Onun dudakları sadece kaderi suçlar!

Özgür adamın cesareti kaderinin yöneticisidir,

Ki o, olayları şekillendiren bir eldir.

 

Eğitimde büsbütün aşırı entelektüel anlayışa karşı çıkar. İnsan kişiliğinin rengârenk yapısını oluşturan tecrübenin, yaşantıların bütün özelliklerini dikkate alacak, yaşamı ıskalamayan bir anlayışın önemine vurgu yapar.

 

İkbal'in eğitim alanında yaptığı tanımlamalar ve açıklamalar, günümüzde eğitim ile ilgili yaşanan teorik ve pratik sorunlara çözüm bulmada önemli katkı sunacak özelliktedir. Tüm dünyanın sorunu olarak görülebilecek eğitim ile ilgili sorunların çözümünde medeniyetimizin kaynaklarından beslenen İkbal gibi şahsiyetlerin eserlerinin önemli katkı sağlayacağı kanaatindeyim.

                * Prof.Dr. K.G.Saiyidain, İkbal'in Eğitim Felsefesi, Ankara Okulu Yayınları, Çev. Prof.Dr. Necmettin Tozlu
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr