• BIST 88.735
  • Altın 229,592
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • İstanbul 24 °C
  • Adıyaman 25 °C
  • Ankara 19 °C

İLLAKİ ADALET

Adem Ballı

Gerek küresel düzeyde gerek ulusal düzeyde siyasi ekonomik ve sosyal olaylar baş döndürücü bir hız ile cereyan etmektedir. Küresel düzeyde özelde Suriye meselesinde Amerika’nın Esad’ın kimyasal saldırısına karşılık oluşturduğu sahte “vuracağım” algısı dünyayı kasıp kavururken içerde bir anda kendimizi seçim atmosferinde bulduk.

Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından bahçelinin Ağustos ayında seçim yapalım teklifine karşılık çok daha kısa bir süre olan 24 Haziranda seçim kararı alındı.

Bu yazımızda biz aman efendim dün seçim yok diyordunuz bugün ne oldu da birden seçim aklınıza geldi. Ya da baskın seçim ya da korkudan seçim gibi lafları pas geçeceğiz.

Sonuçta karşı karşıya olduğumuz bir gerçeklik var oda Allahtan bir mani olmazsa 24 Haziranda hem Cumhurbaşkanlığı Hem de milletvekili seçimleri var. Bu Gerçekliğin ışığında idarecilerimizden beklentilerimiz ve tavsiyelerimiz olacaktır.

Bizler Müslüman olarak hakka karşı sorumluyuz. Hak bizden haksızlıklara karşı adaletsizliklere karşı sesimizi en gür şekilde çıkarmamızı emreder.

"Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. Marufu emreder, kötülükten vazgeçirmeye çalışırsınız; çünkü Allah'a inanıyorsunuz...'' (Alu İmrân, 3/110).

En hayırlı ümmet olmamızın sebebi hikmeti iyiliği emretmek ve kötülüğü nehyetmekten geçiyor. Bu ayete iman eden bir Müslüman olarak yöneticilerimize içinde bulunduğum toplumun sıkıntılarını ve süregelen adaletsizlikleri dile getirmeyi bir imani gereklilik olarak görüyorum.

Seçim kararının alındığı günden bu yana medyada bil hassa ak parti medyasında başlatılan seçim propagandasının toplumun sosyolojik katmanlarından orta ve en altta (ekonomik tasnif) ki grupların beklentilerinden çok uzak bir propagandanın yapıldığına şahit oluyoruz.

Elbette bilimum küresel emperyalizmin ayak oyunlarından bahsedilecek. Bunlar çözümlenecek ve halka anlatılacak. Fakat şunu kabul edelim. Küfür her daim oyun yapar. Bu onun kodlarında bulunan bir durumdur. Burda onların oyunlarından bahsederken halkın beklentilerini ıskalamamak gerekir.

Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendiniz, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın, (şahitliği) eğer, büker (doğru şahitlik etmez), yahut şâhidlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Nisâ : 135

Bu ayeti niye yazdım. Evet değerli büyüklerim toplumun her kesiminin en temel beklentisi adalettir. Yaşadığımız ülkenin siyasal sisteminin çarpıklıklarına rağmen olabildiğinin en iyisiyle adalet beklentisi…

Doğrudur özellikle 15 Temmuzda aldığımız darbeden sonra yaşadığımız çalkantılar kolay atlatılacak çalkantılar değildir. Lakin maharette zor zamanda adaletten sapmamaktan geçmez mi?

Somutlaştırmak gerekirse:

-Adalet mekanizmasındaki hukuksuzluklar. Zaten doğru dürüst bir adalet mekanizmamız yokken 15 Temmuzla beraber ihraç edilen fetöcü hakim savcıların bıraktıkları enkazla beraber yeni gelen kadroların tecrübesiz olmaları, keyfi karar almaları, üstlere yaranma mantığıyla yapılan operasyonlar, uzun tutukluluk süreleri ve özellikle toplum vicdanına dokunan bazı özel durumların (Lohusa kadının tutuklanması vs) yaşanması adalet duygusunun iyice zayıflaması…

-Adaletsiz vergi sistemi (bilhassa küçük esnafı ezen)

-Bir türlü rayına oturmayan eğitim sistemi. Üzerinde tabiri caizse iki güne bir yapılan değişikliklerin hızına yetişemeyen ve dolayısıyla boksörden yediği yumruklarla nakavt olan bir sistem...

-Gerek milletvekillerinin gerek belediye başkanlarının kendi seçim mahallerinde kamu kurum kuruluşlarında kurdukları “akrabacılık” kadrolaşmasının oluşturduğu adaletsizlik durumu ağası paşası olmayan kesimlerinde gelecek umutlarında büyük vicdani kırılmalar meydana getirmektedir. Hatta şahit olduğum odur ki bazı yöneticilerin özel sektörün işçi alım durumlarına bile müdahil olduklarıdır.

-  Mülakat sistemi, 2007 yılından sonra kamu kurumlarındaki alımların sistematik bir şekilde merkezi sınav sistemiyle değil de mülakatla yapılmaya başlanmasıyla ve en son öğretmen alımlarında da  böyle bir sisteme dahil olmasıyla adalet duygusu büyük bir yara almış bulunmaktadır.

Daha seçimin başındayız bunlar buraya sığdıra bildiklerimdir. Elbette listeyi uzatmak mümkündür. Ama temel beklentimiz bellidir. İllaki adalet illaki adalet.

Şuan ki yöneticilerimize olan desteğim hep şu ilke üzerinde olmuştur.

Asli meseleleri tali olanlara feda etmemek gerekir. Yani şuan ki yöneticilerimiz ümmetin genel maslahatını düşündüğümüzde alternatiflerimiz içindeki en iyi alternatiftir. Bundan dolayı hep destekledik.

Fakat şunu belirtmekte fayda vardır. Bir örnek ile büyük lider kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi’nin hayatını anlatan bir kitapta okuduğum bir kesit “Ordusuyla sefere çıkma kararı alan kudüs fatihi halkının içinde bulunduğu yokluk ve kıtlığı görünce sefere çıkmaktan vazgeçer önce o halkın refah düzeyini yükseltir olduğu kadarıyla sonra sefer kararı alır”

Niye çünkü karnı aç bir ordudan ve halktan zafer bekleyemezsiniz.

Eğer tali meselelerde adaleti sağlayamazsanız asli meseleleri koruyamazsınız.

Bu köşede yöneticilerimizin yaptığı iyi uygulamaları saymak en kolayıdır. Düsturumuza göre dost odur ki yüzüne karşı yanlışlarını söylesin.

Milletler adil oldukları sürece payidar olurlar. Tarih adaletten sapan ve sonun da helak olan kavimlerin hikayeleri ile doludur.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr