• BIST 109.156
  • Altın 153,298
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • İstanbul 14 °C
  • Adıyaman 1 °C
  • Ankara 1 °C

İnanç Kaynağımız Rüya Ve Hayaller Mi?

Abdullah YEKTA

 Biz neye, nasıl inanacağız?  Bilgi kaynağımız nedir? İnançlarımız neye göre şekilleniyor? Kur’an’a ve Mütevatir hadise göre mi? Zayıf ve uyduruk bir takım rivayetlere göre mi? Yoksa birilerinin rüyalarına göre mi inançlarımız şekillenir. İslam inancının temel ilkeleri sağlam ve sabit değil midir? Bu konuda temel ölçümüz ne olacak? Mezheplerin bu konuda bir ittifakları var mıdır?  Bugün üzerinde düşünmemiz gereken en temel konuların başında bu konu gelmektedir sanırım.

            Muhyiddin ibni Arabi’ye “Men arefe nefsehu fe ked arefe Rebbehu- nefsini tanıyan Rabbini de tanır” sözünü sormuşlar, Hadistir, demiş. ‘ Peki, bunun kaynağı nedir’, diye sormuşlar o da, ben Peygamberle konuştum, bu hadisi ondan işittim, diye cevaplamıştır. Peygamber (sav) ile Muhyiddini ibni Arabî arasında beş, altı asırlık bir zaman var. Her dileyen Peygamberle bu şekilde irtibata geçebiliyor mu? Yoksa birilerinin kalp gözü açık da her şeyi görebiliyor mu? Geçmiş ve gelecekle ilgili haber verebiliyorlar mı?

            Bunun ölçüsü nedir? Peygamber’in (sav) böyle bir özelliği var mıydı? Mesela Uhud savaşında olacak olanları, gözünü kapatıp görebilseydi?  Yetmiş sahabenin şehit olmasına engel olsaydı, olmaz mıydı?  Hayır, peygamberin böyle bir özelliği yoktu. O, sadece Allah’tan vahiy alan bir peygamberdi. O gözünü kapatıp insanlar arasında cin mi geziyor, melek mi geziyor, vs. gibi şeyleri bilmezdi. O’nun Peygamber olması, gayb bilgisine de sahip olduğu anlamına gelmez.

            Türkçe olimpiyatlarında “Ben Hz. Muhammed’in aranızda gezdiğini görüyorum”, “Rüyamda Peygamberi gördüm, falan partiye oy vermeyiniz, dedi”  gibi ifadeler hangi akidenin ürünü acaba? İslam’da rüya yoluyla Peygamber’den bilgi alma, yine Peygamber’den emir alma var mı? İsteyen, ölülerle, istediği zaman irtibat kurabiliyor mu? Bu şekilde ruhçuluk İslam’da var mı?  Yoksa bunları söyleyenler başka bir dine mi inanıyor?

            Ölmüş biri, peygamber de olsa artık geri bu dünyaya gelemez. Ölülerin bu dünyaya tekrar geleceğine dair inanç Hrıstiyanlık ve Hinduizm gibi dinlerde vardır. İslam inancına göre(Mu’minun suresi-100) kişi öldüğü zaman onunla bu dünya arasına “Berzah”-perde konulur. Artık o kişi bu dünyaya asla dönemez. Peygamber olsun, âlim veya fakih olsun, Allah’ın veli-dostu olsun fark etmez. Artık kimse bu dünyaya dönemez.  Kıyamet günü sura üfürüldüğü zaman herkes eşit bir şekilde sorgulanır.

            Bu insanların, “aranızda peygamberi görüyorum; rüyamda bana şunları söyledi” gibi sözleri hezeyandan başka bir şey değildir. İzafidir, göreceli bir durumdur. Herkes yaptığı yalan-yanlış şeyleri, ben rüyamda Peygamberi gördüm, bana bunları emretti, diye gerçek kılıfına sokmak isteyebilir. Bu tür yalan yanlış argümanlara başvurulabilir. Herkes istediğini, kötü de olsa, Peygambere söylettirebilir. 

            Bunun hiçbir ölçüsü olmayacak mı? Yoksa bazı cemaat liderlerinin özel bir yetkisi mi var?  Peygamber’in(sav), sahabenin ve Tabiin âlimlerinin böyle bir adetleri yoktu. Yoksa bu insanlar, Allah katında Peygamber’den daha özel kişiler midir?

            Acaba Peygamber(sav) Koç Holdingin sponsorluğunu yaptığı sazlı sözlü, kıyafetleri hiç de İslam’a uygun olmayan şarkıcıları görmeye mi geldi? Acaba Peygamber(sav) Arapların, Farsların, Kürtlerin, Rusların… v.s. milletlerin şarkı ve türkülerini dinlemeye de gelir mi? Peygamber’in(sav) dili Arapça idi. Acaba Arap dili şenliklerine de gider mi? Yoksa gidiyor da Araplar mı görmüyor? Arapların kalp gözleri kapalı mı?

            Eskiden şeyhler ve mürşitlerin değeri gösterdiği kerametlerin sayısı ve büyüklüğüne göre bilinirdi.  Şeyhe olmadık kerametler ve olağan üstü olaylar atfedilirdi. Şeyh uçmaz, mürit uçururdu. Bugün de hem şeyhler ve hem de mürit uçma ve uçurtmanın peşindeler.

            Mektubatı Rabbani’de anlatılır. Bir gün keramet peşinde olan, mürşidi kerametle ölçmeye çalışan bir grup, İmam Rabbani’ye gelmiş ve ey İmam senin kerametlerini görmeye geldik, demişler. İmam Rabbani de kalmış, dergâhın içinde birkaç defa gidip geldikten sonra o cahil müritlere,  “Kerameti gördünüz mü ey cahiller, diye seslenir. Onlar da hayır, keramet göstermediniz ki, derler. İmam Rabbani ey ahmaklar, benim yaşamam, nefes almam, yürümem en büyük keramet değil mi? Daha Allah’tan, başka ne istersiniz, der.

            Aslında sorun belli insanlar asli din yerine bir takım hurafeleri ikame edince Allah’ın kitabından da, Resulünden da uzaklaşırlar. Üzerlerine iş olmayan şeylere kalkışırlar.

            Evet, Müslüman’ın inancı Kur’an’ı Kerime göre şekillenir. Allah’tan başka kimsenin inanç koyma yetkisi yoktur. İnancımızın ve Kur’an’ın açıklaması durumunda olan sahih sünnet ve hadisler belirleyici olabilirler. İslam kimsenin rüyalarına muhtaç değildir. Bu din, kimsenin hayallerine ihtiyaç duymaz. 
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr