• BIST 108.518
  • Altın 153,390
  • Dolar 3,8429
  • Euro 4,5142
  • İstanbul 15 °C
  • Adıyaman 12 °C
  • Ankara 7 °C

İnsan Onuru Ve Yönetim

Abdullah YEKTA

 Mahalli seçimler, ülke yönetimi açısında bir supap görevini görür. Mahalle muhtarlarını, belediye başkanlarını ve il encümenlerini yenilemek için sandık başına gideriz. Öfke ve sevgilerimizi bir dakikalığına, bir kişiye onayımızı vermek suretiyle öfkelerimizi boşaltıp geçeriz. Vatandaş olarak, mahallenin ve beldenin yönetimini birilerine verip geçeriz. Beş yıl, yerimize sen burayı yönet, deriz. Bazılarına göre, beş yıl çok uzun bir zamandır. Ama kimisine göre ise beş dakikalık bir süredir, hemen gelip geçer. Geriye sadece insanlık adına yapılmış bir şey varsa o kalır. Bu sürenin sonunda insanlar, seni yaptığın iyi şeylerle anarlar. İnsanın ağırlığı yaptığı iyi şeylerle belli olur.

            Bir ağaç dikmişsen, bir insana yardım etmişsen, şehirde iyi bir gelenek bırakmışsan, beş senenin sonunda bunlarla hatırlanıyorsan, insanlar seni güvenli biri olarak görüyorlarsa, insanlara karşı sende bir tebessüm sadır oluyorsa, insanlar lanet değil de sana dua okuyorlarsa insana kalacak olan odur.

            Eskiden beri hep söylenir, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” İnsana hizmet et ki umut yeşersin. İnsanlar yetmiş iki millet, hizmet nokta-i nazarında birini ayırırsan kalbin kararır, insanların lanetini, bedduasını alırsın.  Mazlumun ilencini alırsın. İnsana hizmet için gelen; insanı yaşatır, insana umut aşılar, insanın duasını alır. İnsanların birbirlerine güveni artar. Güvenle, huzurla ve umutla bakan taşları dahi yumuşatır.

            Yöneticinin dikkat etmesi gereken hususların başında insan onuru gelir.  İnsan onuru cam gibidir, kırıldı mı bir daha bir araya gelmez. Ammeye ait olan bir kurumda her türlü insan vardır. Seven sevmeyen, aynı fikre sahip olan olmayan her türlü insan mevcuttur. Onların konumu önemlidir, onurları çiğnenmemelidir.

            Bugün belediyeler, bu tür hassas kurumların başında gelir. İnsan hayatının harcandığı yerlerdir. Bu benim adamım, şu ötekinin adamı; o benim adamlarımı ezdi, ben onun adamlarını ezeyim türü ilkel yaklaşımların olduğu yerlerdir. Çöpçünün masa başına, masa başındakinin çöpe gönderildiği; çöpte çalışanın hep masa başını hayal ettiği bir yerde hizmet beklenmez. Orası artık stres, gerginlik ve kahır yeri olur. Beş sene boyunca, insanlar birbirlerinin kuyusunu kazmakla uğraşırlar. 

            Bir kurum amirinin yapması gerekenlerin başında liyakatine göre insanlara iş vermektir. Liyakatine göre değil de benim adamım, onun adamı şeklinde bir tasnif oluyorsa o kurumdan hayır gelmez. O kurumun başındaki insanın bir değeri olmaz. Zoraki bazı işleri gördürür ama o iş, adamakıllı bir iş olmaz. Kişilerin meşrebi, mezhebi, partisi, düşüncesi ve hatta dini de ayrı olsa ehliyet ve liyakatine göre bir iş gördürülmüyorsa orada zulüm vardır. Orada haksızlık, adaletsizlik, adam kayırmacılık vardır.

            Kimsenin bir ötekine karşı böyle davranmaya hakkı yoktur. İslam’a göre bu şekilde bir davranış haramdır. Ezilen insanlar, ezmeye hevesli olurlar. Bu psikolojik bir hastalıktır. Müslüman,  bu davranışlardan uzak durur.

            Yarış seçim gününe kadardır. Seçim bittikten sonra kin, nefret ve husumet biter;  onun yerine sevgi ve şefkat gelir/ gelmelidir.  Sana karşı çalışan biri de olsa, onun en iyi yapabileceği iş neyse o iş verilmelidir. İslam’da ehliyet ve liyakat esastır.

            Bir kurumda, bu belediye olur, başka bir yer olur, fark etmez, eğer bir işçinin onuru çiğnenmişse, orada onuru çiğnenen o kurumun başındaki adamdır. Kurumun başındaki amir, işçi ve memurunu kendi kardeşi gibi görmeli ve öyle muamele etmelidir. Siyasette hırs bazen hiç bitmeyebilir. Sağda solda yandaşlar sokulabilirler, insana günah işletebilirler. Bu bizim adamımızdır, şu ötekinindir, bunu geri plana at şunu öne çıkar, şunu güzel yere, şunu kötü yere ver, diyebilirler. Yönetici adam her şeyden önce Allah’ın adaletini gözetmelidir.

            Hizmet hususunda da ayrımcılık gözetmemelidir. Bazı mahallelere özel hizmetler olmamalı, her tarafa eşit hizmet götürülmelidir. Bazı sokaklar yedi sekiz yıldır hiç dokunulmamıştır. Bir an önce bunlar elden geçirilmelidir. Belediyecilikte pansuman türü icraatlar yerine kalıcı şeyler yapılmalı. Bir sokak her üç dört senede bir asfaltlanmaz veya taş döşenmez. Yapıldığında doğru yapılmalı on sene yirmi sene sürmelidir.  Kâhta’nın bir köy görünümünden kurtarılması lazımdır. Çağdaş bir şehir düşünülmelidir.

            Kâhta’nın utanç meselesi haline gelen kaldırım işgaline bir son verilmeli. Adam tezgâhını kaldırıma kurmuş, arabasını da tezgâhın yanına park etmiş, gelip geçen yayalar sokağın ortasında geçmek zorunda kalıyor.  Bu tür uygulamalar geri kalmış, medeniyet görmemiş yerlerde olur. Aslında hakkaniyetle hareket edilse, kaldırımları işgal edenlere müsaade edilmezse, herkese eşit davranılsa bu mesele de kendiliğinden çözülmüş olur.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr